BU TOPRAKLAR TEHLİKE ALTINDA

Yaşlı kıta ülkelerinin tüm planları uzun süredir petrol kaynakları üzerine kurulmuşken, Ortadoğu’da bu kaynakların üzerinde oturan Müslüman ülkeler o tarihlerde de birbirini yiyordu. Batılı devletlerinin desteğiyle oralarda bir yerlerde kurulup desteklenecek bir uydu devlet, çok kullanışlı olabilirdi.

Theodor Herzl… Siyonizmin kurucusu kabul edilen Herzl, Bir Yahudi devleti kurulmasını, bunun için de en uygun yerin Filistin toprakları olduğunu söyledi. Hemen ardından Israel Zangwill’e ait şu cümle slogan haline geldi: “Filistin, halksız bir ülke, Yahudilerse ülkesi olmayan bir halktır. Halksız ülkeyi, ülkesiz halka verin(1)”

Bir anlamda Filistin, Filistinlilere bırakılamayacak kadar önemliydi.

(Bu son cümle bir yerlerden tanıdık geliyor mu? “ Türkiye, Türklere bırakılamayacak kadar değerli bir ülkedir(2)” sözünü duymayanımız yoktur sanırım. Çok rahatsız edici olmakla beraber memleketimizin başına gelenler, bu sözleri söyleyenlerin amaçları doğrultusunda çalışıyor olduklarını ispat etmiyor mu?)

1922’de İngiltere’nin düzenlediği nüfus sayımına göre Yahudilerin sayısı, Filistin’deki 750 bin nüfusun sadece yüzde 11’ini oluşturuyordu(3). Filistinliler ilk başlarda bu göçten çok da rahatsız değillerdi. Toprakları, evleri değer kazanıyor, ucuz işgücü temin ediyorlardı.

1947’ye gelindiğinde Filistin nüfusunun 3’te 1’i Yahudilerden oluşuyordu. Toprakların ise yalnızca yüzde 6’sı Yahudilerin elindeydi. İnanılacak gibi değil ama sadece 2 yıl sonunda Yahudiler Filistin topraklarının yüzde 78’ini ele geçirdi. Yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalan yaklaşık 700 binden fazla Filistinli, mülteci kamplarında yaşamaya başladı(4). Evet, fazla uzun sayılmayacak bir süreçte kendi ülkelerinde, kendi yurtlarında, kendi topraklarında mülteci haline geldiler.

Bu tarihten sonra İsrail devleti hiçbir zaman yurtsever, ulusalcı hareketlerin gelişmesine izin vermedi. Özellikle 1950 ve 60’larda tüm dünyada yükselen sosyalist hareket yerine dini grupların egemen olduğu coğrafyada İsrail’in böl-yönet politikası, farklı birçok İslami örgütün kurulup birbirine düşman edilmesi esasına dayanıyordu.

Müslüman Eller…

Tekfir ve Hicret…

İslamî Cihad…

İhvan…

El Fetih…

İslamî Cihad Alayları…

Hamas…

İzzeddin el Kassam Tugayları…

Bir şekilde isimlerini duyduğumuz bu örgütler Filistin devletinin bağımsızlığı ve halkının özgürlüğü için mücadele etmek yerine bölgede kendi liderliklerini sağlamaya/korumaya çalıştılar. İsrail Devleti’nin öldürdüğünden daha çok sayıda Müslüman, Müslümanlar tarafından öldürüldü.

Şunu öğrendiğimde gözlerime inanamamıştım: İsrail’in önde gelen devlet adamlarından Yitzag Segev, İsrail hükümetinin, Gazze’de çok sayıda cami yaptırdığını açıkladı. Yine İsrail’li devlet görevlisi Avner Cohen, “Hamas’ı biz yarattık” dedi. İsrail aleni biçimde dinci örgütlenmeleri destekliyor, Müslümanları cemaatlere, örgütlere bölüyordu.

Sadec son onbeş yılda olanlar; Batı Şeria’ya egemen olan ve nispeten barışçıl tutumlarıyla dikkat çekmeye başlayan El Fetih yetkilileri, Gazze’ye hakim olan Hamas tarafından 2007’de katledildi. Işid de 5 Ocak 2018’de Filistin’deki Müslüman gruplara ve Hamas’a savaş ilan etti. El Nusra da bundan kısa bir süre sonra Işid’e savaş ilan etti. Kim dost, kim düşman, kim gerçek Müslüman?

Toparlayalım…

Bu coğrafyalar tehlike altında… 11 Eylül saldırıları, Arap Baharı ve sonrası… Türkiye görülmemiş bir göç hareketine maruz bırakıldı. Demografik yapımızdaki kontrol edilemez mutasyonun önümüzdeki yıllarda ne şekilde karşımıza çıkacağını kestirmek çok güç. Ama tarihten dersler çıkarmak ve en azından buna göre hareket etmek zorundayız.

Son söz olarak şunu da söyleyelim:

O her fırsatta küfrettikleri “ulusalcılık” var ya, modern dünyada halkları bir arada tutan unsur, ulusalcılığın ta kendisidir… Din kardeşliği falan hikâyedir, dinci örgüt paravanıdır. Acımasızca öldürülen Filistinli çocukların kanında da İsrail kadar bu radikal dinci örgütlerin de kirli elleri vardır…

Ahmet İşler, İsrail’in Kuruluş Aşamasında Türkiye’deki Muhafazakâr Camianın Yaklaşımı, İçtimaiyat Sosyal Bilimler Dergisi Yıl:3 Sayı:2, Sayfa 122

https://onbirsss.blogspot.com/p/turkiye-turklerebraklmayacak-kadar.html (NOT: Bu sözün müellif hakkındaki teoriler 4 kişiye odaklanmakta:Madeline Albright William, Ewart Gladstone, M.Ali Birand, Cüneyt Ülsever)

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44128837

Murat Toklucu, #Tarih, Sayı: 107 Sayfa 51

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Umut Gerçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi