Reklamı Kapat

Ermeni meselesi ve soykırım

Soykırım; Sistematik ve planlı bir şekilde bir topluluğu yok etme amacıyla hareket edilen bir şiddet eylemidir. Birleşmiş Milletler, 1950’de Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni onayladı. Böylece, soykırım bir suç kategorisi olarak Uluslararası Hukukta yerini almış oldu. Soykırım Yasasına göre, soykırıma uğramış sayılmanın önkoşulu kişilerin silahsız ve savaşa katılmamış olması gerekmektedir.

Sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki toplu şiddet eylemlerini –soykırım tanımına uygun olsa bile- soykırım olarak adlandırmak, Uluslararası Ceza Mahkemelerine göre usulen uygun ve anlamlı değildir. Yani, bir şiddet eylemini soykırım veya değil diye nitelemek siyasi olarak olasıdır ancak hukuki olarak bir anlamı bulunmamaktadır.

Ermeni meselesine gelince; Türkiye’de bugüne kadar bir “Ermeni sorunu” olmamıştır. Ancak, tüm savaşlarda her milletten, her ulustan ölenlerin olması muhtemeldir.

Ermenilere soykırım yapıldığı iddialarına kaynak teşkil eden beş kitap bulunmaktadır. Bu meselenin temelini oluşturan bu beş kitabın içinde yer alan bilgilere bakıldığında abartmalar, tutarsızlıklar ve sonradan yapılan ilaveler mevcuttur.

Bu kitaplardan birincisi, Faiz El-Ghassein’in kitabıdır.

Eğitimini Osmanlı Devleti’nde yapmış olan ve bir Bedevi şeyhinin oğlu olduğunu söyleyen Faiz El-Ghassein tarafından yazılmış olan “Bir Arap Müslümanının Tanıklığı” adlı çalışma “ Ermeni soykırımı” iddiasına malzeme sağlayan bir kitap olmuştur.

El-Ghassein kitabını 1916’da tamamladığını belirtmektedir. Bu kitap 1917 yıllında Hindistan’da yayımlanmıştır. Almanca baskısı ve çevirisi eklemlerle 100 sayfa olarak İsviçre’de 1918’de Türk Egemenliği ve Ermenilerin Feryadı adıyla yayımlanmıştır

Fransızca yazılan kitabın Hindistan baskısı 44 sayfa iken Almanca çevirisine yarı gizli bir masonik örgütün ısmarlayarak hazırlattığı bir “Ermeni raporu” da eklenmiştir.

Günümüzdeki Ermeni iddialarına göre 1915-1919 arasında 1,5 milyon Ermeni öldürülmüştür ama kitabını 1916 Eylül’ünde tamamlamış olan yazar nasıl olur da 1916’daki kitabına daha sonraki yılları da dahil etmiştir?

Kitaptaki tahrif ve abartılara ilginç bir örnek verecek olursak;

Kitabın yazarı tanıklık ettiği bir olayı kitabının Fransızca baskısının 23. sayfasında şöyle aktarmaktadır:  Erzurum’da bir Kürt ağası ile konuştuğunu, bu ağanın tek başına İstanbul’da, Erzurum’da, Sivas’ta ve Trabzon’da 5.000 Ermeni’yi öldürdüğünü kendisine söylediğini yazmıştır. Aynı kitabın Almanca çevirisinin 61. sayfasında ise, aynı ağa yine kentlerde bu kez yine tek başına tam 50.000 Ermeni’yi öldürdüğünü söylemektedir. Bu yalanı Bedevi şeyh mi söylemiş yoksa Almanlar mı onun metnini tahrif etmişler belli değildir ama belli olan şudur ki Kürt ağa 1915’te 5.000 veya 50.000 Ermeni’yi öldürebilmek için Korona virüs gibi bir virüsü kullanmış olmalıdır. Anlaşılan o ki, bu Bedevi şeyhi ilk defa bizim avcı hikâyelerini dinlemiş olmalıdır.

İkinci kitap ise, Dr. Johannes Lepsius’un kitabıdır.

1896 yılında bu kitabın Almancası ve Fransızcası yayımlandı. Yazar, kitabında, aldığı duyumlara göre 1894-1895 döneminde 88.243 Ermeni’nin ve 1.293 Türk’ün öldürüldüğünü belirtmiştir. Bu bir duyum bile olsa, burada silahsız bir taraf bulunmamaktadır. Yani, “soykırım” yasasına uyan bir durum değildir.

Bu yazar, kitabında daha önce duyumlara dayalı olarak aktardıklarını bu kez Alman Dışişleri Bakanlığı’nın gizli yazışmalarındaki bilgilerle desteklemeye çalışmış ve 1919 yılında Diplomatik Yazışmalar başlığı altında Almanya ve Ermeniler 1914-1918 adıyla iddialarını yayımlamıştır.

Alman ajan ve diplomatların gizli ve şifreli yazışmalarında “silahlı” Ermeni çetelerinin Türk, Çerkez ve Kürt köylerini basarak binlerce kişiyi katlettiklerinin yazılmış olmasına rağmen, Lepsius kitabında sadece 1,5 milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü belirtmiştir.

Ayrıca, Lepsius’un bu kitabında yer alan gizli yazışmalarından 27 tanesi Max Ervin von Scheubner-Richter adlı Alman diplomata aittir. ABD’li tarihçi Alan Bullock’un yazdığına göre Max Ervin gerçekte diplomat değil ajandı. Alman Gizli İstihbaratı kendisini Erzurum’a göndermiş ve burada Ermenileri Kürtlere karşı ve her iki topluluğu da Osmanlı Türklerine karşı kışkırtmakla görevlendirilmişti.

Üçüncü kitap ise, Fridtjof Nansen’in “Aldatılan Halk” adlı kitabıdır.

1928’de yayımlanan bu kitap, Leipzing’de Ermeni Taşnak üyesi gruplarla Alman misyonerleri tarafından birlikte hazırlanmıştır.

 Kitapta Lepsius ve El-Ghassein’in verdikleri bilgiler ve yalanlar da yer almış ve bunlara bazı tarihsel eklemeler de yapılmıştır. Buna göre mağdur Ermeniler tarih boyunca önce Bizans, sonra Acem, sonra Arap, sonra Kürt ve nihayet zalim Türklerin boyunduruğu altında kalmışlardır. Nansen’in kitabı yine o bildik 1,5 milyon Ermeni öldürüldü tezini tekrarlayarak Kürt ve Türklerin bu katliamdan ortak sorumlu olduklarını belirterek bitirmektedir. Nansen’in kitabında da Türk, Kürt ve Çerkezlerin “silahlı” Ermeni çetelerince yer yer öldürüldükleri itiraf edilmiş ama kaç sivilin öldürüldüğü belirtilmemiştir.

Dördüncü belge ise, İsrail Charny adlı Siyonist bir bilim adamı ve ekibinin mektubudur. 23 Eylül 2005 tarihinde International Herald Tirbüne’de yayımlanan açık mektupta, İsrail Charny, Ermeni iddialarını araştırdıklarını ve bunun tam bir soykırım olduğuna karar verdiklerini belirtmişlerdir. Öldürülen Ermeni sayısını 1 milyon ile sınırlı tutmuşlardı. Aynı şekilde yine 2005’te Ermeni iddialarıyla ilgili yıllar süren araştırmalarını nihayet tamamladıklarını öne süren ABD’deki Webster Üniversitesi ve onun “soykırım” araştırmaları merkezi ise öldürülen Ermeni sayısını 2 milyon olarak açıklamıştır.

Lepsius, El-Ghassein ve Nansen o dönemde Osmanlı topraklarında 1,9 milyon Ermeni’nin yaşamakta olduğunu yazmışlardır. Webster’deki bilim adamlarına bakılırsa, öldürülen Ermenilerin sayısı tüm Ermeni nüfusundan daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.

Yukarıdaki abartmalar, tahrifler gerçek tarihçilerin değil, çıkar çevrelerinin siyasal amaçlarla gündeme getirdikleri iddialardır. O dönemlerde gerçekte kaç Ermeni’nin, kaç Türk’ün, kaç Kürt’ün, kaç Çerkez’in öldürüldüğü tam sayılarıyla bilinmemektedir. Bilinebilmesi de mümkün değildir. Yüzlerce tarihçi de çalışsa bu sayıları temin edemezler.

 İspatlanması mümkün olmayan bu iddiaların ortaya atılmasının amacı nedir?

Bu iddiaları ortaya koyanların planları ve amaçları Türkiye’yi Ermenistan Devletine yıllar sürecek tazminatlar ödeterek Ermenistan’ın ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlamaktır. Çünkü Ermenistan’ın ne yeraltı kaynakları vardır ne de ticaret yapabilecek deniz kıyısı.

Ömer KOTLUK

 Kaynak: A.A.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Kotluk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket Keledoş Yemeği Hangi İlimize Aittir?