Anadolu’da dünya dışı yaşam izleri

Her toplumun ve her uygarlığın tarihi, kendi içinde binlerce gizem barındırmaktadır. Bazı gizemler kendilerini masallar, mitoslar ve efsaneler yoluyla gösterirken bazıları ise sırlarını daha nesnel bir biçimde günümüze taşımaktadır.

Günümüz insanı bu gerçekleri masal, uydurmaca deyip geçivermiş ve ardındaki geleceğimize yön verecek olan doğruları görmezden gelmiştir. İşte bu durum içinde Ufoloji bilinmeyen tarihin birçok sırrını gözler önüne sermeye çalışmaktadır.

UFOloji’yi sadece günümüz koşulları içerisinde bilimsel ve kültürel olarak nitelendirmek yanlıştır. Çünkü UFO’ları bilmek için bir araştırmacının kendi öz tarihini ve arkasında kalan gizli bilgileri ve gerçekleri de öğrenmesi şarttır. O nedenledir ki bizler UFO araştırmacıları olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek ve tarihimizin hiçte sanıldığı gibi olmadığını göstermeyi kendimize bir görev biliyoruz.

Bu sebeplerden yola çıkarak Türk Ufoloji tarihçesine dair bazı arkeolojik örnekleri sizlere sunmayı uygun görüyoruz. Türk Dünyası’nın UFO’larla bağlantısı hiçte sanıldığı gibi az değildir. Dünya’nın birçok yerinde olduğu üzere tarihimiz de dünya dışı etkilerle sayısız defalar karşı karşıya kalmıştır. Bunların kanıtlarını günümüz Anadolu topraklarının üzerinde rahatlıkla görebilmekteyiz.
İşte bunlardan bazıları…

AFYON’DA 14 MİLYON YILLIK TEKERLEK İZLERİ

Günümüzde Eskişehir, Kütahya ve Afyon il sınırları içerisinde kalan bölgeye yayılmış olan ve Frigya medeniyetinden izler taşıyan tarihi kalıntıları ve antik eserleri bünyesinde barındıran bölgeye Frig Vadileri denir. İkinci bir Kapadokya’yı andıran bu bölge tarihi güzellikleri, kiliseleri ve üzerinde birçok sırrı barındıran yapıları ile çok önemli bir turizm merkezidir.

İşte bu gizemlerden biride antik astronotlar kuramına kanıt teşkil edecek olan 14 milyon yıllık gizemli işaretlerin ve tekerlek izlerinin bulunduğu sıradışı vadidir. Yüksek bir zekanın işi olduğu anlaşılan araç izleri ve şekiller uzmanların dikkatini çekmiş ve gözlerin bu bölgeye çevrilmesini sağlamıştır.
Bölge üzerinde incelemeler yapan ünlü Moskovo Fen Bilimleri Bilimsel Araştırma Merkezi'nde Müdür olan Dr. Koltypin, 3 meslektaşı ile birlikte Türkiye'de saha araştırmasındaydı.
Yaptığı incelemelerde eskiden çamur ve balçık kaplı olan toprakların üzerinde km’lerce süren devasa tekerlek izlerine rastladı. Fakat bu mümkün olamazdı çünkü bu izler 12-14 milyon yıllık bir geçmişe aitlerdi. Ve basit at arabası izlerine hiç benzemiyorlardı.


Konu ile ilgili şaşkınlığını gizleyemeyen Jeolog Dr Alexander Koltypin, Türkiye’nin merkezindeki Frig Vadisi’ndeki gizemli işaretlerin akıllı bir ırk tarafından yapıldığına inanıyor.
Koltypin açıklamalarında şunları diyor: “Kayalık tarlalar milyonlarca yıl önce kalın çamurlarla kaplıydı … biz insanlardan söz etmiyoruz.” Buradaki izlere baktığımızda “Bir çeşit araba veya arazi aracından bahsediyoruz.”
Koltypin, “Tekerleklerdeki eski araçların yumuşak toprakta, belki de ıslak bir yüzeyde sürüldüğünü varsayabiliriz.”
“Ağırlıkları nedeniyle tekerlek izleri çok derindi. Ve daha sonra bu yarıklar ve etrafındaki tüm yüzey taşlaştı ve böylece kanıtları sağlama aldı. Bu tür vakalar jeologlar tarafından iyi bilinir, örneğin dinozorların ayak izleri de benzer şekilde doğal olarak korunmuştur. Çünkü izler, tüflü (sıkıştırılmış volkanik küllerden oluşmuş) tortuların taşlaşması sonucu oluşmuş”
Bir başka Rus akademisyende konuyla ilgili “eski bir medeniyetin milyonlarca yıl önce Dünya genelinde dev arazi araçlarını sürdüğünü ve izlerin bugün hala görülebildiğini rahatlıkla görebilmekteyiz” demektedir.


Uzmanlarca detaylı şekilde incelenen tekerlek izlerine bakıldığında izlerin çift tekerlek izleri oldukları ve zaman zaman bu araçların birbirini geçecek şekillerde izler bıraktıkları görülmüştür. Hatta bazıları daha derin izler çıkararak adeta yüzeyde derin baskılar oluşturmuşlardır.
İzlerin analizi yapılıp tarihlendirildiğinde ise karşımıza en az 12 ila 14 milyon yıllık bir geçmiş zaman dilimi çıkmaktadır.

ERZURUM’DAKİ ASTRONOT HEYKELİ

1973 yılında Erzurum’un İspir kazasında yapılan arkeolojik kazılarda oldukça küçük boyutlarda, ilginç bir heykelcik bulundu. Bu heykelcik bir çok kişi tarafından bir astronota benzetildi. Gerçekten de özellikle arkasındaki çıkıntı uzaya çıkan günümüz astronotlarının sırt çantalarını çağrıştırıyordu.

Bir tür tek parça tulum giymiş gibi görünen heykelin bir başlığı ve kask camı çok net seçilmekteydi. Sırtında da dikdörtgen bir sırt çantası bulunmaktaydı. Elinde de bir tür cihaz taşımakta. Fakat bu kısım baya hasar gördüğünden tam olarak ne olduğu anlaşılabilmiş değildir.

Yaklaşık 3000 yıllık olduğu ve pişmiş topraktan yapıldığı anlaşılan heykelciğin Urartulara ait olduğu sanılıyor.Yörede yaşayan yerli halk ise binlerce yıl önce göklerden yabancıların geldiğine ilişkin kuvvetli bir inanç taşıyorlar. Heykelciğin de bu yabancılar örnek alınarak yapıldığı öne sürülüyor. Buna benzer bir inanca Orta Anadolu’da Kapadokya yöresinde yaşayan halkta da rastlanıyor. Onlar da yer altı şehirlerinin uzaydan gelen yabancılar tarafından inşa edildiğini söylüyorlar.

DÜNYANIN EN ESKİ OTOMOBİL OYUNCAĞI

Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nde iki ay önce höyüklerde yüzey taraması yapan arkeologlar, pişmiş çamurdan yapılmış oyuncak araba buldu. Arkeologların yaptığı çalışma sonunda oyuncak arabanın 7500 yıl öncesine ait olduğu ortaya çıktı.

Dünyanın ilk oyuncakları hakkında bilgi veren Mardin Müzesi Müdürü Arkeolog Nihat Erdoğan, dünyanın ilk oyuncağı konusundaki tarihin yeniden yazılması gerektiğini söyledi. Daha önce dünyanın ilk oyuncağının Mısır'da olduğunu hatırlatan Erdoğan, Her ne kadar insanlık tarihinin en eski oyuncağının çamurdan yapılmış toplar ya da kartopu olduğunu iddia eden araştırmacılar olsa da; oyuncak alanında araştırma yapan arkeolog, sosyolog ve tarihçilerin elde ettiği bilgilere göre, tarihin en eski oyuncağının M.Ö.5'nci yüzyılda Mısır'da yapılan tahta atlar olduğu sanılıyordu.

Son zamanlara kadar müzelerde yer alan verilere göre en eski oyuncak İskoçya'da bulunmuş 4 bin yıldan daha eski taştan yapılmış toplar olarak kayıtlara geçmişti. Oysa dünyanın günümüze ulaşan en eski oyuncağı bir ay önce Kızıltepe İlçesi'nde bir höyükte yapılan kazılarda bulundu. 7500 yıllık oyuncak arabanın Kalkolitik Döneme ait olduğunu tespit ettik. Bu tarihi oyuncak yapılan analizlerden sonra takriben M.Ö. 5500-3000'li yıllara ait.

Dünyanın en eski oyuncak arabası olma unvanını taşıyan bu arkeolojik bulgu aynı zamanda dünyanın en eski oyuncağı unvanına da sahip oldu dedi. Aerodinamik yapısı ile günümüz otomobillerini aratmayan bu oyuncak acaba nerden ve nasıl ilham alınarak yapılmıştı? Acaba geçmişin bilip kullandıklarını biz 20. yüzyılı insanı olarak yeniden mi keşfediyoruz. Bu bilgi onlara nereden ve nasıl gelmişti?

25 Oca 2021 - 11:32 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi


Anket Web sitemize nasıl ulaştınız?