ÇÖZÜMÜNÜ ARAYAN FORMÜL: İNSAN

İnsan; topraktan çamura, çamurdan da balçığa everilerek meleklerin saygı duyduğu beşer.

İnsan, bir damla atık sudan kana, kandan ete ve sonrada giydirilen kemiklerle en güzel şekille biçimlenen varlık.

İnsan; iyilik kodlarıyla donatılarak, iyilik tohumlarını yeryüzüne atmakla görevli halife…

İnsan; Aldanmanın, kırılmanın, ağlamanın, sevmenin, öfkelenmenin yanında aldatan, kıran, gülen, nefret eden ve mutlu olma gibi birbirleriyle zıt nice duyguyu kendinde barından, acısıyla tatlısıyla ömrünü tamamlayan mahluk...

İnsan; yaşadığı her ana şahit kılınan ve zamanın da kendisine şahit olduğu tarih.

İnsan; meleki duygularının yanında hayvani duygularını da üstlenen bir hamal.

İnsan; bazen zalim bazen de mazlumlaşan bir kul. 

İnsan; bazen tarih yazan bir kahraman, bazen de tarihin çöplüğüne atılan bir şey.

İnsan; söylemlerden çok yaşadıklarıyla öğüt almayı tercih eden bir birey.

İnsan, koca âlemde bir nokta dahi bile değilken, yapmış olduğu eylemlerle koca âlemde kendinden söz ettirmeyi başaran canlıların en üstünü.

Size insanı tarif et? Denilse, İnsanı tarif eden cümleler, tespih taneleri misali sizin de zihin dünyanızda böyle bir bir dizilecektir.

HAMAL İNSAN

Kendisine biçilen sayılı ömür içinde ebedi yaşayacağı zannıyla despotlaşan insan, bir zavallı olduğunun şuuruna ise ölüm kapısını çaldığı zaman maalesef anlar.

Ne hazindir ki toprağın üstünde türlü türlü makamlara sahip olan veya kendisine sunulan makamları beğenmeyen insanoğlu, toprak altında çürüdüğü\çürüyeceği hakikati akla hiç getirmez. Dünya hayatında bir yolcu olduğunu unutan insan, kalıcı zannettiği saraylar inşa ederek trajikomik bir hal alır. Yaşamı boyunca, sırtlandığı heybesine ya iyilikler ya da kötülükler dolduran ama bunun şuuruna varmadan toprak olan bir canlıdır insan.

Süreli bir ömre sahip olan insan, kendisine verilen bu süre içinde ömrünü tamamladıktan sonra yeme, içme, eğlenme ve üremenin ardından yok olmak için mi var oldu?

Bir an için öyle olduğunu varsayarsak; insanın ölmeden önce yaşadığı anılar veya uyguladığı zulümler veya uğramış olduğu haksızlıklar ne olacak? Dünyadayken yaptığı haksızlıklar insandan sorulmayarak yaptıkları ona kâr mı kalacak? Veya İnsan, sevdikleriyle öldükten sonra bir daha görüş(e)meyecek mi? Dünya hayatı boyunca güçlüler, zayıfları ezecek, zayıfların haklarını gasp edecek ve kimseye de hesabını vermeyecek… Öyle mi?  Bu tarz bir düşüncenin size de saçma geldiğini biliyorum. O halde ortak aklın verdiği cevabı burada yazıya dökelim; ‘ insanı frenleyen bir sistem muhakkak olma-lı-dır.’

İNSANI ADAM KILAN DEĞERLER\FRENLER

Evet, İnsanı terbiye eden, ona yol gösteren, hırslarının sınırlarını çizen, duygularını yönlendiren bir uyarı sistem muhakkak olmalıdır. Hayvan bile yiyeceği avın dışında –acıkmadığı sürece- farklı bir av arayışına girmez. Karnı tok olduğunda, hayvanı farklı arayışa sokmayan bir mekanizma var ise bu mekanizmanın bir benzeri –hatta daha gelişmişi- insanoğlunda da olması gerekmez mi?

İradeli her insanın bu sorulara da verdiği  ‘tabi ki olmalıdır’ cevabıdır. İnsanın hırslarını ve duygularını frenleyen bir yapı olmazsa, yeryüzü yaşanılacak bir yer olmaktan çıkar. ( İnsanı frenleyen sistem veya sınırlar, insanı kâmil bir insan yaparak onu adam eder.)

O halde; İnsana rotasını gösterecek, ona kırmızı çizgilerini çizecek\hatırlatacak mekanizmalar nedir? Saygı, sevgi, merhamet, adalet gibi duyguların kendisinde var olduğunu insana hatırlatacak\ uyandıracak bir mekanizma ne olmalıdır? Ki buna verilecek en kolay cevap ‘vicdan’ ve ‘akıl’ cevabıdır. Lakin bu cevap, farklı bir soruyu ardından doğurmaktadır. Şöyle; İnsan, vicdan ve akıl gibi bir duyguya sahip olmasına rağmen neden yeryüzünü kana bulayan bir despot halini alır?

Anlaşılacağı üzere, verilen cevap, ardından gelen soru karşısında yetersiz kalıyor\ kalmaktadır. Demek ki akıl ve vicdanı da doğruya, iyiye\iyiliğe kanalize edecek farklı bir mekanizma daha olmalıdır.

Bu saydıklarım veya sıraladığım sorular, zihin dünyamızda ‘insanın psikolojini, ruhsal yapısını, iç organlarının kendi içinde ki uyumunu ve dış anatomisini var eden güçlü bir varlığın’ olduğu cevabının oluşmasına -farkında olmadan- zemin hazırlıyor. İnsanı ve insanın yaşam süreceği bir ortamı var eden bir gücün sahibi de şüphesiz ki Allah’tır.

Allah, insanı en güzel şekilde yaratmanın yanında ona tabiri caizse bazı sensörler eklemiştir. İnsan kötülüğe meyletmek istediği zaman onu uyaran sensörler... Bu sensörler, temiz fıtratta bulunur. Fıtrat bozulunca bu sensörlerde aktifliğini doğal olarak kaybetmektedir. Anlayacağınız sensörlerin aktif olması fıtratın temiz kalmasına bağlıdır.

Fıtratı bozulan, bozulmaya yüz tutanların formatlanması için yüce yaratıcı peygamberler ve kitaplar yollayarak kuluna yardım etmiştir.

O HALDE;

İnsanoğlu temiz bir fıtratla dünyaya geldiğini iyi bilmelidir. Çünkü fıtratından uzaklaşınca insan; vicdanından, aklından, merhametinden de uzaklaşmaktadır. Oysa bu duygular insanı insan kılan hatta insanı adam eden meleki duygulardır. Meleki duygular yitirildiği an ise yerini hayvani duygular maalesef almaktadır.

 Dolayısıyla insan, kendisini fıtratından koparan her ortam ve insandan uzak durmalıdır. Bir fani olan insan, kendisini en güzel şekilde var eden Rabbiyle arasını iyi tutmalıdır. Dünya hayatı boyunca Rabbiyle yol yürümelidir. Fani dünyada yoldan şaşmamak için Kur’an’ı kılavuz, bir Nebi ve bir Resul olan Hz.Muhammed a.s’da kendine örnek ve önder edinmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi