Gelenek ve Modernite Kıskacında Mi’rac

Kelime anlamı olarak Yükseliş, yükselme gibi bir anlama gelse de İslam düşüncesi içerisinde manevi mertebe ve Allah katına yükselmeyi ifade eden bir hususa işaret eder.

İslam’ın kurucu ve ana metni olan Kur’an-ı Kerim’in bu hususa dair herhengi bir beyanat ve ibaresi yoktur. Olayla bağlantılı olarak aktarılan İsra süresindeki durum bildirimi Mi’rac olayından değil, peygamberin mescidi haramdan (Kabe’nin etrafını kapsayan bölge),Mescidi Aksaya(Kimi alimlerce kabeye uzak düşen ve Mekke’ye yakın mescid, kimi âlimlere göre de Filistin topraklarında bulunan Süleyman mabedini de kapsayan küdüste bir bölge ismi)ne götüren ve orada ayetlerini ona gösteren rabbin yüceliğine ve kudretine vurgu yapan İsra olayından bahsetmektedir.

Ve devamında hz. Peygamberin göğe dogru yükseltildigine, sidretu müntehaya  (son gölgelik,son durak) yükseltildigine dair belirtilen durum ise Necm süresinden bir ayetten geçen konuyla alakası olmayan başka bir durum bildirimini ifade etmektedir. Fakat hadis külliyatı içerisinde konuya dair fazlaca bilgi ve detaya rastlamak mümkündür.Bu noktada Hz.Peygamber’in fiziki alemden alınıp Allah katına götürüldüğü ve orada Allah Tebareke ve teâlâ hazretleriyle görüştürüldüğü,Beş vakit namaz ve kullarından şirk koşmadıkları takdirde cennette olacakları müjdesinin verildiği belirtilen olaylar dizisinin gerçekleştiği belirtilen Mi’rac gecesinin yıldönümü nedeniyle mübarek gün ve geceler olarak nitelendirilen kandil geceleri konusunun tartışma yaratan kısmı tekrar muhafazakâr ve İslamcı çevreler içerisinde tartışmaya açılmış durumda.Her kandil akşamı bu gecelerin “hakikat mi yoksa hurafe mi?” ikileminde tartışılıyor olması toplumu bir tür anlam karmaşasına ve güvensizlige itmekle yetinmeyip bir tür anlam buharlaştırma paradigması olan modernitenin sahasını genişletmektedir.

İşin özüne doğru bir kazı yapıldığı vakit anlaşılıyor ki İslam düşüncesi içerisinde özelde Miraç genelde ise diğer kandil gecelerinin hakikat ve hurafe bağlamında konuşulup tartışılmadığı ortaya çıkmaktadır.

Tarihsel süreçte Fatimiler döneminde camilerde kutlanmaya başlanan ve Osmanlılarda bir gelenek halini alan bu gecelerin dinin asli unsuru değil fer’i konuları içerisinde değerlendirmek gerektiğini ve kültürel bir olgu olduğunu söylemek mümkündür.

Fakat 18. Yüzyıldan itibaren batı karşısında birçok yenilgiye maruz kalan Müslümanlar bu yenilgilerin sebepleri üzerine kafa yormaya başladılar ve bazı âlimler sorunun nedenini geleneğin içerisinde yer alan bazı alt başlıklarda gördüler ve bunlara karşı sert ve acımasız bir linç girişimde bulunup bunları bid’at ve hurafe olarak kategorize ettiler. Bu kategorilendirme sürecinden kandiller de nasibini ziyadesiyle aldı.

16,17 ve 18.yüzyılda sadece İslam düşüncesi değil aynı zamanda hristyanlık düşüncesi de önemli değişim ve dönüşümler yaşadı.

Martin Luther tarafından kiliseye karşı başlatılan itiraz süreç içerisinde tanrıya karşı olacak şekilde tarihsel bir misyon üstlendi. Fransız devrimi ile birlikte  birbirini besleyen laik ve seküler  süreçler pozitivizmi merkeze taşıdı ve uhrevi olan herşey bir yanılsama olarak tanımlandı. Bu süreçler içerisinde herşeyi rasyonalize edip pozitivist paradigmaya uydurma yarışına giren din adamları akıl ile izah edemedikleri bir çok unsuru din dışı,bid’at ve hurafe olarak nitelendirdiler.Bundan müslüman alimler de etkilendi ve müslümanların derdine merhem olmayacak konuları sosyal medya ve teknolojinin imkanlarını da kullanarak bütün ciddiyet ve gayretleriyle tartışmaya açtılar ve  hem bir anlam buharlaşmasına hem de bir anlam karmaşasına neden oldular.

“Halbuki hurafe aynı zamanda hakikat demektir”.Bunu sadece kalbi ve gözü pek dostlar için tırnak içerisinde dile getiriyorum.

Bir varmış, bir yokmuş

Zamanın behrinde hurafeler hakikat, hakikatler hurafe imiş diyelim konuyu burada noktalayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ramazan Yıldırımçakar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi