Ölümün öğretmenliği

"Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz." (Vakıa 83-85)

Nasihat istersen ölüm yeter’ der Saidi Nursi. Klişe bir söz olarak algılansa da bu söz, ölüme yakın veya ölüme yakinen şahit olan için çok derin anlamlar\nasihatler içeriyor. Kedimize uzak gördüğümüz ve hep başkasına yakıştırdığımız ölüm gerçeğinin bir gün bize veya sevdiklerimize de uğrayacağını hiç akletmeyiz. Oysa hırsı, nefsi, hasedi, şehevi ve kibri duyguları dizginleyen ve bu hastalıklara şifa olacak tek ilaç ölümü iliklerimize kadar hatırlamaktır. Ölüm hakikatiyle yüzleşmek geçmişin muhasebesini ve bugünün de murakabesini yapmayı bize öğretirken, ölüm hakikatini unutmak ise insanı fıtratından uzaklaştırır, insanı sınırsızlaştırır ve insanı şımartır. Ölüm hakikatinden uzak bir hayat sürdürmek kişiyi kişiliksizleştir ve kişiyi dünyaya karşı korkak kılar. Dolayısıyla her Müslüman sıklıkla gördüğü\göreceği yere Peygamber a.s’ın ‘Lezzetleri kıran ölümü sık sık hatırlayınız.’ Sözünü kazımalıdır.

Ezcümle; 8 Mayısta Veysel abimin vefatı da beni derinden üzmüş, bana ve yakınlarıma iyi bir nasihat olmuştu. Hayatını helal kazanmaya adayan, tevazu hali, harbiliği, emekçi yaşamı ve eve bağımlılığı ile bilinen abimin vefatı:

Yüreklerde bitmeye yüz tutmuş vicdan, merhamet, sevgi, tevazu ve barış gibi insani duygularımızın yeniden yeşermesini sağladı.

Birbirlerine yakın olan bedenlerimizin aksine, ruhların birbirlerinden nasılda uzak olduğunun farkına vardırdı.

Sızlayan bir kalbe, titreyen bir sese ve yaşaran bir göze sahip olduğumuzu bizlere hatırlattı.

Kardeş olmanın, kardeş kalmanın ve kardeşçe yaşamanın nasılda önemli bir şey olduğunu bizlere hatırlatmasının yanında, kardeşe ağlamanın ve kardeşe ağıt yakmanın ciğerlerin tâ derinlerinden geldiğini hissettirdi.

Genelde akrabaların ve özelde ise kardeşlerin birbirlerini nasılda ihmal ettiğini hatırlattı.

Bilginin, paranın ve makamın tevazu karşısında nasılda yenildiğini,

Çok kazanmanın ve çok siyaset yapma hırsının küçük bir iyilik karşısında nasılda söndüğünü,

Ekmeği peşinde koşan nasırlı ellerin, harama bulaşan karanlık ellerden daha temiz olduğunu,

İşinin hakkını verme adına sabah ezanıyla yola koyulan ayakların boş, anlamsız ve emeksiz kazançlar peşinde koşturan ayaklardan ne kadar da üstün olduğunu bir daha bizlere öğretti.

Sevdiklerimizle daha fazla zaman geçirmemiz gerektiğini hatırlattı.

Dünya hayatının ne kadar da boş ve anlamsız olduğunu, asıl hayatın ise ahiret yurdu olduğunu öğretti.

Sahte sevgilerin, aşkların, gülümsemelerin ve saygının samimi bir söylem, bir duruş, bir tebessüm karşısında nasılda ezildiğini gösterdi.

Pişmanlığın ve ihmalin nasılda ağır bir yük olduğunu bize yaşattı.

Rabbim, onu ve tüm müminleri merhametiyle karşılasın. Ve Rabbim biz yaşayan ölülere de rahmet etsin. Selam ve dua ile…

Yunus KUŞAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket Keledoş Yemeği Hangi İlimize Aittir?