adak65 @ hotmail.com

Bir toplumda üretim gücünün gerektirdiği doğa biliminin yanında, var olan toplumsal sistemin devamını sağlayacak bilime, felsefe ve ideolojiye gerek vardır. Toplumdaki sosyal düşünceler, o toplumda yaşayanların toplumsal olayları ve üretim ilişkilerini yorumlama biçimini etkiler ve toplumsal düzenin sürdürülmesinin temel mekanizmalarından biri haline gelir.Doğa bilimi, insanın doğayı etkilemesinde bir araçsal rol oynuyorsa “toplumsal bilimler” de toplumdaki insan ilişkilerini etkilemek ve kontrol etmekte aynı araçsal rolü oynar. Böyle bir kavramsal çerçevede doğa biliminin gelişmesi, üretim ilişkilerinin biçimine ve değişmesine bağlı olarak toplumsal bilimlerin gelişmesini de belirler hale gelir. Doğa biliminin gelişmesi ile toplumsal bilimin gelişmesi arasında sıkı bir ilinti vardır.

 

Toplumun gelişme ve başarısında hepimiz şerefleniriz, hepimiz bu şerefi kendimize bağlayabiliriz. Gerçekte şeref, haysiyet ve kahramanlık hiçbir ferdin değildir, bütün bu fertlerden meydana gelen toplumundur.

Her bireyin kendi yaşam deneyimi içinde bilgiyi nasıl elde ettiği üzerinde durulması gerekir. Birey bu bilgisini tek başına değil bir toplum içinde yaşayarak edinir. O zaman bilginin toplumsal olarak oluşması ve yayılması söz konusu olur. İşte bu durumda kültür olarak bilgi karşımıza çıkar. (5)

Bilginin öznesi birey olmaktan çıkarak toplum haline gelir. Bu bilginin oluşabilmesi için temsilinin toplum düzeyinde olanaklı hale gelmesi gerekir. Toplumsal temsil sistemi olarak ise karşımıza dil çıkar. Dilin bilgiyi aktarmakta kullanılmasında değişik yollar bulunur. Bunlardan biri sözel diğeri ise yazı yoluyla aktarımdır. Bu yolların her birinin bilginin birikim ve nesiller arası aktarımı bakımından farklı sonuçları oluşur. Bu nedenle sözlü ya da yazılı kültürlerde bilgiye giden yollar farklılaşır. Dil kendi kendini düzene sokan bir sistemdir ve kültürün temel öğesini oluşturur. Dilbilim ise tek tek işaretler değil onun bütününün ilişkileri ve kendi kendini düzene sokma özellikleri üzerinde durur. (6)

Bir düşünür,(7) kültürün onu anlamlaştırıcı sistemlerle çözümlendiğini söyler. Bu sistemlerin dil ya da başka iletişim biçimleri olabileceği üzerinde durur. Böylece kültürün dille ifade edilen kodlanmış kısmı olduğu gibi, dille ifade edilemeyen örtük kısımlarının da bulunduğunu belirtmiş olur.

Çok yakın tarihte 2018-2019 eğitim Öğretim yılına başlanacaktır.Ülkemizde geçerli olan eğitim sistemi her nedense bir şekil alarak uzun vade devam edememektedir.Durmadan değişkenlik göstermektedir.Buda eğitim sisteminde yaralar oluşturmaktadır.Son zamanlarda konuşulan karma eğitim sisteminde sözler dönüyor umarım eğitim sisteminin başarısını sağlayacak bir gelişmeye yönelik olur.Karma eğitim sistemini kaldırmanın eğitim sistemine fayda getireceği kanısında değilim.Tüm eğitim camiasına 2018-2019 eğitim Öğretim yılında başarılar dilerim.Uzay ve Elektronik çağına uygun bir eğitim almaları dileğiyle !