MÜSLÜMANLAR VE SARAY HASTALIĞI

Müslümanların İslam'ın ruhundan koptuğu dònem, Hz. Osman doneminde Şam valisi olan Muaviye'nin başlattığı 'Saray Özentisi' dönemi olarak görüyorum.

Hz. Osman ile başlayan, devlet kadrolarına liyakatsiz atama ve torpilcilik Muaviye'nin başlattığı bu arıza kadar İslam'ın ana mesajına engel olmamıştı. Hatta Hz Osman ve Hz. Ali arasında ki tartışma ve sonrasında Hz. Ali ile Hz. Aişe annemiz arasında devam eden kargaşa ve savaş bir fetret ve kaos olarak değerlendirilse de asıl kopuş yine Emeviler döneminde 'Saray sevdası' ile başlayan dònem olduğu kanaatindeyim.

Zira Hz. Osman zamanında başlayıp Hz. Ali döneminde devam eden kaos ortamı Müslüman davetçileri halktan uzaklaştırmamıştı. Yani halkla beraber yaşayan, halkın içinden ayrılmayan müslumanlar toplumun içinde varlığını hala devam ettırmişlerdi.

Bu realite, halklar arasında bir kavganın, bir ayaklanmanın çıkmasını engelliyordu. Hz. Osman ve sonrası dònemde yaşanan sıkıntılar genelde 'üst kademede' yaşanan sıkıntılar idi.

Ama, halktan kopuş dönemi -bana göre- saray dönemidir.

Bir 'Muaviye adeti' olarak müslümanların tarihine giren 'saray özentiliği' Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar dönemi boyunca devam ederek gelmiştir.

Emeviler ve sonrası dönemde müslüman yòneticilerde başlayan 'Saray yaşam' özentisi, Müslüman toplumlarda 'halifelik' makamına engel olmamış ve İslam'i devlet! Yònetiminin adına bir halel getirmemişse de, 'İslamın ana ruhu' olarak ifade edebileceğim, müslüman yònetici ve davetçilerin 'halkın ızdırabını anlama, halkla beraber yaşama' realitesine ne yazık ki balta vurmuştur.

Zaten 'Ebuzer Metaforuda' bu dònemde yani 'Saray özenti' döneminde Şam valisi Muaviye'ye karşı başlamıştır.

Bu dönemde Muaviye, gösterişi temsil ederken, Ebuzer ise, 'halkı' temsil ediyordu.

Ama maalwsef, gösteriş (saray özentiliği) kazanırken, halk olarak kalma ruhu ise kaybetmiştir.

O günden bugüne, Müslüman topraklar genişlemiş olsa dahi, bilinçli, dertli, devrimci müslümanların sayısı, genişleyen topraklar kadar  büyümemiştir.

En güzel òrnek Hz. Muhammed A.S'ın hayatı incelendiğinde, Muaviye'nin değil Ebuzer'in temsil ettiği mücadeleyi göreceksiniz. Yani halkla iç içe olan, halk gibi yaşayan, halkın ızdırabına ortak olan mütevazı bir Peygamber òrnekliģine tanık olacaksınız. 

Bu anlamda, Hz. Osman ile başlayan liyakatsiz atamalar ve Muaviye ile de başlayan halktan uzak yaşama tehlikeysini farkeden Ebuzer, 'dalkavuk ve saray özentisi' taşîyanların (Mervan gibilerin) kışkırtmaları sonucu yöneticiler tarafından isyancı olarak ilan edilerek Rebeze'ye sürgün edilmiştir.

 Ebuzer, hayatının sonuna kadar inandığı değerden taviz vermeden, gösteriş ve kibir hastalığına inat bir devrimci olarak Rebeze'de ruhunu Rabbine teslim etmiştir. Böylelikle de 'gösteriş ve saray' hastalığına karşı direnen son müslüman devrimci de vefat etmişti.

O günden bugüne İslam'ın bu ruhu (halkla beraber yaşama) saray yòneticileri tarafından bilinçli dizginlenmiştir. 

Çünkü, bu ruha sahip olan her Müslüman, halkı isyana teşvik eden biri olarak görülmüştür. Yani Ebuzer ruhunu taşıyan her Müslüman, halka terörist olarak yansıtılmıştır. 

Ez cümle, müslümanlar asıl ruhlarına ancak 'gösteriş ve saray' hastalığından vazgeçerek, halk olarak yaşamayı tercih ettiklerinde İslami bir devrimin temelini atmış olacaklar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi