ŞAHSİYET İNŞÂ EDEN YOL: SIRAT-I MÜSTAKİM

Dünya bir yol, insan ise bir yolcudur. Şaban Ali DÜZGÜN yolu ihtiyaç, umut, hareket ve imtihan başlığıyla dört farklı şekilde tanımlar. Bu tanımlarla Düzgün, yola çıkmanın bir zorunluluk olduğu, bir umutla yol alındığı, yolda olmanın bir hareket ve dinamizm istediğini ve yolculuk esnasında birçok imtihanın yolcuyu beklediğini ifade etmektedir.

İnsanın benimsediği hayat anlayışı, dünya görüşü, dini ve inancı, ya da ideolojisi onun yoludur. Bir kimsenin hayat yolu onun hayat tarzıdır, yaşama biçimidir.  İnsanın doğumla başlayan yolculuk serüveni, ölümle nihayete erer. İnsanın yeryüzü serüveninde karşılaşacağı farklı yolların içinde ‘ en doğru yol Allah yoludur.’ (Ali imran 73) Ve kendi yoluna Allah ‘Sırat-ı Müstakim’ adını vermiştir. (Enam-161) Rabbimizin bize sunduğu bu yol öyle bir yol ki, ‘kendisi bile bu yol (Sırat-ı Müstakim) üzere olduğunu’(Hud-56)  bize bildirir. Allah’ın dost doğru yolu onun değişmeyen sünnetullahıdır. “Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın; evet Allah’ın sünnetinde bir bozulma bulamazsın’’ (Fatır-43)

Rabbimizin son elçisi Hz. Muhammed A.S, nübüvvetle taçlandırıldıktan sonra başına gelen her türlü belaya karşı sabır ve sebat eden bir Nebidir. Nebi A.S Kimsenin kınamasına aldırış etmemiş, Sırat-ı Müstakim üzere hayatını sürdürmüş ve kendisine yapılan her tehdide karşı verdiği cevap ise şu olmuştur: ‘Ve Bilin ki, doğru olan benim yolum budur...’demiştir. (Bakara-153) Nebinin bu haykırışı bize ‘sizin önerdiğiniz veya gittiğiniz yolların aksine doğru yol, benim yaşadığım ve size önerdiğim yoldur’ hakikatini gözler önüne seriyor. Nebi A.S’ın üzerinde olduğu ve insanlığa önerdiği yol, insanlık ailesini her iki dünyada da bahtiyar edecek Sırat-ı Müstakimdir. Dolayısıyla da Müslümanlar dost doğru olmalı, doğrularla olmalı ve ‘doğruyu arayanlardan’(Cin-14) olmalıdır.  

İnsanı İslam fıtratı üzere yaratan Allah, insanın bu fıtrattan (yoldan) ayrılmaması için onlara sevgi, merhamet, akıl, irade (güzel ahlak) yüklemiştir. Bu yüzdendir ki günde -en az- on yedi defa ‘bizi dost doğru yola iletmesi’ (Fatiha-5) için Rabbimizden (ihdina) temennide bulunuyoruz.

SIRAT-I MÜSTAKİM KAVRAMI NEDİR?

 Sözlükte “anayol; doğru ve apaçık yol” mânalarına gelen sırât ile “dengeli ve dosdoğru” anlamındaki müstakīm kelimelerinden oluşan sırât-ı müstakīm “apaçık, dosdoğru ve hak yol” demektir.. Râgıb el-İsfahânî, istikamet kelimesinin genellikle düz bir çizgi gibi doğru olan yol hakkında kullanıldığını, bundan dolayı hak ve hakikat yoluna sırât-ı müstakîm denildiğini belirtir (el-Müfredât, “ḳvm” md.).

Sırât-ı müstakîm, istikamet üzere olan yol demektir. İstikamet; doğruluk, dürüstlük, her çeşit işte i'tidal (denge) üzere bulunma, adâlet ve doğruluktan ayrılmayıp yasaklardan sakınmak, İslâm'ın doğru yolu üzerinde yürüme demektir. Sırat/es-Sırat kelimesi Kur’an’da 45 yerde geçmektedir.

İstikametin karşıtı, hıyanettir ki; doğruluğu bırakıp hak ve hukuka tecavüz etme, verilen sözde durmama ve ahde riayet etmeme demektir. Resul-i Ekrem bu konuda; “Ey Allah’ın Resulü, İslâm hakkında bana öyle bir söz söyle ki, onu senden sonra hiçbir kimseye sormayayım” diye soran Süfyan bin Abdullah Es-Sakafî'ye: “Allah'a iman ettim' de, ondan sonra istikamet üzere yaşa/dosdoğru ol!” cevabını vermiş.

İnsan istikamet üzere sabredemeyen bir varlıktır. Sırat-ı Müstakim,  mecazen hidayet yolu bu yol üzere olanlar ise hidayete ermiş yolcular olarak da tanımlanabilir. Farklı bir yorum olarak, hidayete ermiş ve Allah’ın yolundan çıkmamış her kul, Allah’ın boyasını üzerinde taşıyan kul demektir. (Bakara-138)

Doğru yolun ne olduğunu veya doğru (istikamet) yolun nasıl bulunması gerektiğini araştırdığımızda, karşımıza Kur’an çıkmaktadır.Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.’ (Bakara-2) Bu ayetten de anlaşılacağı üzere doğru yola girmenin en önemli kılavuzu vahiy gösterilmektedir. Nebi A.S ve yarenlerinin beslendiği kaynak da şüphesiz ki Kur’an idi. Ve Kuran hidayet kaynağıdır. Teorik olarak Kur’an’a ve onun vücut bulduğu Nebi A.S’ın hayatına baktığımızda doğru yolun (istikamet) ne veya neler olduğunu net öğrenmiş oluyoruz.

Bu hakikatten yola çıkacak olursak Sırat-ı müstakim (dengeli, istikamet ve dost doğru yol):

*Vahiy ile hayat bulunan yoldur.

*Sınırlarını Allah’ın belirlediği yoldur.

*Nebilerin ayak izlerinin takip edildiği yoldur.

*Şirkin olmadığı, tevhidin hüküm sürdüğü yoldur. (Müdessir ‘temizlenenlerin yoludur’)

*Sapmaya izin vermeyen yoldur.  (Kişi istemediği sürece Allah kulunu bu yoldan ayırmaz)

*İradeli bir varlığın denetimini Allah’ın eline verdiği yoldur. (M. İslamoğlu)

*Akleden, sorgulayan ve düşünenlerin yoludur.)

*Bir özeleştiri, muhasebe ve murakabe yoludur. (Eleştirel akıl)

*Bencillik hastalığına düşürmeyen bir yoldur. (‘Ben’ mantığından sıyrılıp ‘biz’ bilincine kavuşma)

*Boşluğa düşürmeyen, savrultmayan bir yoldur.

*Eğrilik ve ölçüsüzlüğün olmadığı yoldur.

*Riyanın, yalanın ve çıkarın olmadığı yoldur.

*Adalet, merhamet ve meşveretin olduğu yoldur.

*Aldatmanın, yalanın ve hilenin olmadığı yoldur.

*Rüşvetin, yolsuzluğun, ihanetin, torpilin olmadığı yoldur.

*Hayânın, imanın ve güzel ahlakın hâkim olduğu yoldur.

*Kitabın, bilginin ve bilincin hâkim olduğu yoldur.

* İnsanın kendini güvende hissettiği yoldur.

*Nimetlerle donatılan bir yoldur.  (Akıl, sağlık, yetenek ve duygu en büyük nimetlerdir. Kendilerine nimet verilenler: -Nisa-69- A- Nebiler B- Doğru, dürüst davrananlar C- Tanıklığı her riske rağmen tam yerine getirenler D- Islahat yapıp ifsada karşı çıkanlar ‘Salihlerdir’ )

* Sapıtan ve gazaba uğrayanların yolu değildir.

*Samirilerin ve altın buzağıların ret edildiği yoldur. (Günümüz Samirileri kimler? Günümüz altın buzağı neler? Firavun gücün temsili, Haman dürüst olmayan siyasetin temsili, Karun mala kul olanın temsilcisi, Belam; dürüst olmayan din adamlarının temsilcisidir)

*Yoksulun, miskinin, fakirin ve yetimin gözetildiği yoldur.

*Kibrin, şımarıklığın, ukalalığın, avareliğin geçersiz sayıldığı yoldur.

*Devrimci ve özgürlük arayışında olanların kendini bulduğu yoldur.

*Zalimlerin kınandığı, mazlumların sahiplendiği yoldur.

*İnancından dolayı kimsenin kınanmadığı, aksine inanç hürriyetin savunan yoldur.

*Kölelerin, dışlanmışların, horlananların, kimsesizlerin, ezilmişlerin kınanmadığı\sahiplenildiği yoldur.

*Tekasur hastalığından kurtulmanın yoludur. (Paylaşmanın, infak etmenin, empati duymanın yoludur)

Sırat-ı Müstakim, hem Allah’ın hem de kullarının –Müslümanların- içinde yer aldığı bir kavramdır.’      Şaban Ali Düzgün hocanın bu tespiti açıkçası beni duygulandırmıştı. Allah ile aynı kavramda yer almak… İhsan ELİAÇIK buna farklı olarak ‘Allah ile beraber yol yürümek’ kavramını geliştirmiştir. Peygamberlerin ve hidayete ermiş salih insanların Rabbiyle yürüdüğü bu yolda olmak insanı hem duygulandırmakta hem de onurlandırmaktadır. Dünyada Sırat-ı Müstakim yolunu tercih edenlere Rabbimiz cennette de bir arada olacaklarını müjdelemektedir. (Ahkaf-13,14) Sırat-ı Müstakim yolunun yolcusu olan Müslümanlar bu yoldan ayrılmak istemiyor, bu yolda sabit kalmak ve cenneti de istiyorsa o halde doğrularla beraber olmak zorundalar. (Tevbe-119)

BENİ HUD SÜRESİ YAŞLANDIRDI

Nebi A.S’ın ‘Beni Hud süresi ihtiyarlattı’ sözü dost doğru olmanın ve dost doğru kalmanın zorluğunu gözler önüne sermektedir. Zira dost doğru kalmak emek ve bedel ister. Bu hakikatten dolayı Müslümanlar bu düsturu gündemlerine almaktan kaçınmaktadır. Hatta Sırat-ı Müstakim kavramının ne anlama geldiğini araştırma zahmetine bile girmemektedir. Sırat-ı Müstakim üzere olanlar İzzetli insanlardır.

Hud süresinin ana kelimesi bana göre ‘dost doğru’ kelimesidir.

“(Ey Habîbim!) Emrolunduğun gibi istikâmet üzere ol! Sen’inle beraber tevbe eden (mü’min)’ler de emrolundukları gibi istikâmet üzere olsunlar! Ve sakın aşırılığa kaçmayın!..” (Hûd, 112)

Âyette dosdoğru olma emrinin karşısında aşırı gitmeyin emri yer almıştır. Demek ki dosdoğru olunmazsa, tuğyan ve aşırılıklar kendini gösterecektir. Doğruların yanında yer alınmazsa, azgınların safında yer alınmış olacaktır. Nitekim konumuzla ilgili ikinci âyetimizde de dosdoğru ol emrinden hemen sonra onların heveslerine uyma kaydı gelmiştir. Çünkü dosdoğru olma, hakka ve hakîkate uymaktır; aksi ise azgınların hevâ ve heveslerine uymadır. İlki cennete götürecektir, ikincisi cehenneme. İlki sâhibini izzetli ve huzurlu bir hayâta taşıyacaktır; ikincisi ise sâhibini zelîl ve huzursuz edecektir. (Alıntı)

İSTİKAMETİN ÇEŞİTLERİ

1-İmanda istikamet: (önce kalp doğru olmalıdır)

2-Sözde istikamet:     (Sonra söz doğru olmalıdır)

3-İbadette istikamet: (İbadetler ihlaslı ve devamlı olmalıdır)

4-İş ve işlemlerde istikamet: (İşlerimiz de ölçü: Kuran, sahih sünnet ve akl-ı selim olmalıdır)

 Bu açıklamalar bize şu hakikati göstermektedir.

Rabbimiz Sırat-ı Müstakim tanımı\kavramı ile bir şahsiyet\karakter\kişilik inşa ederek Müslüman bir şahsiyet oluşturmaktadır. Müslüman şahsiyet, insanlık ailesine örnek olmak için yaratıcı tarafından imar edilmiştir.

Bugün insanlar şahsiyetlerinden çok sahip oldukları kimlikleri ön plana çıkarmaktadırlar. Makamı, parası, sosyal nüfuzu veya etkili ve yetkili kişilere yakınlığı olan kişiler şahsiyet sahibi olmasalar da sahip oldukları kimliklerle toplumda itibar görebilmektedir. Hâlbuki Kur’an’a göre, insanı ahirette kurtuluşa götürecek özellikler ifade edilirken kimliğin yeterli olmadığı, şahsiyetin daha önemli olduğu vurgusu ön plana çıkmaktadır. (alıntı)

Müslüman şahsiyetler de bu albeni karşısında istikametlerini maalesef bozmuşlardır. Müslüman şahsiyetini oluşturan öğelerden bir bir uzaklaşarak ‘altın buzağılarına’ tapmaya başlayan Samiriler haline gelmişlerdir. Müslümanlar, altın buzağılarını (makam, mal, mevki, şöhret) kırmadıkları sürece ilahi çağrıyı hiçbir zaman anlamayacaktır. İslam’ın kazandırdığı izzete tekrardan kavuşmanın çözümü Allah’a yönelmektir. Müslüman şahsiyetinin devamlılığının en önemli koşulu; Sırat-ı Müstakimi anlamak ve ondan şaşmamaktır

.“...Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Onun için, hepiniz O’na istikamet edin/yönelin...” (Fussılet /6)

 “Allah’a ortak koşmamak, anaya babaya iyilik etmek, evlâtlarının canına kıymamak, her türlü kötülük ve iffetsizlikten uzak durmak, yaşama hakkına saygı göstermek, yetim malına yaklaşmamak, ölçü ve tartıda dürüst olmak, yalan söylememek, Allah’a verilmiş olan ahde vefâ göstermek” Allah’ın dosdoğru yolu olan sırât-ı müstakimdir. Dolayısıyla başka yollara sapmadan bu yolda yürümenin elzem olduğu iyi bilinmelidir. (el-En‘âm 6/151-153)

Yunus KUŞAN

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Kuşan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi