MİNYELİ ABDULLAH'IN HAMALLIK İPİ VE GÜNÜMÜZ DİNDAR MEMURLARI

Minyeli Abdullah filmini bilmeyenimiz yoktur. Veya bizim kuşaktan bilmeyen yok. Başrolünü Berhan Şimşek’in oynadığı bu film, bir dönem İslamcı gençlerin ilham kaynağı olmuştu.

Filim, Mısır’da İslamcı bir gencin davet ve tebliğ çalışmasından ötürü başına gelen musibetleri ele almaktadır. Her türlü işkencelere rağmen inandığı davadan taviz vermeyen Minyeli Abdullah’ın tevazusu, sabrı ve tevekkülü izleyenleri kendisine hayran bıraktırıyordu. Minyeli Abdullah, ilkin matbaacılık sonrasında ise hamallık yaparak geçimini sağlayan biri. Sırtında taşıdığı hamal ipi ise onun helal yoldan para kazanmasını sağlayan en önemli araçtı.

Filminin en çarpıcı sahnelerinden biri de; Abdullah’ın devletin emniyet müdürlüğüne getirilmesiydi. Bu makamda adalete dikkat eden Abdullah, bir operasyon sonucu devletin bakanlarından birinin oğlunu da gözaltına alır. Uyuşturucu kullandığı için gözaltına alınan çocuğun bakan olan babası Abdullah’tan oğlunu serbest bırakmasını ister. Fakat bakanın ısrar ve tehditlerine karşı direnen Abdullah, bunun bedelini makamından istifa ederek öder.

Filmin bu sahnesinde bakan Abdullah’a:

-‘Sen neyine güveniyorsun?’ Sorusunu sorar. Soruya karşılık Abdullah ise:

- ‘Dolapta asılı olan hamal kıyafeti ve duvarda asılı olan hamal ipime’ cevabını verir.

İşte bu sahne ve cevap yazımın ana konusunu oluşturmaktadır.

Bunun sadece bir film olduğunu realiteye ters düştüğünü söyleyebilirsiniz. CHP’in eski milletvekili Berhan Şimşek’in seküler dünya görüşü üzerinden eleştirilerde bulunabilirsiniz. Fakat devletin makamlarını işgal eden Müslümanca duruşun böyle olması gerektiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla bu tarz eleştirilerle hakikati örtme çabası beyhudedir.

Bu film nerden aklıma geldi?

Devletin kurumlarında ve belediyelerinde fıtratından kopmamış vicdanlı memur ve işçilerin, bulundukları kurumlarda ki dindar görünümlü amirlerin İslam ahlakıyla bağdaşmayan tutum ve davranışlarını bana her anlattıklarında aklıma Minyeli Abdullah filminin bu sahnesi gelir. Doksanlı yıllarda bu filmi bize izleten bazı abilerin -geldikleri makam nedeniyle- bugün kula kul olmalarını görmek beni derinden sarsıyor. İnsanız ve insan olduğumuzdan ötürü masaya, kasaya ve nisaya karşı zaafımız var diyeceksiniz. Amenna… Fakat bu insanlık ailesi içinde geleceğe dair bizim bir sözümüz yok muydu? Oysa Minyeli’nin sırtındaki ip bizimde sırtımızda olmalı değil miydi? Yeri gelince dünyalık makamları ret ederek sırtımızda ki ipe güvenmeliydik. Oysa bir zamanlar bizler helal kazanç yolunda elleri nasırlı müminlerdik. Tevazuyu elden bırakmayan, gerekirse her şeyini İslam davasına feda etmeye hazır müminlerdik.  Makamlara olan sevdadan ötürü bugün amirlerince aşağılandığı halde gıkı çıkamayan dindarlar! çok arttı. Mala olan sevda yüzünden haramı görmeyen dindarlar! çok arttı. Dindar görünümüne aldırış etmeden, Allah’tan korkmadan ve kuldan utanmadan hırsızların sayısı çok arttı. Kurumları bir ‘hem şehri merkezine’ dönüştürerek, kendi memleketinden olmayanları ezen ve dışlayan dindar! memurların sayısı çok arttı.

Sonuçta ne oldu?

İslami yaşamla elde edilen izzetli duruşlar kaybedildi. Şimdi mal, makam sahibi dindarlar arttı fakat zillet içinde bocalayan, gelecek nesle kötü bir izlenim bırakan bir enkaz kaldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi