ESKİDEN KÖYLER

Bir düzlem olmayan sonsuz gökyüzü, üç boyutlu uzay ve tek boyutlu, geri dönüşü olmayan zamanla birlikte şimdilik dört boyutunu “biliyoruz” evrenin. Madde, hareket, uzay ve zamanın ayrılmazlığından öğreniyoruz ki, zaman maddenin değişen durumu aynı anlama gelmek üzere enerjinin hareketidir.

Eskiden Dedeler nineler hep soba kenarında yatardı…

O zamanlar köylerde kısmen Traktörlerin dışında Motorlu araçlar yoktu.

Bizim yaşadığımız çevrede;Mollakasım köyünde bir tane önü yeşil kamyon vardı.Bu kamyon Mollakasım Köyünde yolcu ve yük toplamaya başlardı.İkinci durak Alaköy, üçüncü Durak Dibekdüzü(Aravank) bizim köy,Dördüncü durak Arısu(Almaşat),Beşinci durak Çitören(Haraba),Altıncı durak Topaktaş(Mermit) bu köylerin yolcu ve yükünü aldıktan sonra bazende artı olarak Bardakçı ve Tevekli (Zeyter) köylerinede uğrardı. Bir çok zaman saat 13.00 gibi Şehire gelir saat 14.00 gibi tekrar geri dönerdi.O zaman ihtiyaçlarda çok azdı. İnsanlar mutlu ve tatminkardı.

Akıp giden zaman içinde geçmişe dönüp baktığımızda yıkıntıyı, eskiyeni, değişeni, öleni; yıldızları değil, yalnızca ışık hızıyla bize ulaşan parıltılarını görür, göremediklerimizi edindiğimiz bilgiyle hayal etmeye çalışırız. İnsan için geçmişe gitmek yalnızca budur.

Geçmişten günümüze zamanın yıpratıcı hızına dayanabilen, sağlam kalabilen eserler geçmişin armağanıdır. Hepsini korumayı doğal olarak başaramadık. Bundan sonra daha fazlasını geleceğe bırakabiliriz belki; belki bundan sonra yalnızca değerli olan kalacak, zamanın ve değişimin hızına ayak uyduramayan uzayda, uzamda yok olup gidecektir.

Bebekler bezden, Arabalar telden, Resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara  ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulurdu.Komşuda pişen Bize de pişer, Bizde pişen komşuya düşerdi.Kış geceleri ayaz, sokaklar karanlık,Kış günlerinin nerdeyse çoğunda kar yağardı. Damlar düz topraktandı.Evlerin damlarını temizlemek oldukça zahmetli vede keyifliydi.Evde ekmek pişirildiği günlerin sabahı bayram ederdik.Tandıra helise atılır ve sabahı helise yerdik.O tadı şu an hiçbir yemek vermiyor.

Değişim süreçtir. Öylesine aniden yada kısa süreli olmaz.Değişim, iki yüzlülük, döneklik gibi kavramlardan uzak bir olgudur. Hoş bir şey olmasa da gereklidir. Zamana, daha önemlisi yaşadığımız an’a ayak uydurmak zorundayız. Aksi halde beyin ve bedenlerimizin idaresi farkında olmadan başkalarının kontrolüne geçebilir. İleri görüşlü insanlar her zaman yeniliklere açıktırlar. İçinde bulunduğumuz zamanın hamallığını değişmelere kapalı ve bu değişmeleri kabul etmeyen insanlar yapmaktadırlar. Bu yüzdendir ki değişim çok önemli bir kavramdır.

İnsanlar yaşadıkça, büyüdükçe gerek tecrübelerinden gerek hayatın onlara kattığı şeylerden kendilerini eleştirmeye başlarlar. Bu eleştirilerin giriş, gelişme bölümü herkeste farklı olsa da sonuç kısmı aynıdır. Eleştirinin sonu değişimdir. “Şunu yapmamalıyım” dediği halde, yapan insan bile değişime ayak uydurmuştur aslında. Arada bir yalnız kalınca içine bir hüzün düşer, tüm huzurunu kaçırır gider. Hatasına devam eder belki. Rahata alışmıştır, kendince bahaneler buluyordur standardının dışına çıkmamak için bu değişimi , ancak bilmediği bir zamana erteler.

Yazın çimenlerin üstüne sırtüstü yatıp, masmavi gökyüzüne bakıp dalar giderdik.Tabi çalışmaktan fırsat bulsaydık.

Turşu, salça, bulgur, Yufka, mantı evde yapılır, Sular testilerde soğutulurdu.

Kardan adam yapılır, Evlerde tezek ve çirpiyle soba yakılır, Rüzgarlı günlerde evin içi duman dolardı.Kış gecelerinde uzun masallar anlatılırdı heyecanla.Evler badanalı, Sokaklar lambasızdı.

Çoğu kişide var olan durumu devam ettirme isteği vardır. Güzelden ziyade rahat bir histir. Arada söylenenler olsa da; çoğunluk başa geleni çeker. Değişimin iyi yönlerini elde etmeye başladıkça bir özgüven, bir ben farklıyım duygusu oluşur. Tabi kötü sonuçlar elde etmeye başlandıkça, bu var olan durum dalgası daha bir önem kazanır.

Haber radyodan dinlenir, Çizgili romanlar okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı rengârenk.Belki haberimiz yoktu şimdiki gibi küçülen dünyadan, Ama bizim dünyamız çok büyüktü.İmece usulüyle sürülürdü tarlalar, imece usulüyle biçilirdi ekinler, Sarı öküzün çektiği gemle sürülür harmanlar, çocuklar ona binerek sevinirlerdi lunapark olmasa da..

Özenle yazılır mektuplar, içine yürekle beraber, kurutulmuş gül yaprakları konurdu mis gibi koksun diye.

Yemeğe hevesle başlanır, soğan ekmek te olsa sonunda Elhamdülillah denirdi. Toprak insana daha yakındı, topraktan evlerde yaşanırdı, kış geldimi bacalar  dolardı.Köy evinde, her hane bir misafir odası ayırır.Dışardan gelen ahbaplar misafirler burada ağırlanırdı.Ekinler orakla biçilirdi, mercimek,arpa elle yolunur, deste deste dizilirdi.Harmanlarda düven sürülürdü,birinin düven ile iş yaptığını görünce koşarak gider, düvene binerdik yutulan-yenilen toz bir başkaydı.Eskiden öküzler koşulur  tarlalar karasaban ile sürülürdü.Harman sona ermeden sap saman içeri atılmadan gurbete çıkılmazdı.Kışlık odun için ırgat bulunur, kuşluk vakti kağnılar koşulur dağa odun edilmeye gidilirdi.Kağnı tekerlerinin sesi dağı bayırı inletir,köylü uzakdan sesini duyduğu kağnının kime ait olduğunu bilinirdi.

Bazen hayaller sebep olur bu değişimlere. İnsan düşündükçe, kendi kafasında kurdukça, her şeyin iyi olacağına kendisini inandırır. Tabi o an olumsuzluklar aklının ucuna bile gelmez, gelse bile çok küçük, halledilebilecek gibi dururlar. İşin içine girmeye başlandığı zaman yine geçmiş aranır. Her zaman sorunlar artar çünkü, insan değiştikçe eskiden ne kadar basit yaşadığını fark eder.

İnsanlar yaşadıkça, büyüdükçe gerek tecrübelerinden gerek hayatın onlara kattığı şeylerden kendilerini eleştirmeye başlarlar. Bu eleştirilerin giriş, gelişme bölümü herkeste farklı olsa da sonuç kısmı aynıdır. Eleştirinin sonu değişimdir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Suleyman Balkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi

Anket İran sınırı açılmalı mı?