vanhavadis @ hotmail.com

Dünyanın her yerinde güçlülerin zayıfları ezdiğini görüyoruz. Güçlüler diyorlar ki ‘Ben güçlüyüm benim dediğim olacak. Benim yaptığım her şey doğru. İsteklerime karşı gelmeyin.’ güçlülerin bu sözüne karşı çıkanlar çeşitli yaptırımlarla karşılamaktadırlar.

Dünyaya baktığımızda görüyoruz ki Batının güçlü devletleri, doğunun gelişmemiş devletlerini ezmekte ve yaptırımlar uygulamaktadır.

Çok Uluslu devletlerde de bir ırktan olan kendini en mutlu, en alıklı, en zeki,… Görmektedir. ‘Sen, ben olmasan da’  benim söylediklerimi tekrarlamasını dayatıyor.

Bir işletmede patron işçinin emeğinin hakkını tam vermemekte; işçi de işsiz kalma korkusuyla durumu kabullenmektedir. Patron güçlü olduğu için işçiyi ezmektedir.

Devlet kurumlarında Genel Müdür, Müdür, Müdür Yardımcıları, şefler yapmaları gereken sorumlulukları yerine getirmemekte; görev-sorumluluğunu bir alt görevde bulunan kişilere yapmaktır makta ve kendi yapmış imajını vermektedir.

Doğu ve Güneydoğu’da aşiretlerde sayıca kalabalık ve güçlü olanlar kendilerinde zayıf olan aşiretleri ezmekte; bazen de mal-mülklerine el koymaktadır.

Geniş aile-büyük ailelere baktığımızda büyük kardeşler yapmaları gereken işleri küçük kardeşlere yaptırmaktadır. Bu ailelerde en zor işleri büyükler küçüklere yapılmaktadır. Kürtçe bir atasözü vardır: ‘Piçûkê Malê Kûçikê Malê’ yani açıklarsak dışarıdaki köpek ol ama evin küçüğü olma.

Güçlü devletler, kendini üstün gören ırklar, zenginler, üst düzey mevki-makamda olanlar, kalabalık-güçlü aşiretler, evlerin büyük çocukları… Nedendir bilmiyorum! Ama birilerini ezmeye, birilerine gücünü kanıtlaya, birilerine hüküm etme ihtiyacını duyarlar.  ALLAH dünyayı yaratmış ve bu dünya hepimizin ihtiyacına karşılayacak miktardadır.  Bu zulmü yapanlar bunu biliyor ama yine yapıyorlar acaba niye?

En güçlü olduğunu gösterip iktidarı eline almak mı?

Yoksa az gözlülük mü? 

Tarihe bir gezinti yaptığımızda görüyoruz ki krallar iktidarları için kardeşlerini ve çocuklarını öldürmekten geri durmamışlardır. Bir insanın gözünü iktidar hırsı bürünmüşse; elindekini kaybetme korkusu sarmışsa kardeşini de, çocuğunu da öldürür.  İktidar hırsı olmasa insanoğlu karındaşını, ciğerparesinin zarar vermek değil; onlara gelecek zararın kendisine gelmesini ister.

Günümüze baktığımızda büyük devletlerin açgözlülükleri olmasa dünyada işgal, sömürge, kan, gözyaşı olmayacaktır. Zengin toprakların fakir insanları olan Ortadoğu’daki ülkeler topraklarındaki yer altı kaynaklarından dolayı sömürülmektedir. Evet, Ortadoğu’daki devletler tabii kaynaklarının zenginliği ve güçlü olmadıkları için sömürülmektedirler. Sahip oldukları kaynaklardan dolayı Emperyalistlerin merceği altındadırlar. Emperyalistler bir bölgeyi veya bir devleti kontrol altına almak için; olmadık gerekçeler gösterip işgal ederler. Tıpkı Kurt ile kuzu masalı gibidir.

Kurt nasıl kuzuyu yemeğe karar vermiş.

Kurt: Suyumu bulandırma demiş.

  Kuzu: sen yukarı taraftasın ben aşağı taraftayım suyunu nasıl bulandırabilir ki.

Bu sefer Kurt başka bir bahane tutar.  Sen geçen sene benim hakkında ileri geri konuştun der.

Kuzu cevap verir: Bu imkânsız bir şey ben 6 aylığım. Geçen sene yoktum der.

Kurt: Sen bana yalancı mı demek istiyorsun der ve kuzuyu iştahla yer.

Kurt,  kuzuyu yemek için nasıl yalan yanlış bahaneler aradıysa Emperyalist güçlerde bir devlete girmek için olmadık gerekçeler gösterirler. ABD ve İngiltere Irak’a girmek için kitle imha silahlarını bahane etmişlerdi. Irak’a girdiler ama kitle imha silahlarını bulamadılar…