yunuskusan1 @ hotmail.com

(Bu tespitler, sosyal medyada paylaşmış olduğum görüş ve düşüncelere gelen olumlu/olumsuz tepkilere karşılık yazılmıştır.)
Dindar olmayı; köşesine çekilmiş, sadece ibadetiyle meşgul, etliye sütlüye dokunmayan birşey olarak algılayan müslümanlar -zannımca- büyük bir hata ve yanılgı içerisindedirler.
Toplumda yaşanan sorunlara sağır ve kör olmak müslüman bir birey için pasiflik, korkaklık ve tembellikten öteye giden bi şey değildir. Ve dahi İslam'ın ana mesajından bi haber olmaktır.
"Siyasete karışma...Çok istiyorsan gel siyasete gir"
"Kürt sorununu dillendirme"
"Töre cinayetinden sanane"
"Kurumlarda yaşanan haksızlık ve hırsızlıklardan sanane"
"Eleştirmek sana mı kaldı"
"Git namazını kıl kuran'ı nı oku"
"Bu dünyayı sen mi değiştireceksin"
gibi sözleri sarfederek sizi camiye hapseden (ama kendisi ise dışarıda her türlü işi çeviren) zihniyet ne Kuran'ın ne de Peygamber a.s'ın mesajını anlamıştır.
Oysa eleştirmeyi Kuran bize öğretmektedir. Zira Kuran; Müşrikleri, münafıkları, zalimleri, hırsızları, hayasızları, Karun'ları, Firavun'ları ve akılsızları eleştiren bir kitaptır.
Oysa; en büyük devrimci Hz. Muhammed a.s'dır. Ki O (Peygamber a.s); insan onurunu kurtarmak, zalimlerle, müşriklerle, münafıklarla mücadele etmek için gönderilmiş biridir.
Siyasetin köken olarak; 'iyi bir eğitici/ yönetici' anlamına geldiğini ve (bu anlamdan yola çıkarak) aslında peygamberlerin, "iyi bir siyasetçi olduğunu unutmayalım"
Dolayısıyla müslüman olmayı -sadece- 'şekle' bağlamış ve derneğe, vakfa, camiye hapsetmiş bir algı İslam'ın istediği bir algı değildir.
Müslümanlığı; başa sarık takmak, şalvar giymek, misvak kullanmak ve sakal bırakmak olarak gören bir görüş islamın ruhunu anlamamış bir görüştür. Ki -zaten- bu inanca sahip olanlar, aktif bir birey olmaktan uzak, aksine pasif bir birey olmayı tercih etmektedir.
Oysa ki toplumu çekip çevirmesi gereken, topluma adaleti ve iyiliği emretmesi/ getirmesi gerekenlerin -ilki ve örneği- Müslümanlar olmalıdır.
.....
Hırsız, bizim camiadan olunca sus.
Makamının hakkını vermeyen dindar! olunca sus.
Kurumlarda ki ihaleleri kendi yandaşlarına peşkeş çekenler, bizim derneğimizden olunca sus.
Projelerle devleti soyan bizim tarikattan olunca sus.
Yolsuzluk, haksızlık, zalimlik yapan Belediye başkanı, il başkanı, sendika başkanı, milletvekili vs. bilmem hangi cemaatin müridiyse sus.
Haraç alan, tehdit eden sizin örgütün bir bireyi ise sus.
Sus.Sus. Sus....
Ya hu! Ya ben şu dini yanlış anlıyorum ya da...
Örn: Ben; "Bir sonraki bld. başkanı ( dürüst biri olduğu iddia edilen) Tunceli bld. bşk olmalı mı?" diye bir soru soruyorum, hemen, " o adam dinsiz" sen nasıl böyle bi şey yazarsın? Oysa sen dindar birisin."  Eleştirileri geliyor.
Oysa ki Bizler; 
1-Belediyemizin Marksist, Leninst, Sosyalist düşünceye sahip olanlar tarafından nasıl yönetildiğini gördük.
2- Bizler; belediyenin dindar! cemaatcı! tarikatçı! gibi vasıf taşıyanlar tarafından nasıl yönetildiğini gördük.
Şimdi de böyle bir adamın (yönetilsin demiyor yönetilsin mi? diye soruyorum) Bld. bşk. olması nasıl olur? diye sorarak aslında ironi bir gönderme yapıyorum. Lakin o..şu diyorsun bu diyorsun. Yani yine sus! diyorsun.
....
Oysa Kuran işi ehline vermemizi emreder. Velev ki ateist olsun.
Bak Kardeşim. Sen kutsal saydığın, yüzünü sürdüğün, öpüp kokladığın ve etrafında yedi defa ( say) yaptığın Kabe'nin anahtarını (fetih sonrası) bir 'Kafir'e" (Osman B. Talha) Peygamber a.s tarafından verildiğini galiba bilmiyorsundur.
Sen; Hudeybiye antlaşması sonrası Mekkeye giren ve oradan çıkmadan önce (o zaman) bir Kafir olan Halid B. Velid'e - onu öven- bir mektubu (Hz. Peygamber tarafından)bıraktığını biliyorsundur.
Sen; Bir Hristiyan olan Necaşinin himayesine Müslümanların (Hz.Peygamber tarafından) gönderildiğini biliyorsundur.
Bu örneklerle Hz. Peygamberin stratejisini iyi anlamamız gerektiğine inanıyorum.
....
Toplumun çığlıklarını duymak istemeyen müslümanlar, bu topluma hiç bi şey veremezler.
Camide, dernekte Kuran dersi vermek veya namazı öğretmekle üzerine düşen görevi yerine getirdiğini kimse zannetmesin...
Sen insanlara onuru, erdemi, ahlakı, bilinçli olmayı yani insan olmayı önce öğret. Diğerleri bir tuş kadar onlara yakın artık.
Eğer önceliğin dürüst, erdemli ve ahlaklı bir birey yetiştirmek olmaz ise...
O zaman:
1-Kuran'ı tecvidle okuyan lakin tertilden uzak birini yetiştirirsin.
2-Hafız olan lakin muhafız olmayan birini yetiştirirsin.
3-Şekil olarak dindar, lakin ruh olarak münafık birini yetiştirirsin.
4- Namaz kılan, lakin zinakar birini yetiştirirsin 
5-Hacı ama, tefeci birini yetiştirirsin..
6-Örtülü lakin, 'ahlaki örtüden' yoksun birini yetiştirirsin.
Dolayısıyla bu tipleri gören her insan, -maalesef- ateizmi ve deizmi kendilerine tercih etmektedir.
Örneğin; Yeni Zelenda başbakanının göstermiş olduğu onurlu ve ahlaklı tavır, tüm dindar görünenlere örnek olmalı.
.....
Özetle Ben, sanattan, siyasetten, spordan, müzikten, adaletten, ehliyetten yani fıtrattan uzak bir dinin ilahi bir din olamayacağına inanıyorum.
....
Sen yargısız infaz yapmadan önce adaleti hayatına uygula ve eleştireceğin kişiyi önce
 -özel- dinle. sonra hükmünü ver. yoksa Kul hakkına girer sonra çok üzülürsün.