Ayasofya imamı ve diğer imamlar

Kâbe, mescit ve cami gibi mabetler İslam dünyasını yeryüzünde temsil eden bazı sembollerdir. Bu mabetlerin yanı sıra, cemaatlere öncülük eden imamlar da zamanla İslam kültürünün bir simgesi halini almıştır. İslam toplumunda imamlar her zaman farklı bir yere oturtturulur. Bu ‘pozitif ayrımcılığın’ sebebi ise, imamların temsil ettiği din ve bu yolda aldıkları\yüklendikleri İslami ilimlerden kaynaklanmaktadır. (Aslına bakılırsa İslam inancında ne ‘din adamı’ ne de ‘din kıyafeti’ denen bir şey, anlayış ve de kavram vardır. )

İslam dini, diğer inanç sistemlerine nazaran sade, mütevazı, halkla beraber yaşamını sürdüren ahlaklı, dürüst, eleştiren, sorgulayan ve haksızlıklara itiraz eden dindarların yetişmesini önceler. Ki peygamberlerin toplumlara gönderiliş nedeni de, özgür ve iyi insanlar yetiştirmektir. Ve her konuda olduğu gibi bu konuda da peygamberler en güzel örnektir. Özellikle son peygamber Hz. Muhammed a.s’ın hayatı iyi analiz edildiğinde, hayatın her alanında O’nun izi yer almaktadır. Örneğin Hz. Peygamber bir eş, bir baba, bir imam, bir komşu, bir yönetici, bir komutan olmanın yanında bir arkadaş, bir dost, bir işçi, bir tüccar idi. Öylede olmalıydı. Zira Hz. Peygamber toplumun farklı kesimlerinde yer alan farklı Statülere sahip insanlara örnek olamazdı. Dolayısıyla, -peygamber varisleri olarak bilinen- imamlarda aynı hassasiyet, inanç, sorumluluk, bilinç ve şuurla topluma örnek olmalıdır. Hayatın her alanında İslam’ın güzelliğini götürmekle mükellef imamları bir mabede hapsetmek İslam’ın özüyle bağdaşmamaktadır. Böylesi bir algı\anlayış, İslam dışındaki diğer inanç sistemlerinden alınmıştır. (Örneğin; Bir Keşişin, papazın veya hahamın dini ritüellerini sadece kendi mabetlerinde yerine getirmesi gibi.)

İmamları camilere hapsetme mantığı zamanla bir inanç halini almış ve maalesef din sadece camilerde konuşulmuştur. Özellikle cumhuriyetin ardından uygulanan inkılaplarla cami, tekke, medrese ve imamlarda elden geçilerek istenilen kıvama getirilmiş ve böylelikle de dinin, sosyal hayatla olan bağı da kopartılmış oluyordu.

AYASOFYA İMAMI

Ayasofya imamı Sayın Mehmet Boynukalın’ın ülkede yaşanan olaylara\gelişmelere kendi görüşünü, düşüncesini sosyal medyadan paylaşması çok doğal olmasına rağmen birçok kesim tarafından maalesef hedef gösterilmiş ve eleştirilmiştir. Sayın Boynukalın bir doktor, mühendis, işçi, sanatçı, öğretmen veya eczacı olsaydı yine aynı tepki ile karşılaşır mıydı? Bence, hayır! Çünkü Mehmet Boynukalın bir imamdı ve imamlar sadece kendilerine verilen (namaz kıldırma, mevtayı yıkama, hutbe verme gibi) görevleri yerine getirmekle yükümlüydü. Çünkü ülkemizde imamlar, papaz ve hahamlarla aynı kategoride –maalesef- değerlendiriliyor. İmamların siyasete müdahalesinden korkan veya eleştirenler, bazı imamların bugün mecliste olduklarını görmüyorlar mı? Ve hala görmüyorlar mı ki siyasete giren veya siyasete yakın duran imamların siyaset potasında nasılda eridiğini. Bugün İmamlık cübbesini çıkarıp yerine siyaset cübbesini giyen veya dün kürsü mücahitliği yapıp ta bugün siyaset adına koltuk müdafaası yapan bazı imamların bu tavırlarını görüyor olmamız, bizleri kahretmektedir. Bu hakikatten yola çıkarak İmamlar, söylem ve eylem paralelliğini en iyi yerine getiren kişiler olmalıdır. Topluma örnek ve öncü olmanın yolu fazla bir ilme sahibi olmakla değil, daha fazla sorumluluk sahibi olmak ve daha güvenilir bir kişiliğe sahip olmaktan geçtiği iyi kavranmalıdır. Dolayısıyla Sayın Mehmet Boynukalın üzerinde başlatılan linç girişimi bilinçli bir kaos yaratmanın ötesine gitmemektedir. Bu ülkenin vatandaşı olan her insan, gelişen olaylar karşısında düşüncelerini ifade etme özgürlüğüne sahiptir\sahip olmalıdır. Ve kimse farklı düşüncelerden rahatsız olmamalı\korkmamalıdır.

İmamları camilere mahkûm etme mantığı, toplumun ihyası açısından yanlış olduğu kanaatindeyim. Çünkü toplumun maddi ihtiyaçlarının yanında manevi ihtiyaçlarının da olduğu ve bu manevi ihtiyaçlar, doğru bir bilgiyle giderilmediği takdirde meydanın batını ve harici cemaatlere kalacağı unutulmamalıdır. Bu anlamda başta Diyanete ve sonra da imamlara çok iş düşmektedir.

Toplumda oluşan yanlış imam algısını kırmak ve toplumun güvenini yeniden kazanmak için imamların sokağa inmeleri şart. İmamlar kendi mahallesinde veya sokaklarında aktif rol almalıdır. (Bu tezi savunurken ülkenin İran, Arabistan veya Afganistan’a, imamların ise İran mollalarına benzemesini asla istemediğimi belirtmek isterim)

Evet, imamlar mahallenin\sokağın sıkıntılarına ortak olmalı ve sıkıntıları gidermek için uğraş göstermelidir. İmamlar, Cami ve kendi komşularıyla, mahallenin çocuklarıyla, yaşlısıyla, yoksuluyla diyaloglarını iyi tutmalı, muhalif kimliğini her zaman korumalı ve hakkı haykırmaktan korkmamalıdır. İmamlar, günümüz kirli siyasetine bulaşmadan ülkeye ahlaklı ve dürüst siyasetçiler yetiştirmeli, bir siyasetçi veya rütbeli birinin karşısında ceket iliklemekten ve el pençe durmaktan Allah’a sığınmalıdır. Zira imamlar, kendisinin nasıl bir ciddi, saf, önemli ve kutsal bir misyon taşıdığının farkında olmalı ve derhal memur mantığından sıyrılmalıdır.

İmamlar, müezzinler, Kuran kursu öğreticileri, vaizler ve müftüler;

Hiçbir parti ile dirsek temasa girmemelidir.

Ne iktidara ne de muhalif partilere değil Adalete, vicdana ve merhamete daha yakın durmalıdır.

Toplumsal sorunlar hakkında (ülkenin diğer vatandaşları gibi) görüşlerini ifade etmekten çekinmemelidir.

Bir Irkı, milliyeti, toprağı, kabileyi veya örgütü kutsayan söz ve tavırlardan uzak lakin Kuran’ın emir ve yasaklarına daha yakın olmalıdır.

Halkın zihin dünyasında oluşan ‘Bankamatik memuru’ tanımlamalarından kurtulmalı ve bunun yegâne yolunun sokaklara inilerek ve halkın derdiyle dertlenmekten geçtiğini iyi bilmelidir.

Kendi kurumlarında torpile ve adam kayırmaya yer vermemelidir.

Liyakat ve adalete riayet etmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket Web sitemize nasıl ulaştınız?