STK’laşmayla gelen konfor ve kibir hastalığı

AKP’nin iktidar olmasıyla sayısını arttıran STK’laşma(Sivil Toplum Kuruluşu), tüm cemaat ve örgütlerin daha legal hareket etmelerinin yanında topluma kendilerini tanıtmaları ve ispatlamaları için iyi bir fırsat idi. Özellikle bu süreçte bazı İslamcı cemaatler bu fırsatı iyi değerlendirdi dersem yanılmış olmam.

Ne kadar samimi ne kadar şeffaf ve ne kadar güvenilir bir hareket olduğunu topluma göstermesi açısından Cemaatlerin ve örgütlerin STK’laşması tabi ki önemliydi. Evet, toplumda söz sahibi olmak için legal bir hareket olmak şarttı.

Seküler örgütlere nazaran, İslamcı cemaatlerin STK’laşması kendi bacaklarına kurşun sıkmış gibi oldu bence. Neden mi?

Çünkü İslamcılık, misyonu gereği -seküler örgütlere nazaran- topluma daha fazla\farklı şeyler vadediyordu. Daha dürüst, daha ahlaklı, daha dindar, daha kibar, daha adil, daha mütevazı, daha duyarlı bir toplum yetiştirmeyi vadettiği gibi.

Toplumda yaşanan haksızlığa, ahlaksızlığa, arsızlığa ve adaletsizliğe karşı çıkma ve zulmün açtığı yaralara melhem olma adına –illegal cemaatlere nazaran, legal bir kuruluş olan- STK’ların işlevselliği daha rahat ve kolay olduğu bir hakikattir. Lakin, iktidara yakın duran (sonradan STK’laşan) cemaateler ve oy devşirme adına bazı partilerin veya iktidarın, devletin imkanlarını cemaatlere sunmasıyla onların ulvi hayallerini, hedeflerini, projelerini –en önemlisi ise- samimiyetlerini çalarak onları sisteme entegre etmiştir.

STK’laşan (dernekleşen) bazı cemaatlerin, AKP’nin iktidarlığıyla beraber konfor ve makam hastalığına yakalanmalarına paralel, islami çalışmalarda ki berekette malesef sona ermiştir. Saraya döndürülen dernek ve vakıfların göz kamaştıran konforları artık, insanların yüreğine değil gözüne hitap etmeye başladıkladı.Devletin STK’lara ayırmış olduğu maddi kaynaklardan istifa etme adına 'STK’laşan bazı cemaatlerin' halden hale girmesi, 'İslamcı kılıflı zatların' konformizmle olan imtihanlarını nasılda kaybettiklerini herkese göstermiştir.

Bununla alakalı yaşamış olduğum bir örneği sizinle paylaşayım. Mahalle gençlerinin 2011 yılında bin bir zahmetle açmış olduğu derneğin üzerinden daha bir yıl geçmemişti ki ‘X’ partisinin başkanlarından biri beni telefonla aramış ve benimle akşama randevulaşmıştı. Akşam olduğunda randevulaştığımız yerde başkanla bir araya gelmiştik. Van özelinde yapmış olduğumuz kısa bir muhabbetin ardından başkan asıl konuya gelmişti.

Van’ın Karşıyaka, Yeni mahalle ve Hacı Bekir (Xaçort) mahallesine parti olarak giremediklerini dolayısıyla bu mahallelerde çalıştırabilecekleri gençlerinin olmadığını bana söylemiş ve benden -bu mahallelerde- derslerimize katılan gençleri, parti çalışmalarına kanalize etmemi istemişti.

Buna karşılık olarak da mahalle gençlerinin kurmuş olduğu derneği sil baştan yenileyeceği (yani daha modern ve daha konforlu bir hale getireceği) vadinde bulunmuştu. Ve bunu söylerken de Van’da bazı cemaatlere -bu anlamda- yaptıkları yardımlardan örnek vermeyi de ihmal etmiyordu. Kendisini uzun uzun dinleyen ben, başkanın bu ‘heyecanlı’ teklifi karşısında kendisine teşekkür etmiş ve bu süreçte partilere hizmet edecek hiç bir gencimizin olmadığını kendisine söylemiştim. Kapısını çaldığı her cemaatten sunmuş olduğu imkânlarla istediğini alan 'jöleli başkan', bu sefer ‘çocuklar’ olarak nitelendirilen, çiçeği burnunda ki mütevazı dernekten eli boş dönüyordu.

(Mahalle gençlerinin öncülüğünde açılan ve benimde her Cuma akşamı gençlerle bir araya geldiğim bu dernek, -nedeni nedir bilinmez ama- sonradan STK’laşan bazı cemaat müntesipleri tarafından hiç hazmedilmedi. Dolayısıyla bu şahıslar,  Derneğin itibarını toplumda küçültmek için derneğe ‘çocukların derneği veya hadis inkârcısı’ gibi yakıştırmalarda bulunuyorlardı. 

Hatta üzülerek belirteyim ki 2011 yılında kurulan bu mütevazi derneğe ömür biçen bazı İslamcılar dahi olmuştu. Oysa bilmiyorlardı ki;  ‘ Çocuk’ dedikleri o gençler, o günden bugüne önlerine çıkan birçok engeli el birliğiyle aşan yiğitlerdi.

Bugün yıl 2021, aradan on yıl geçmiş ve bugün o çocukların her biri birer baba oldu.: )

Derneğin yiğit gençlerine dün ‘çocuk’ diyenlerin acınacak hallerini bugün beraber hem izliyor hem de ağabey ve ablaların -konfor ve makam düşkünlüğü dolayısıyla- düştükleri zilletten kurtulmaları için de Rabbimize dua ediyoruz.

Özetlemem gerekirse; STK’laşma daha fazla seküler olmayı beraberinde getirmiştir. Böylelikle bazı İslamcıların Tevazu dolu hayatının yerini kibir, paylaşmanın yerini enaniyet, ihlasın yerini riya, mücahitliğin yerini müteahhitlik, helal kazancın yerini rahat kazanç, adaletin yerini torpil, kanaatin yerini hırs aldı.

Haramdan, günahtan, ifsattan ve zinadan uzak bir hayat yaşayan sekülerperest bazı İslamcıların konfor ve makam sahibi olduktan sonra nikâhlı eşlerini yetersiz bulmaları ya da ikinci bir eş bulma arayışları ya da flört bir hayata olan özentileri\düşkünlükleri bastırılmış duyguların gün yüzüne bu vesileyle çıkarmıştır.

Dolayısıyla, devletin özel makama sahip yetkilileriyle aynı karede bulunma hırsı bazı cemaatleri omurgasız hale getirmiştir. Devlet kapılarında makam ve ihale talebinde bulunma İslamcı görünen bu zavallıları dilenci ruhlu kılmıştır.

Gün gelir bu süreçte biter. Unutmayalım ki

28 Şubat süreci gibi geçen-geçecek olan bu süreçte 'turnusol kağıdı' görevini görerek çoğu samimiyetsizi elekten geçirmiş-geçiriyor. Dolayısıyla da bu süreçte de bir hayrın olduğuna hep beraber müşahede ettik.

Bu süreçte, pastadan pay kapma yarışına girerek omurgalarını kaybeden, makam ve konfor düşkünlüğüyle de onurlarını yerle bir eden zavallılar, geçmişte yol yürüdükleri dostların\halkın yüzüne gün gelince nasıl bakacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket Vanspor'un içinde bulunduğu durumdan memnun musunuz?