Reklamı Kapat

ABD seçimleri ve köleleşmiş ruhlar

Yüzyıllardır yaşanan savaşlar, ihanetler, baskılar, ötekileştirmeler ve sömürgüler bu kararsızlığın/ bilmezliğin bazı nedenleri olarak -belki- gösterilebilir.

Müslüman (Türk, Kürt, Arap...) halklar bugün, ruhsal ve psikolojik bir travmanın içerisindir. Ve ne yazık ki bu travmadan kurtulma gibi bir dert ve çaba İçerisinede girmemektedir. Üzerlerinden atamadıkları/ atmadıkları atalet ve rehavet artık müslüman toplumların bi kamburu halini almıştır. Acı olan ise, müslüman toplumların bu travma ve (atalet/rehavet) kamburla barışık yaşamalarıdır.

Bu halin bir sonucu olarak Müslüman halklar;

A-Kendi hallerine razı olan, şikayet etmeyen, 'hayır' diyemeyen, 'edî bese' diyemeyen, itiraz etmeyen, düşünmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, ruhsuz, duygusuz bir hal alan ve sadece mutfak ve tuvalet arasında boru olmayı tercih eden bir topluluk oluverdiler.

B- Müslüman halklar; Ellerine bırakılan kitabı sadece okuyan, önlerine bırakılan mezhep/ cemaat/ örgüte bağlı bırakılan ve karşılarına konan lider, AtA, serok, imam, şeyh, dede, ağabey veya seydaya itaate zorlanan robotlar haline dönüştürülüverdi 

......

Yüzyıllar önce (siyonizm ve yardımcılarının), müslüman halklara layık gördüğü rolleri müslüman halklar ne yazık ki çok iyi oynuyor.

Müslüman halkların, param parça bir halde olmalarının temel nedeni bu (roller)  olsa gerek.

Müslüman toplumlar ırk, mezheb ve cemaat olarak bölüştürülerek güçleri de bölünmüş ve zayıflamış oldu. 

Bilimden, felsefeden, sanattan, müzikten, spordan, tıptan (din! adına) uzaklaştırılan müslüman topluluklar doğal olarak da üretemedi, gelişemedi, geliştiremedi ve genişleyemedi. 

Müslüman topluluklara (orta çağ hristiyanlarına  dayatıldığı, önerildiği  gibi) sadece (kolay ya da hızlı bi şekilde )cennete girmeleri için mistik bir hayat ve savaş dayatıldı.

Evet, Dünyadan el etek çektirilen müslüman topluluklara;

ya 'mistik' bir hayatla 'yaşayan ölüler' olmayı ya da 'cihad ve şehadet' vurgularıyla gerçek ölümleri tercih ettirdiler.  

........

Hala nefes alıp veren müslümanlar ise, birbirleriyle uğraşmayı imanın bir düsturu haline getirdiler.

'En iyi cemaat' veya 'en iyi lider/hoca' 

veya 'en iyi mezhep' yarışına giren müslüman topluluklar ya bir birlerini tekfir (kafir) ilan etti, ya da birbirlerini boğazladı.

.....

Bu psikolojiye (okumayan, sorgulamayan, eleştirmeyen) sokulan müslüman gençlerin çoğu; 

A- Mistik/batını bir cemaatin (Fetullahçı vb) kurbanı olarak bugün ya cezaevlerinde ya da ülke dışına kaçtılar.

B- 'İslam devleti' hayalleriyle (cihad ve şehadet aşkına) DAİŞ vb. Örgütler cesur, gözü kara binlerce müslüman genci ABD ve kuklalarının hedefi haline getirdiler. 

C- 'Kürdistan devleti' hayalleriyle binlerce Kürt genci ise ya öldürüldü ya da ceza evlerinde çürüdü.

.........

Dolayısıyla;

*Ortadoğu halklarının ölümü, acısı ve kanı artık sıradanlaştı. 

*Müslüman halkların cansız cesetleri artık dikkat çekmiyor. 

*Müslüman halkların gözyaşları artık kimseyi üzmüyor.

Çünkü müslüman halklar (Kürt, Türk, Arap) dünya halklarına 'terörist' olarak kabul ettirildi.

.......

Ruh halimizin geldiği noktayı örneklersek.

Aç olan komşumuz ABD seçimleri kadar dikkatimizi çekmiyor. 

Sokaklarda çürüyen madde bağımlısı gençler, ABD seçimleri veya siyasi partilerimiz kadar dikkatimizi çekmiyor.

İşsizlikten dolayı hayatına son veren bir baba, doların veya altın değerinin yükselişi kadar dikkatimizi çekmiyor.

Telefon bağımlılığı neticesinde 'Zombilere' dönüşen gençlik, ikincş el araç fiyatları kadar dikkatimizi çekmiyor artık.

.....

Son söz;

Ahlaki bir devrimi gerçekleştirmediğimiz sürece,

Bilincimizi Aziz İslam ile tazelemediğimiz sürece,

Fıtratın ana kodlarına (vicdan, edeb, duygu) dönmediğimiz sürece,

Okumadığımız, düşünmediğimiz ve eleştirmediğimiz sürece,

Mezhep, Irk, Cemaat, Örgüt, Lider, Serok putlarını yıkmadığımız sürece,

Batıni hayallerden uyanmadığımız sürece,

Müslümanları tekfir etme ruhundan kurtulmadığımız sürece,

Ucuz/ yada kısa yoldan cennete kavuşma arzularından vazgeçmediğimiz sürece, 

Tek Tip okumalardan, tek lider/serok sevdasından ve tek teklerden vazgeçmediğimiz sürece bize biçilen rolleri oynamaya devam edeceğimiz gibi, düşülen komik ve acınacak hallerden de asla kurtulamayacağız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşı denemeleri için gönüllü olur musunuz?