BENİ TÜRK ASTRONOTLARINA EMANET EDİNİZ

20 Eylül 2018…

Kocaeli’nde okuyan bir öğrenci, okul pantolonu giymediği için okul idaresi tarafından evine gönderilir. Baba İsmail Devrim oğluna okul pantolonu alamadığı için intihar eder. Tornacılık yaparak ailesini geçindirmeye çalışan babanın cebinden sadece 20 TL çıkar. İçinde bulunduğumuz şu günlerde astronotumuzun giydiği pantolonu uzun uzun anlatan bir kısım medya, söz konusu intihara, alınamayan bir pantolonun oluşturduğu sefaletin değil, İsmail Devrim’in bozuk psikolojisinin sebep olduğunu yazar.

15 Nisan 2013…

Trakya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Dilek Özçelik, Edirne’de dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a kanser ilaçlarının temininde yaşanan sıkıntıları anlatmak ister. Bakan ise Dilek’in derdini dinlemek yerine genç kızın eline para tutuşturur. (Aslında AKP’nin, halkı getirmek istediği, getirdiğini düşündüğü nokta budur. Makarna, kömür, sosyal yardım, bunlar yoksa da bir miktar paraya herkes ikna edilebilir)

Bakanın, girdiği binadan çıkmasını bekleyen Dilek tekrar karşılaştıklarında “İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda”, der. Tarihe geçen bu iki cümleyi sarf eden Dilek, 2018 yılının Ocak ayında hayata gözlerini yumar.

Tam 6 yıl sonra…

Tesadüfe bakın ki Dilek toprağa verildikten tam altı yıl sonra uzaya bir astronot yolladık hamdolsun…

Trajedilerle dolu ülkemizde çok daha farklı nice trajediler yaşandı, yaşanıyor elbette ama uzay macerası haberini duyar duymaz nedense benim aklıma ilk önce yukarıda hatırlattığım iki olay geldi…

Uzay aracının yapımında hiçbir katkımız yok…

Elde edilecek bulguların değerlendirilmesine yönelik programlanan herhangi bir bilimsel çalışma için bize yapılmış bir davet yok…  

Bu gezinin bize sağlayacağı bir katkı yok…

Sizin anlayacağınız, “Gitmişken, bizim oğlanı da bindiriverin araca” cinsinden bir durum söz konusu… (Aslında Ahmet Hakan’ı bindirselerdi daha isabetli olurdu, iktidarı övmeye yarayacak birçok soru yöneltebilirdi ekibe.)

Ve, yerel seçimler öncesinde AKP’nin oluşturmaya çalıştığı bir prestij unsuru gibi görünen bu durumun memlekete maliyeti tam 55 milyon dolar!

Siyasetiniz batsın, SMA’lı çocukları kurtarın…

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 3500 civarında SMA hastası var. Kampanyalar, stantlar, hatta market çıkışlarında yardım kumbaraları… Tedavisi milyonlarca lirayı geçen bu hastalığın esir aldığı çaresiz çırpınan anne ve babalar, eriyip giden çocuklar…

Uzay yolculuğuna harcadığımız para ile bu çocukları kurtarsaydık da onlar can çekişirken aldığımız nefesten utanmasaydık daha iyi olmaz mıydı?

Benim asıl tuhafıma giden; herkes de pek memnun, pek gururlu görünüyor. Dilek’in ailesine sorsanıza onlar da memnun muymuş? Ya İsmail Devrim’in ailesi? SMA’lı çocukların gözü yaşlı annelerine bir sorun bakalım, onlar ne düşünüyorlar?

Gören de bizim memleketi yönetenler bilime, teknolojiye pek düşkün zanneder. İşin ucunda oy kaygısı olmasa, biz onların bu tip konulara nasıl baktığını gayet iyi biliriz. Bunu bildiğimiz için de bizi yönetenlere soruyoruz:

 Bu kadar masrafa ne gerek vardı? Cübbeli’ye sorsaydınız ya!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Umut Gerçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi