adak65 @ hotmail.com

                                                             

 

                                     TOPLUMSAL BİLİM VE EKONOMİ

Bilimin toplumsal yapı ile ilişkilerine ait kavramsal bir çerçeveyi ortaya koymak gerekir. Toplumlar, insanların gereksinimlerini sağlamak için doğanın güçlerini, kaynaklarını, insanların yararlanabileceği hale çevirerek üretim yaparlar.

İnsanlar üretim yapmak için doğayı etkilerken araçlardan, doğa hakkındaki bilgilerden, üretim araçlarını kullanış yollarına ilişkin birikmiş hünerlerinden, doğaya karşı oluşmuş tutumlarından yararlanırlar.

İnsanlar, üretimde yararlandıkları tüm öğeler toplumdaki “üretim güçlerini” oluşturur ve toplumdaki üretici potansiyelin ne olduğunu belirlerler. 

 

Tüm doğa bilimleri, üretim güçlerinin bir parçası haline gelir. Bilimin gelişmesi ile toplumdaki üretim güçlerinin ve üretiminin gelişmesi arasında sıkı bir ilinti söz konusu olur. Bu ilintiden, bugün dünyanın ulaştığı “bilimsel ve teknolojik devrim” meydana gelmiştir. 

 

Bugün teknik gelişme ile bilimsel gelişmede, teknik adam ile bilim adamı kaynaşmış ve ayrılamaz hale gelmiştir. Teknik adam ve bilim adamı arasında toplumsal sınıf farklılıkları kalmamıştır. Bilim ve teknolojinin bütünleşmesi, doğa biliminin ayrılmaz biçimde üretim güçlerinin bir parçası haline getirmiştir.

 

Bilimin üretim gücü haline gelmesi, onun kontrolü ve örgütlenmesi toplumun en önemli konuları arasında ön plana çıkmıştır. Bilim bulgularının mülkiyetinin de “üretim ilişkisi” konusu toplum açısından önem taşımaktadır. Bilimsel gelişmeyi kontrol edemeyen bir toplum, varlığını devam ettiremez veya sürdüremez haline gelir. Toplumlarda, bilimi geliştirmek için örgütlenmek ve kaynak ayırmak bir zorunluluk olmuştur. 

 İlim toplumların büyüklüklerinin sırrını insanlara açmıştır; bu sır insanların birbirleriyle olan bağlarıdır. Bütün insanlar bir toplumsal varlığın organlarıdır ve birbirlerine bu sebeple bağlıdırlar. Bu bağlar doğaldır, toplumsaldır ve iktisadidir.Son günlerde görünürde olan döviz dalgalanmaları ve piyasa belirsizlikleri toplumun ve de bireylerin psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir. Kimlerin ne dediği önemlidir ama ortada bir gerçek var Dünya ülkelerinin tümü için geçerlidir.

Üretimi olmayan ülkeler dünya piyasasında  kalıcı yer edinmedikleri için ekonomik olarak ayakta durmakta zorlanırlar.Alım gücü durmadan azalmaktadır..

Bu gün ithal etmekten veya birilerine güçlüyüz demekten uzak durmalıyız ve bir an önce üretime yönelmeliyiz.Dünya da nüfus   artışı ve

yeraltı-yerüstü zenginliklerin gittikçe azalması, önümüzdeki süreçlerde Ülkelerin ekonomik anlamda sorun yaşayacaklarının belirtisidir.

       Bunların yerini üretim ve dürüst çalışma ile doldurmanın başka alternatifi yoktur.

 

SÜLEYMAN BALKAN