vanhavadis @ hotmail.com

Nefes alabilmek,

Önümüze konan yemeği tadabilmek,

yürüyebilmek,

kuşların sesine eşlik edebilmek ıslıkla,

sümüklü bir sokak çocuğundan mendil satın almak,

ağlayabilmek,

Anne, Baba,

Eş, evlat, akraba sesi duymak, "Orada mısın?" diye sorabilmek kardeşe, bir dostun sözlerinde ısınmak, bir şarkının melodisinde akmak, nasılsın diyebilmek hasta bakışlara, acının öğretisine uzanabilmek, koşturabilmek soluk soluğa ve dinlenebilmek sonra,

Sonra üşümek ve kendine büzülmek, susmak, anlamak, bir eleştirinin samimiyetinde doğrulmak ve sevildiğini söyleyebilmek birilerine...


Bütün bunlar an’ın içinde.

Şu anda yaşanmakta olan ve şu anda hissedilen...

Yani gerçek olan, dünün sonrası, yarının öncesinde. Geçmişin gerisi, geleceğin ilerisinde değil.

Bulunduğumuz yer, durmakta olduğumuz nokta ve tiktaklarını duyduğumuz zamanda...

Tadını çıkarmamız, anlamını büyütmemiz ve güzelliğini yakalamamız gereken şeyler hep an’ın içinde.

Sadece an’ın içinde, derinliğine yaşayabilme imkanı.