yunuskusan1 @ hotmail.com

'İnsan, insansız yaşayamaz' der bilge.

 İnsan, insan için Hava ve su gibidir. Çünkü Allah, fıtratı insana böyle giydirmiştir. 

Ve insan fıtratı 'Sosyal kodlarla' donatılmıştır. Dolayısıyla da insan sosyal bir varlıktır. 

Tek olma veya tek yaşama, fıtratına terstir insanın. 

Evet İnsan, insana muhtaç olarak yaratılmıştır. Anlayacağınız bencil bir hayat sürdürme insanın kitabında yoktur. 

Toparlamak gerekirse:

İnsandır, Kal-u bela' da Allah'ı Rab kabul eden.

İnsandır, En güzel şekilde yaratılan.

İnsandır, yer yüzüne Halife seçilen.

İnsandır, yeryüzünü ihya, ibda ve inşa eden.

İnsandır, akıl nimetiyle donatılan.

İnsandır, ikramların en güzeline nail kılınan.

İnsandır, secde eden, şükreden.

İnsandır, cennete konuk olan.

İnsandır, merhametle donatılan.

İnsandır, adaletle donatılan.

İnsandır, sevgiyle, saygıyla donatılan.

İnsandır, tevazu ve iyilikle donatılan.

İnsandır, düşünen, sorgulayan.

İnsandır, itaatkar olan.

İnsandır, mert ve cesur olan

İnsandır, faydalı olan.

Ve yine;

İnsandır, kan döken ve fesad çıkaran.

İnsandır, yeryüzünü ifsad eden.

İnsandır, zengin iken Fakir olan.

İnsandır, güçlü iken zayıf ve korkak olan.

İnsandır, muhtaç olan.

İnsandır, horlanan.

İnsandır, zalim ve kibirli olan.

İnsandır, esfele safilin.

İnsandır, öfkelenen, hırslanan.

İnsandır, zina eden.

İnsandır, katil ve münafık olan.

İnsandır, müfsrif ve müşrik olan.

İnsandır, Gıybet ve koğuculuk yapan.

İnsandır, kardeşini kıskanan ve kuyuya atan.

İnsandır, vefasız ve hain olan

İnsandır, sabırsız ve aceleci olan.

İnsandır, nankör olan.

İnsandır, cehenneme odun taşıyan

Bu tespitlerin her biri, insanın birer yüzüdür.

......

İşte peygamberler, insanı dağınık -kötü vasıflarından arındırarak- onları 'iyilik çatısı' altında toplamak için gönderilmiştir.

Dağınıklıktan (yani şirkten) kurtarıp, bir'de (yani tevhid de) toplama adına...

(Peygamberi, Allah ve melekleri her an ve zamanda desteklemiş ve Allah, kullarından peygamberini desteklemelerini istemiştir. (Ahzab-56) 

Havarilerin -Peygamber olan- Hz. İsa'yı destekledikleri gibi.

Çünkü, 'peygamber olma sorumluluğu' ağır bir görevdir.

Bu minvalle, hareket (Nebevi) başlatan peygamber,  kendisine inanacak, güvenecek ve destek olacak dostları bulmanın zor olacağının farkında olacak ki, kendine dostlar yetiştirmeye başlamış. 

Peygamber, Bir bahçıvan misali, sabrı yüklenmiş ve -En yakın- bahçeye ektiği 'iman tohumlarını', 'vahiy suyuyla' beslemeye başlamıştır. 

Bu iman tohumları zamanla;  Hatice, Ali, Ebubekir, Zübeyr, Osman, Talha, Zeyd, Üsame, Zozan, Cavan, Ammar, Yasir, Sümeyye, Bilal, Habbap, Musab....olarak bir bir bitmeye başlamıştır.

Yaşları, cinsleri, renkleri, dilleri ve boyları farklı olsa dahi, 'iman tohumları' filizlenmiş ve 'dost ağacı' olma yolunda -çoğalarak- büyümüşlerdir. Ve bu dostlar, her türlü engele rağmen, tevhid (bir/ iyilik) çatısı altında toplanmayı başarmıştır.

('Bahçıvan' peygamberin 'dost ağacı' olarak yetiştirmeye çalıştığı bir kısım tohumun çürük olmasından ötürü,  ne 'vahiy suyu' ne de toprak bu tohumlara bi fayda sağlamamıştır. Ve bunlar ' dost olma' şansını kaybederek -zamanla- çürüyüp, çer çöp olmuştur. 

Diğer (tohumlar) dostlar ise, büyümüş, gelişmiş kurşun veya tuğla gibi saf saf durarak bir birleriyle kenetlenmiştir.

....

Vahiy, merhamet ve sabrın dışında, Acı, gözyaşı ve kanla yetişen 'Peygamber dostları' cahil ve bedevi topluma ilim ve medeniyeti getirmenin yanında, özgürleşen zihin ve bedenleriyle de Ezilen halka umut olmuştur.