Siyasi akımlar, birçok yerde yerel ve bölgesel çatışmalar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

Birçok ülkede aşırı sağın yükselmesi milliyetçiliğin ve korumacılığın öne çıktığı bir yıl oldu.

İslam’a fobi gibi insanlığın utancı gibi kavramlar ve eylemler çok konuşuldu.

Ülkemizin jeostratejik ve jeopolitik konumu itibariyle kendimizi bütün bu olayların içinde bulduk.

Uluslarasın piyasalardaki ekonomik durgunluk, resesyon riski, Amerika ve Çin arasındaki ticaret savaşları bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yapısını direkt olarak etkiledi.

Avrupa ülkeleri arasındaki uyumsuzluk ve Brexsit süreci gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yapısını olumsuz etkiledi.

Özellikle Trump’un ABD’nin başına gelmesinden sonra Amerikan ekonomisine yönelik korumacılık anlayışı ve ekonomik saldırgan tavırları gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini ciddi bir şekilde etkilemiştir.

Bizim yanı başımızda yaşanan ve bizi direkt etkileyen ve zaman zaman egemenlik haklarımıza bile tesir eden Suriye-Irak’taki olaylar, çatışmalar bizi siyasi, ekonomik, askeri ve diplomatik olarak etkilemiştir.

Dünyada yaşanan açlık, sefalet ve düzensiz göç hareketleri bizleri hem vicdani, hem insani ve hem de ekonomik olarak etkilemiştir.

Sınırlarımızda yaşanan çatışmalar vekâlet savaşları ve terör hareketleri bizi bir çok konuda etkilemiştir.

Ülkemize yönelik ekonomik saldırılar ve mali yapımızı sarsmak için yapılan yaptırım tehditleri, döviz kuru hamleleri ekonomik yapımızda bazı bozulmalara sebep olmuştur.

Üretim maliyetleri yükselmiş, faizler artmış, ekonomimiz enflasyonist baskılarla karşı karşıya kalmıştır.

Hükümetin dik duruşu yapılan reformlar, bütçe disiplini, sıkı para politikası ile kamuda sağlanan tasarruf tedbirleri ile çok daha yıkıcı sonuçlar doğurmadan kontrol altına alınmıştır.

Bu ekonomik dalgalanmada reel sektör çok etkilenmiş bir çok işyerinin kapanmasına, iflaslara ve konkordato ilanlarına sebebiyet vermiştir.

Yılın son çeyreğindeki ekonomik toparlanma göreceli olarak kendisi göstermiştir. Dövizdeki stabil görüntü, faiz oranlarındaki sistematik düşüş ve enflasyondaki belirgin gerileme 2020 yılı için bize umut vermektedir. Ekonomik güven endekslerinin yükselişe geçmesi gelecek adına bizleri ümitvar kılmaktadır.

Hükümetin üretim öncelemesi, ar-ge ,inovasyon çalışmalarını önemsemesi, yüksek teknolojik üretimlerin önünü açma gayretleri ,katma değerli ve ihracat odaklı üretimlere yönelmesi reel sektörü ciddi şekilde motive etmiştir. Buda 2020 için iş dünyasını umutlu kılmaktadır.

Dünyada da para maliyetinin düşmesi ve parasal genişleme ile birlikte ülkemizin küresel risk primini minimize edersek, dış piyasalara güven aşılayabilirsek ciddi bir dış sermaye girişini sağlayabiliriz.

İnşallah 2020 ülkemiz için belirsizliğin son bulduğu, ileri demokrasinin tüm kaide ve kurallarının tahkim edildiği, adaletin her bir birey için eşit işletildiği, hukukun üstünlüğüne inan bir anlayışın hakım olduğu, bağımsız ve tarafsız bir yargının hüküm sürdüğü, kişi hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmadığı, basın yayın hürriyetinin kısıtlanmadığı mutlu huzurlu barış ve kardeşlik içerisinde bir arada yaşadığımız bir dünya olacaktır.

2020’de ekonominin daha güvende olacağı, kaliteli büyümenin ve sürdürülebilir istihdam olanaklarının daha hakim olacağı, düşük faiz ve tek rakamlı enflasyon rakamlarının göründüğü bir yıl olacaktır umudundayız.

2020 yılında daha çok atılım daha çok teknoloji daha çok üretim ve daha çok ihracat diyoruz. Bu duygularla 2020 yılının tüm insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum.