yunuskusan1 @ hotmail.com

İnsan; ister cahil ister okumuş, İster yaşlı ister genç olsun. İster kadın veya isterse erkek olsun. Günah ve hatalar insan içindir. Şuan yeryüzünde hala nefes alan ve bizden önce ruhunu rahmana teslim eden (peygamberler istisna) tüm insanlar günah işlemiş/ işlemekte ve hata yapmış/yapmaktadır. Dolayısıyla kimse temiz değildir. (Tevbe-9)  Ve günah işledi diye insanı aşağılamak, incitmek ve onun onuruyla oynamak hiçbir insanın/Müslümanın hakkı ve haddi de değil. Günah işleyenin hesabını tutan ve onu ahirette hesaba çeken sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’tır.

 Müslümanın görevi sadece, (kıyametten) korkanlara hatırlatmaktır. (Nazi’at-45) Yani insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır. Müslüman’a düşen görev; ‘’ "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma!’’ (Haşr-59) Duasında bulunmaktır.

Bizler, inancımızı insanlara –yaşayarak-sevdirmek ve –böylelikle- onları kazanmakla yükümlüyüz. Bizler, tüm canlılara merhamet etmekle yükümlüyüz. Bizler –hem kendimizi hem de insanları ‘yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden korumakla’ yükümlüyüz. (Tahrim-6) Bizler, insanların hata ve günahlarına gece olmakla yükümlüyüz. Bizler, ‘sağlam kulp (Bakara-256), açık ve hidayet kaynağı (Ali İmran 138) olan Kur’an’a itaat etmekle sorumluyuz. Bizler, ‘beşir, nezir’ ve ‘en güzel örnek’ Hz. Muhammed a.s’a uymakla yükümlüyüz. (Ahzab-22) Çünkü Bizler, ‘kardeşiniz mazlum veya zalimde olsa ona yardım edin’ diyen peygamberin ümmetiyiz. Zira günahları örten ‘Settar’ olan bir Rabbe sahibiz.

Bizler, tahta, taş, kuş, türbe, tüy, kıl, inek, insan gibi eşya ve varlıkları yücelten ve onlardan medet uman bir dinden, sadece bir ve tek olan Allah’a sığınan ve ondan imdat dileyen kullarız.

Bizler, parçalamakla (şirk) değil, birleştirmekle (tevhid) yükümlüyüz.

…………

İslam, Allah’ın dinidir. Ve ilahi dinler, (insanları günahlardan ve cehennem ateşinden alı koyarak) insanların onurlu bir hayat sürdürmeleri ve cennete girmeleri için vardır. Ve dinin sahibi -Rahman ve Rahim- olan Allah’ dininin kurallarını da kendisi belirler. Bu hayati meseleyi Kimseye bırakmaz. Bu dinin, insanlar tarafından daha iyi örnek alınması için de peygamberler gönderir. Ve Peygamberler dahi Allah’ın dini dışında bir şeyleri din diye insanlara sun(a)maz. (Hakka-46)

………

Kimimiz bugün eline aldığı TEKFİR kılıcıyla, kimimiz de EHLİ BEYT kılıcıyla ümmetin içinde gezen cellatlar olduk. Bizden olmayan, bizim gibi inanmayan ve düşünmeyenlerin başını kesme adına adeta ‘ümmet sahasında’ cirit atıyoruz. Günahkâr beden ve dillerimizle Allah'ın dinini korumaya çalışıyoruz. Büyük günahlarımızı 'din bekçiliği' yaparak örtmeye çalışıyoruz. Tabir-i caizse -bu tavrımızla- adeta Allah’a şirin görünmeye çalışıyoruz.’

Bugün, (bilinçli/ bilinçsiz) Şirk kokan amellerle Allah'a ibadet ettiğimizi, hayvanları (kertenkele, yılan ve siyah kedi gibi) katlederek sevap kazandığımızı, insanları aşağılamakla da takvalı olduğumuzu iddia ediyoruz.

 Bugün milliyetçiliği iman, şeyhin tükürüğünü şifa, siyah kediyi cin, -bazı- ölmüşlerin ruhlarını kurtarıcı ve şeyhe hizmet etmeyi de ibadet zannederek karmakarışık bir dini yaşıyoruz. 

Bu sayede o kadar çok din (yaşam şekli) çıktı ki, insanlar hangisinin Allah’ın dini olduğunu sorgular hale geldi. Ve böylelikle de ‘Deizm’ taraftarları çoğalıverdi.

M. İSLAMOĞLU’NU YIPRATARAK GELECEĞİNİ SAĞLAMLAŞTIRMA ÇABALARI

Malumunuzdur ki ‘islamcı magazinde- ilk onda- yerini koruyan’ yazar, çizer ve hocalarımız hep oldu-oluyor. Bunlardan biri de Mustafa İSLAMOĞLU…

Düşüncesi, okuma tarzı, hitap ve mimikleriyle –bazı kesimlerce- sevilen, sayılan ve takip edilen bir aydın, -bazı kesimlerce de- eleştirilen, sövülen, tehdit edilen, küfredilen ve aşağılanan bir zındık, hain, ajan, mealci, hadis inkârcısı ve Şia...

Bugün yine (beş yıl önce) bir sohbetinde Hz. Hatice annemize ‘iki adamdan arta kalan’ gibi bir ifade kullandığı için tekrar saldırı altında ve yine İslamcı magazinin ilk onunda. (Sanki söylem ve tespitleriyle de hocanın böylesi bir çaba içinde olduğu da iddia edilmekte)  Müminlerin annesi için böylesi bir cümle kullanılmaması gerektiğini sizin ve benim bildiği kadar inanıyorum ki Mustafa İSLAMOĞLU ’da çok iyi biliyordur. Ve M. İSLAMOĞLU’ nun bu cümleyi hakaret anlamında kullandığına inanmıyorum. (Kendisinden bu yanlış anlaşılmayı düzelten bir açıklama yapmasının hayırlı olacağını düşünüyorum)

…………

Ben, hiçbir cemaat, örgüt ve partiyle organik bağlantısı olan biri değilim. Veya gölgesine sığındığım bir liderim yok. Veya bana şefaat! Etmesi için eteğini tuttuğum bir şeyhim de yok. Veya her dediğine itaat ettiğim bir ağabeyimde yok. Bu anlamda hür okuyan, araştıran ve yazan bir Müslümanım. Yanımda benimle yol yürüyen dostlarıma da her zaman bu tür (akletmelerini, sorgulamalarını, başka kimselerin düşüncelerini iyi dinlemeleri gerektiğini, Kuran’ı okumalarını ve Hz. Muhammed a.s’ı örnek almalarını) tavsiyelerde bulunurum.

Dolayısıyla Akabe camiasının bir üyesi ve Mustafa İSLAMOĞLU’ nun da bir müridi değilim. Ve hatta bazı söylem ve yaklaşımlarından dolayı kendisini eleştiren biriyim. Ama Nureddin YILDIZ hocamı, İhsan ŞENOCAK hocamı, Ramazan KAYAN hocamı, Mehmet PAMAK hocamı, Şaban Ali DÜZGÜN hocamı dinlediğim ve yazılarını okuduğum gibi Mustafa İSLAMOĞLU hocayı da dinler ve yazılarını okurum. (Ve hatta yabancı yazarları da okuyan biriyim.)  

Zira Kuran, "onlar sözleri dinler ve en güzeline uyarlar" der. (Zümer-18)

Bir arı misali bende -bal üretmek için- tüm güzel çiçekleri gezerim. Müslümanların da bir arı gibi olmaları gerektiği kanaatindeyim.

Dün (2000 öncesi) Türkiye'de hatırı sayılır, dinlenilen ve yazıları okunan -bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar- âlim, hoca ve yazarın olduğu ve bunlardan birisinin de Mustafa İSLAMOĞLU olduğunu (özellikle yeni yetme İslamcılara!) hatırlatmak isterim. Ama ne hazindir ki, dün kendisinden istifade edenler bugün kendisini bir mafya babasına şikâyet edebilmekte. Ve ilginç olan; kendisine Müslüman çocukların emanet edildiği (diyanete mensup) bir imamın ‘İslamoğlu’nu nikâhıma alırım’ gibi mide bulandırıcı bir sözü rahatlıkla kullanabilmesi. İslamoğlu’na ahlak dersi vermeye çalışanların nasıl bir ahlaka sahip oldukları (kendisine yapılan yorumlarla) rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Anlaşılan dün, İmam Buhari’yi ve İmam Şafi'nin türbesini taşlayan eller, ellerindeki taşları hala bırakmış değiller. Ve bunlar her fırsatta Müslüman'ın ayıbını, hatasını, günahını ve eksiğini araştıran bir dedektif çalışmakta maalesef.  Mustafa İSLAMOĞLU; diğer şeyh, Seyda ve hocalar gibi bir insandır. Mustafa İSLAMOĞLU; diğer hoca, şeyh, Seyda, üstat ve hocalar gibi ‘günah işleme potansiyeline’ sahip bir kuldur. Ve M. İSLAMOĞLU’ nun avukatı değilim lakin onuru incitilen her insanın avukatı olmamız gerektiğine inanıyorum.

……

Daha acısı:

-koca koca cemaatlerin hoca ve ağabeyleri köşelerinde bu olaya ‘kıs kıs gülmeleri’ ve tabanlarına daha ahlaklı ve saygılı olmaları konusunda onları uyarmamaları ve nasihatlerde bulunmamalarıdır.

-Gizli işlediği günahı görmeyen ve gizli her haltı ‘din kisvesine sığınarak’ yiyen zevatların İSLAMOĞLU’nun hatasını rahatlıkla görmemeleridir.

-Sabah namazına kadar Kuran tefsiri çalışan M. OKUYAN veya kendi alanında emek harcayan M. İSLAMOĞLU, A. TANTİK, A. Şaban DÜZGÜN, Hasan ONAT, H.KIRBAŞOĞLU ve H.KARAMAN gibilerine saygısızca hakaret eden, sabah namazını dahi kılmayan İslamcıların! Türemesi…

-günah bataklığında debelenen milyonlarca gence, hemen hemen her gün kirletilen, tacize uğrayan kızlarımız için ses çıkarmayan, ülkede ki haksızlığa, arsızlığa ve hırsızlığa ses çıkarmayanların –konu İslamoğlu olunca- mümin kesilmeleridir.

- İmamlığı sadece a)camide beş vakit namaz kıldırmak, b)vefat edenin bedenini yıkamak- kefenlemek, c)Cuma hutbesini okumak veya d) taziyelerde Fatiha okumak olarak algılayan, ama –mahallesinde-  esrar kullanan, hırsızlık yapan veya sokakları kendine mekân edinen bir gençle ilgilenmeyen (hatta aklından bile geçirmeyen), ama bankamatik kuyruğunda saatlerce bekleyen bir imamın, mesele İslamoğlu olunca mücahit kesilmesidir.

-demokrasiyi ‘tağuti sistem’ olarak kabul eden ama oy kullanmayı ‘Allah rızası’ olarak gören muvahid! Müslümanların, mesele İslamoğlu olunca ‘Allah rızası için’ yapıcı eleştiri de neden bulunmazlar?

-kamuya ait arazi ve malların, -torpille- hanelerine geçiren dini bütün! Siyasetçiler, söz konusu M.İSLAMOĞLU olunca neden sus pus kesilirler?

-Akabe camiasına mensup binlerin kendi öncülerine yapılan saldırı karşısında, köşelerinde veya sosyal medyada örnek ve yapıcı bir üslupla neden cevap vermezler?

…….

Mustafa İSLAMOĞLU ve benzerlerini korumak, savunmak ve kollamak sana mı kaldı? Diyen zavallılar. Evet, bana kaldı. Zira eleştiri zulme dönüşüyorsa… Üslup, hakarete dönüşüyorsa… Söz, küfre dönüşüyorsa tabi ki bana kaldı. Çünkü ben insan onurunun her şeyin üstünde olduğuna inanıyorum.

Dün Şengal’de, DAİŞ’in zulmüne maruz kalan Yezidi Kürtleri, İsrail’in zulmüne uğrayan Gazze’lileri, Saddam’ın zulmüne uğrayan Halepçe’yi, Roboski’yi, Zilan’ı savunduğum gibi, dün Afganistan ve Irak’ta zulme uğrayan onuruyla oynanan halkı savunduğum gibi M. İSLAMOĞLU vb. onuru ayaklar altına alınıyorsa onları savunmalıyım.  Ki yarın İ. ŞENOCAK, N. YILDIZ ve R. KAYAN gibi hocalar yıpratılmasın...

Onuru ayaklar altına alınan (dini, dili ve rengi fark etmez) insanlar, ‘Toplum mühendisliğine soyunan’ Müslümanlar tarafından savunmalıdır.