RAMAZAN BAYRAMI VE FAZİLETİ

Cenab-ı Allah, kullarının işledikleri günah ve hatalardan dolayı tevbelerinin kabulü ve günahlarının affına vesile kılmak üzere yeryüzünde “Kabetullah” ve “Mescid-i Aksa” gibi bazı kutsal mekânları; zamansal olarak da Ramazan ayı, Kadir Gecesi, Beraat Gecesi, Bayram günleri ve geceleri, Cuma günleri ve geceleri gibi bazı kutsal ve değerli zamanları vasıta kılmıştır. Bu kıymetli zamanlardan biri de Ramazan bayramı günü ve gecesidir.

Bayram kelimesinin Arapça karşılığı olan “عيد” “îyd” sözcüğü “âdet halini alan sevinç ve kederin bir araya toplanma günü” anlamına gelir.  “îyd”, “geri dönmek, tekrar dönmek” anlamını taşımaktadır (Cemheretu’l-Luğa, trs: 748; Keşşâf, tes: 684: Mu‘cemu’l-Vasit,  trs: 635; TDV; TDK.). Çünkü bayram her yıl yeni bir sevinçle döner. İslâm dininde “Ramazan” ve “Kurban” bayramı olmak üzere yılda iki bayram vardır. Arapça’da “îdü’l-fıtr” ve “îdü’l-adhâ” şeklinde adlandırılan her iki bayram da hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. 

Bayram’a,  “dönen”, “iade olunan” ve “tekrar dönmek” anlamlarına gelen “عيد” (îyd) isminin verilmesinin nedenleri:

  1. Cenâb-ı Allah, her yıl, iki bayram gününde kullarına iki defa sevinç ve ferahlığı iade etmekle birlikte rahmet ve mağfiretiyle onlara döner ve günahlarını bağışlar. 
  2. Bayram günü, kul, Cenâb-ı Allah’ın rızasını kazanmak ve günahlarının bağışlanmasını dilemek üzere samimi bir kalple ellerini kaldırıp yalvararak, yakararak Rabbine dönerken; Cenâb-ı Allah da kulun bu yalvarış ve yakarışına karşılık günahlarını bağışlamakla birlikte kendi rızasıyla ona döner.
  3. Bayram günü itibariyle kul, farz olan ibadetten (farz oruçtan)  yıl içinde tutabileceği sünnet olan oruç ve diğer ibadetlere döner. Bu dönüş ise onlara Rasûlullah’ın rızasını kazanmayı ve onun şefaatine nail olmayı kazandırır. İşte bunların her biri bir mümin için çok kıymetli birer bayramdır (Galiyetü’l-Mevaiz, h. 1301: II, 33).

İbn Abbas (r.a)’tan nakledilen bir rivayete göre Ramazan bayramı günü geldiğinde, Melekler yol kenarlarına gelip dururlar. İnsan ve Cinlerin dışında bütün canlıların duyduğu yüksek bir sesle müminlere: “Ey ümmet-i Muhammed! Evlerinizden çıkın! Büyük günahları affeden, herkese çokça veren ve çok kerem sahibi olan Rabbinize doğru gelin” şeklinde seslenirler. İnsanlar evlerinden çıkıp musallaya (Namazgâha) geldiklerinde Cenâb-ı Allah, Meleklere hitaben: “Ey Meleklerim! İşini tam olarak yapıp bitirenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de “Yaptığının karşılığını almaktır Ey Rabbimiz” derler. Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, Meleklere “Siz şahit olun ki kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim ve onların günahlarını affettim. Onlardan kim kendisine düşen işi tam yapmışsa ücretini tam, kim işini eksik yapmışsa da ücretini ona göre alır ve bunun için kendi nefsini kınasın” diye buyurmaktadır (Beyhakî; Galiyetü’l-Mevaiz, h. 1301: II, 33). Başka bir rivayete göre Ramazan bayramı günü Cenâb-ı Allah, vasıtasız olarak yüce zatıyla müminlere tecelli ederek: “Ey kullarım! Benim için oruç tuttunuz, benim için namaz kıldınız, günahlarınız bağışlanmıştır” şeklinde onları müjdeler (Ayni eser).

Bayram günlerinde İslâmî ölçüler çerçevesinde eğlenmek ve bazı meşru oyunlar oynamak caiz görülmüştür. Örneğin bir bayram günü Hz. Âişe ile yanında bulunan Buâs Harbi’ne ait ezgiler söyleyen iki kız çocuğuna müdahale etmek isteyen Hz. Ebû Bekir’e: Hz. Peygamber’in “Her milletin bir bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır” dediği (Buhârî, “ʿÎydeyn”, 3; Müslim, “Ṣalâtü’l-ʿîdeyn”, 16, 17), yine bir bayram günü mescitte mızrak kalkan oyunu oynayanları seyretmek isteyen Hz. Âişe’ye yardımcı olduğu ve onunla beraber oyunu seyrettiği (Buhârî, “ʿÎdeyn”, 2; Müslim, “Ṣalâtü’l-ʿîdeyn”, II, 607-608) bilinmektedir.

Bayram günleri ebette sevinç ve mutluluk günleridir. Ancak sevinç ve mutluluklalar Ramazan ayı bittiği için değil, günahların affedildiği, büyük sevaplara ve nimetlere ulaşıldığı içindir. Ancak “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu ateşten kurtuluş” olan Ramazan ayını sefahat içinde geçirenlerin bayram sevinci kendilerine zarar getiren bir sevinçten başka bir şey değildir. Nitekim Şair de bu konuda: “Ah! Zarar getiren bir sevince merhaba olmasın” demektedir. Bayramların amacı, toplum hayatında sağlanan millî birlik-beraberliği ve ortak değerleri birlikte yaşamaktır. Çünkü bayram günleri, milletin ahlâk ve geleneklerinin devamını sağlayan unsurlardandır. Bayramlar, büyüğüyle küçüğüyle, genciyle yaşlısıyla, sağlıklısıyla hastasıyla, bütün insanların paylaşma bilinciyle birbirlerini aramaları, dargınlıkları bir kenara bırakarak birlik-beraberlik içerisinde yaşanılan günlerdir. Bayramlar, iman ve ibadet bilinciyle sevinç atmosferinde bizleri buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan zaman dilimleridir.

Bayram günlerinde yapılması gerekenler: Sabahleyin erken kalkmak, gusül abdesti almak, misvak veya fırça ile dişleri temizlemek, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevinçli olmak, bayram namazı için camiye erken gitmek, imkân dâhilinde ise yürüyerek gitmek, dönüşte başka yoldan gelmek, müminleri güler yüzle ve selamla karşılamak, Bayram tekbirlerini getirmek, fitresini bayram namazından önce vermek ve namazdan önce hurma vb. tatlı bir şeyler yemek.

Cenâb-ı Allah’a samimiyetle gönül verip onu hakkıyla tanıyan bazı arifler, müminler için bu iki bayramın dışında beş bayramın daha var olduğunu söylemektedirler. Bunlar:

  1. Kişinin, amel defterine günah yazdırmayıp geçirdiği her gün, onun için bir bayramdır.
  2. Kişinin, Allah’tan gelen her şeyi kabul etmekle beraber imanla dünyadan ayrıldığı gün, onun için bir bayramdır.
  3. Kişinin, sırat köprüsünü geçip ateşten kurtulduğu gün, onun için bir bayramdır.
  4. Kişinin, bütün evrelerde geçip cennete girdiği gün, onun için bir bayramdır.
  5. Kişinin, cennette Rabbinin cemaline mazhar olduğu gün ise onun için en büyük bayramdır. Cenâb-Allah, bu mübarek bayramı, bütün İslam âlemine hayırlar getirmesine vesile eylesin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhyettin Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi