ABBİM Farkıyla Abdulkadir Aksu ile özel röportaj

Anadolu Basın Birliği İnternet Medyası temsilcisi Nurcan Kongur sizler için efsane isim Abdulkadir Aksu İle özel bir röportaj gerçekleştirdi.

Büyütmek için resme tıklayın

Röportaj / Özel Haber: Nurcan Kongur/ Anadolu Basın Birliği İnternet Medyası İstanbul Temsilcisi

*Zatıalilerine tüm hayatını anlatan bir röportaj yapma talebimi ilk ilettiğimde, hiçbir yerde bulamayacağınız, bu çok özel röportaj talebimi geri çevirmeden kabul eden, Sayın Abdülkadir AKSU çocukluğundan itibaren acı tatlı iz bırakan anılarıyla, hizmete adanmış ömrünü bakınız nasıl anlatıyor.*

Hayatını inanın gözlerim dolu dolu dinledim. Yaşadığı her anı öylesine içten anlattı ki, tüm hayatı sanki gözlerimizin önünden akıp geçti. 

Anılarımız canlıdır daima..

Sn. Abdülkadir Aksu Bakanımızın anıları ise canlılığının yanısıra hepimize örnek teşkil edecek nitelikte.. Her anı, her saniyesinin insan kalbine dokunan ve insana hizmetle geçen bir hayatın röportajını hazırlamaktan şeref duyduğumu belirtmek istiyorum. Gazetecilik yolculuğumun bu en özel roportajinın, şahsıma kazandırdığı tecrübenin ise kıymeti çok mühimdir.

*Zamanın izlerinde hizmete adanmış bir ömür.. Kaymakamlık görevi ile başlayan Emniyet Müdürlüğü, Valilik, T.C. İçişleri Bakanlığı ve Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleriyle, Milletine ve devletine adanmış başarılarla dolu örnek bir hayat hikayesi..

Sayın Bakanımız Abdülkadir Aksu beyefendinin çocukluğundan bu gününe ve geleceğe dair hayat yolu hikayesini bizzat kendisinden dinleyerek kaleme aldım.

"Devlet adamı olmak önce Milletini, önce Vatanını sevmekle başlar."

Röportajımda; insan sevgisine vurgu yaparak Allahın yarattığı en güzel varlık olan insanı sevdiğini, değer verdiğini önemle dile getiren, her cümlesinde yaşadığı zamana değer katan bir hizmet adamının, hizmet aşkıyla yaşanmış örnek alınması gereken hayat hikayesini bulacaksınız.

Sayın Abdülkadir AKSU Bakanımıza sonsuz Sevgi ve Saygılarımla..

Nurcan KONGUR

Soru:  Sayın Bakanım, nasıl bir ortamda yetiştiniz? Nerede büyüdünüz?

Abdülkadir AKSU: Ben Diyarbakırlıyım.  Diyarbakır’ın bugün Sur içi denilen asıl şehir merkezi bizim Diyarbakır’ın kültürünü tarihini yansıtan taş evlerimizde büyüdüm.

Simsiyah kara taşlı evde, taşı kara bahtı kara kalabalık bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm biz 5 kardeştik. En büyükleri bendim. Yaşayan en büyük, daha evvel benden öncede olmuş ancak Onlar vefat etmiş.

Dedem ninem, iki ninem vardı. Annem babam, kardeşlerim bir evdeydik büyükçe bir ev. Avlusunda top oynardık. Öyle bir evde, öyle bir ortamda büyüdüm. Aynı ad altındaki Cumhuriyet ilkokulunda ama 5 ayrı yerde okuduk. Çünkü okula başladığım yıl 1.sınıfı okudum sonra o okulun binaları yıkılıp yerine yenisi yapılacaktı, onun için 2.3.4. sınıfları başka okullarda misafir olarak dolaştık.

5.sınıfı tekrar geldik kendi okulumuzda bitirdik. Fakat maalesef bu Sur olaylarında bizim okulumuzda tamamıyla tahrip edilmişti.

Daha üzücü bir şey ben Diyarbakır’a gittiğimde, Sur içine girip, o evlerin, o sokakların halini hiç görmek istemedim. Geçenlerde bir arkadaşa rica ettim, bizim mahalleye bir git de, bizim eve bir bak bakalım evimiz yerinde duruyor mu? Dedim. Her taraf yıkılmış ev tamamen harap olduğu için ev yerinde yokmuş. Öyle bir yerde büyüdük. Tek lise, tek ortaokul vardı.

Mecburen işte Cumhuriyet İlkokulu ve Ortaokulu ile Ziya Gökalp Lisesi Fen bölümünü bitirdim. Başarılı bir öğrenciydim. Fizik ve kimya dersi görmeden, Üniversite sınavını kazandım. Lise son sınıfta ne fizik ne de kimya öğretmenimiz vardı. Bir ara DSİ bölge müdürü fizik derslerimize girdi.

Askeri hastaneden bir doktor da kimya derslerimize girdi. Tabii bunlar devamlı olmuyordu. Bu bir kaç ay sonra herhalde sıkılıyorlardı veya başka bir nedenden bırakıyorlardı. Bu şekilde okulu bitirdim. Liseyi de orada bitirince artık Diyarbakır da ki hayatım Üniversite'ye yöneldi. Ankara’ya geldim ve Üniversite hayatıma orada başladım.

Soru: Sayın Bakanım, çocukluğunuza dair en çok neyi özlüyorsunuz?

Abdülkadir AKSU: Sokakta arkadaşlarımla oynamayı çok özledim. Bizim meşhur oyunlarımız vardı. Çelik çomak oyunu şimdiki çocuklar bizim o zamanlarımız kadar şanslı değiller diye düşünüyorum. Çocuklar sokak yüzü görmüyorlar. Bizim bütün zamanlarımız sokakta geçiyordu. Yaz aylarında ki gibi kış aylarında da sokaklarda geçiyordu günlerimiz. Kartopu oynardık. Bizim Diyarbakır’da çok kar yağardı. Bir de damlardan temizlenen karlar sokaklara dökülürdü. Bu dökülen karlar ile birlikte neredeyse 1,5 ya da 2 metreye yakın kar olurdu.  Zaten kar çok yağardı. Damlardan temizlenen karlar ile birlikte adeta kardan dağlar oluşurdu. Ben çocukluğuma dair çok şeyi özledim desem yeridir.

Soru: Sayın Bakanım, en belirgin özelliğiniz nedir?

Abdülkadir AKSU: Benim bütün emelim insanlara yardım etmek, insanlara faydalı bir kişi olmak. En büyük özelliklerimden biri budur diyebilirim. Bazen arkadaşlarım kendime hiç zaman ayırmadığımı söyler, bu konuda “kendine de zaman ayırmalısın” diye uyarırlar. Gerçekten de öyle. Benim kendime ait bir zamanım yoktur. Zamanlarımı hep milletimize adamış durumdayım.

Bu duygulardan dolayı Kaymakamlık mesleğini seçtim. Bu duygularım oradan başladı. Aynı şekilde Valilik ve Milletvekilliği bu hizmet etme duygularımı ve hizmet etme şansımı daha da arttırdı. Bu makamlar ile hizmet etme alanları daha da büyüdü, daha çok hizmet etme şansımız oldu.

Eğer bir Kaymakam iseniz, Kaymakam olduğunuz ilçeye hizmet edersiniz.

Eğer bir Vali iseniz o şehire hizmet edersiniz. O ilin sınırları içinde hizmet etme şansınız vardır.

Milletvekili olunca ya da Bakan olunca artık tüm ülkeye hizmet etme şansınız vardır.

Hizmet alanı böylelikle büyüdü ve tüm ülke insanına hizmet etme şansım oldu. Ben zaten insanımıza hizmet etmeyi kendime ilke edindim ve çok seviyorum. Buralara gelen her insana mutlaka yardım etmeye, hizmetini görmeye çalışırız. Tabii bize gelen kişinin, kendisine göre geliş nedeni çok önemlidir. Bizde bu nedeni dinler, sorununa çözüm bulduysak ne ala, bulamadıysak neden bulamadığımızı kendisine izah etmeye çalışırız.

Soru: Sayın Bakanım, hayal ettiğiniz mesleği yaptınız mı?

Abdülkadir AKSU: Yaptım.

Soru: Sayın Bakanım, Kaymakam olmasaydınız, hangi mesleği seçerdiniz?

Abdülkadir AKSU: Ben hayalimdeki mesleği yaptım, bunun için de çok şanslıyım.

Bizim zamanımızda Üniversiteler, her fakülte kendi sınavını yapardı. Sadece Ankara Üniversitesi bir sınav yapardı. Örneğin İstanbul, Erzurum, İzmir her fakülte için ayrı ayrı sınav yapardı. Ben birçok Üniversitenin sınavlarına katıldım. Çoğunu da kazandım. Tabi benim hayalim olan Kaymakamlık için girdiğim Siyasal Bilimler Fakültesi'ni kazanınca, hepsini bir kenara bıraktım ve Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi'ne girdim.

İkinci en sevdiğim meslek ise Ziraat Fakültesi okumayı çok isterdim. Dolayısıyla çiftçilik yapmayı da çok isterdim. Bizim köylerimizde geniş arazilerimiz var. Bende Ziraat Fakültesini okuyarak oralarda modern bir çiftçilik yapmayı düşünüyordum. Erzurum Ziraat Fakültesi'nin sınavlarına katıldım. İzmir Ziraat Fakültesi sınavlarına girdim. Tabi girdiğim bütün bu sınavları kazandım. Ama netice itibari ile ilk hayalim olan Kaymakamlık olunca ben sınavını kazandığım Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi'ni okudum.

Soru: Sayın Bakanım, hayat felsefeniz nedir? diye sorsam, anlatır mısınız?

Abdülkadir AKSU: Daha evvel de dediğim gibi kendinizden önce insanları seveceksiniz.

Hiçbir ayrım yapmadan bir fark gözetmeden insanları sevmeyi bileceksiniz. Yüce Mevla onları insan olarak yaratmış. Bu vesile ile her şey insanları sevmekle başlar. İnsanları severken de şunları asla göz ardı etmeyeceksiniz. Hizmet etmekten erinmeyeceksiniz, çünkü hepimizin bu dünyaya gelişimizin bir gayesi var.

İnsanlara faydalı olmayı kendinize ilke edineceksiniz. Böylece yaşadığınız topluma, yaşadığınız devlete, yaşadığınız dünyaya faydalı olabileceksiniz. Bütün bunlarla birlikte topluma, insana hizmet etmeyi kendinize ilke edineceksiniz. Yukarıda saydığım bütün bunları yapabilmek içinde en öncelikle insanları sevmeyi bileceksiniz.

Soru: Sayın Bakanım, yaşamınızda Sizi etkileyen tecrübeleriniz oldu mu? 

Abdülkadir AKSU: Çok olay yaşadım mesela ben Emniyet Müdürü iken; bir ihbarı değerlendirmek için bir ilçenin geliş yolunda, ekiplere pusu kurdurmuştum. Bir müddet sonra bir grup geldi, bu pusuya düştü. Bizim beklediğimiz grup zanneder ki, biz onları sorgularken öğrendik ki onlar bir ilin Valisini kaçırmaya gelen bir grupmuş. Yani ayrı bir grupmuş. Onlar da o şehre Vali’yi kaçırmak için geliyormuş. Bütün hazırlıklarını yapmışlar. Tabi yakalanınca da konuştular, planlarını anlattılar. Böylece çok önemli bir olayı önlemiş olduk. Allah korusun, biz o ihbarı aldık, o yola pusu kurduk. Bu şekilde bir önlem almamış olsak, çok acı bir takım olaylar yaşanacaktı. Onlar da hazırlıklı geliyorlar. Biz Vali’nin evinin etrafında her türlü tedbirleri almışız ama onlar o tedbirleri nasıl bertaraf edip Vali’yi kaçıracaklarını planlamışlar. Yani adamlar her türlü hazırlıklı gelmişlerdi ancak aldığımız tedbirler neticesinde yakalandılar.

*Bir heyecan verici olay da bazen gece saatlerinde çıkar özellikle Vali iken, Kaymakam iken de gece sokaklarda dolaşırdım. Çünkü siz sokaklarda olmazsanız, devletin meşru güçleri sokakta olmazsa, devletin polisi, bekçisi sokakta olmazsa, biz sokakları kötü niyetli insanlara bırakmış oluruz. Kötü niyetli kişi ve gruplara, bilhassa terör örgütlerine bırakmış olurduk. Bu maksatla devletin sokaklara hâkim olması gerekiyor. O nedenle ve o niyetle tek başıma sokaklara çıkardım. Malatya Vali’si iken de Jandarma Komutanı ve Emniyet Müdürü’nü de çağırırdım, Onlara da nerelere gideceğimizi söylemeden, biz üç kişi araçlarımız uzaktan ve mesafeli bir şekilde sokakları dolaşırdık. Bazen de onlar geldikten sonra herhangi bir ilçeye giderdik. Yine bir gece bir ilçeye, önce polis karakoluna gittik. Terörün en yoğun olduğu yıllar. Geldik polis karakoluna. Bir polis memuru içeride uyumuş. Silahların muhafazalı dolapta kilitli olması lazım. Ancak silahların olduğu yer açık ve polis memuru uyuyordu, kafasını masaya koymuş vaziyette. Ben tabancasını belinden çıkardım polis memuru uyanmadı. Sonra uyandırdık o memuru. “Ne yapıyorsun” dedim. “Neden uyuyordun. Peki tabancan nerede? ” diye sordum “üzerimde” deyince, “çıkar bakalım” dedim. Elini attı beline silah yok. Tabii bu üzücü bir olaydı ve Müdür Bey de üzüldü.

Sonra oradan çıkıp jandarma karakoluna gittik. Kapıya geldik ama kapıda hiç kimse yok. İçeri girdik oradan da koğuşa girdik, nöbetçi olmadığı gibi, uyuyan kişi de yok. Yani hiç kimse yok. Elbiseler her yerde. Silahlar yatakların üzerinde. Gazinoya indik ki hepsi içeride. Dış kapı nöbetçisi, koğuş nöbetçisi hepsi içerideler. İlginç olanı koğuş nöbetçisi olan asker tekmil veriyor. İşte saat 02.00-03.00 koğuş nöbetçisi “nöbetim sırasında vukuatım yoktur komutanım” diye tekmil veriyor.

Bu kez de Alay Komutanı çok üzüldü. Dışarı çıktık, gerekli işlem ve zabıtları tuttuk. Albay ve Emniyet Müdürüne dedim ki, “bakın bu teröristler bize acıyorlar. Gelip içeri girer bombalı bir saldırı yapar ve çıkarlar. Kimsenin ruhu duymaz. Biz kaç kişi girdik içeriye, toplamda biz 6 kişi girdik içeriye ama kimse duymadı. Bu nedenle lütfen siz de kontrol edin” dedim.

Bu da gösteriyor ki gece sokaklarda olmak, sokakları ve her yeri kontrol etmek çok büyük bir olay. Emniyet Müdürü iken çok uyumazdım. Sürekli telsizim açık bekçi ve polisleri dinlerdim. Asayişi kontrol ederdim. Çünkü bizler işimizi yaptığımızda insanlarımız da rahat uyuyabilirdi.

Soru: Sayın Bakanım, düşlediğiniz ya da istediğiniz gibi bir hayat yaşadınız mı?

Abdülkadir AKSU: Allaha şükür. Güzel bir yaşantım oldu. Allah razı olsun, benim eşim de öyle çok lüks ve şatafata meraklı biri değil. Öyle her sene bir oraya bir buraya götür falan talepleri yoktur. Onun çok istediği şey Umreye gitmek o kadar. Yani öyle çok beklentimiz yok. Allaha şükür ediyoruz, bize verdikleri nimetlere şükür ediyoruz.

Soru: Sayın Bakanım, en çok neye kızarsınız?

Abdülkadir AKSU: Yanlış olan her şeye kızarım.

Soru: Sayın Bakanım, sinirlendiğiniz anlar olur mu?

Abdülkadir AKSU: Çok olur. Ben biraz titizim. Bir aksaklık olduğunda da kızarım. Herkesin kendi görevini tam yapmasını isterim. Vurdum duymazlığa tahammülüm yoktur. Herkesin işinin bir sınırı var. Bu nedenle herkesin kendi işi sınırları dahilinde işini tam yapmasını isterim. İşte bir aksama olduğu zaman çok kızarım, hatta bu nedenle kızdığım zamanlar çok olmuştur.

Soru: Şu an hepimizin tanıdığı ve bildiği Abdulkadir AKSU olmasaydınız kim olmayı ve ne yapmayı çok isterdiniz?

Abdülkadir AKSU: Baştan da dediğim gibi, eğer başta kaymakam olmasaydım, gidip kendi köyümde çiftçilik yapmayı isterdim. Kendi köyümde çiftçilik yapar, kendi arazilerimizle uğraşmayı isterdim.

Soru: Sayın Bakanım, müzik sever misiniz? Ne tür müzik dinlersiniz?

Abdülkadir AKSU: Severim. Klasik Türk sanat müziğini severim.

Soru: Sayın Bakanım, bağlama sesini severmisiniz veya bağlama çalmayı bilirmisiniz?

Abdülkadir AKSU: Dinlemeyi severim. Ben hiç bir müzik aletini pek çalmam ve bilmem. Allah bana böyle bir yetenek vermemiş.

Hayatımın ilk zayıf notunu müzikten aldım. Çok ağladım. Tüm derslerim pekiyi idi. İlk zayıf notumu da müzikten aldım. Çünkü Allah müzik yeteneğini vermemiş.

Bütünleme sınavlarında Allahtan verdim. O zaman müzik hocamız çok ünlü bir müzik hocası idi. Ünlü bir müzisyenin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şef’inin babası idi. “Bir gam çık” dedi bana. Bende çıktım. Sonra bana “babam öldüğü zaman böyle ağlardım” dedi.

(Bu cümlesinin sonrasında güzel anısına gülüyoruz..)

Soru: Sayın Bakanım, konserlere gider misiniz?

Abdülkadir AKSU: Giderim. Türk Halk Müziği çok güzel. Türkülerimizi dinlemeyi severim. Diyarbakır’da yöresel sanatçılarımız vardır. Diyarbakır ‘a ait türkülerimiz çok güzeldir. Mesela “Kırklar dağının düzü, ziyaret çarptı bizi” türküsü çok güzel. Hatta bunun bir öyküsü var. Şimdi bir arkadaşımız bu konu üzerine bir film yapmak üzere.

Soru: Sayın Bakanım, özellikle sevdiğiniz bir şarkı var mı?

Abdülkadir AKSU: Evet “içmiyorum içmiyorum haram diye”. Çok eski bir parça Yüksel Uzel bir ara söylerdi.

Bir de “o ağacın altını şimdi anıyor musun?” şarkısını çok severek dinlerim. Yedek Subay okulunda kışla da iken. Kısa bir süreliğine kantine aldılar beni, kantinde hep bunu çalardım.

Soru:  Sayın Bakanım, hangi takımı tutuyorsunuz?

Abdülkadir AKSU: *Beşiktaş

Soru:  Sayın Bakanım, gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Abdülkadir AKSU: Öncelikle kendilerine bir hedef koymaları gerekiyor. Daha ilkokul’da iken önlerine bir hedef koymaları lazım. Doktor olacaksa, mühendis olacaksa, öğretmen olacaksa ya da eczacı olacaksa, ne olmayı düşünüyorlarsa, bir an önce belirleyip, hedeflerine emin adımlarla yürümeleri gerekiyor.

Hele bir kazanayım sonra bakarız Allah kerim demek, elbette Allah kerim. Ancak önlerine bir hedef koymaları, o hedefe ulaşmalarını daha kolaylaştırılacaktır.

Kaderde yazılandan başka bir şey olmaz. Lakin yine de önlerine bir hedef koymaları onların daha da başarılı olmalarını sağlayacaktır.

Anne babaların bu manada çocuklara yönlendirici olması gerekiyor. Çocuklar anne babalarını dinler ancak en çok da öğretmenlerini dinlerler.

Gençliğin mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz; Dünya gençliğine baktığınızda, bizim gençliğimiz daha iyi durumda. Allah’ın izni ile bu daha da iyi olacak. Onlar bizim istikbalimiz. Onlar bizim kaldığımız yerden devam edecekler. İnşallah hazırlıklı ve donanımlı olmaları, aldıkları çıtayı daha da yükseğe taşımalarında daha da gayretli olmalarını sağlayacaktır.

Soru:  Sayın Bakanım, Sizce dünya nereye gidiyor?

Abdülkadir AKSU: Tabii ki dünya hep ileri gidiyor. Her gün yeni bir keşif yeni bir çalışma. Teknoloji her gün bir önceki günden çok daha ileriye gidiyor. Robotlar ve yapay zekâ artık çok ileride. Bizim de bunun için kendimizi hazır hale getirmemiz gerekir. Bu alanda bizim de rekabetçi ve kendimize ait teknolojilerimiz olmalı. Bu manada gençlerimizin, bu alanda kendilerini geliştirmeleri lazım. Ülkemiz ARGE çalışmaları için önemli kaynaklar ayırdı.

Soru:  Sayın Bakanım, Türkiye’nin dünya siyasetindeki konumunu nerede görüyorsunuz?

Abdülkadir AKSU: Şimdi Türkiye kaderimiz bizim. En sorunlu coğrafyada bulunuyoruz. Onun için bizim çok çalışıp çok gayretli olmamız lazım. Uyanık olmamız lazım. Dostumuzu düşmanımızı iyi bilmemiz lazım. Artık iletişim ve ulaşımda, bilgiye ulaşmak çok kolay. Herkes her şeyi çok rahat görebiliyor ve bilgiye ulaşabiliyor. Bu manada bizim bu ortamda çok uyanık olup, dünyada neler olup bittiğini iyi tetkik edip ona göre gardımızı almamız lazım.*

Nurcan KONGUR: Sayın Bakanım, sorularım bu kadardı. Röportaj talebimi geri çevirmeden kabul ettiğiniz, sorularımı tüm nezaketiniz ve gülen yüzünüzle yanıtladığınız için müteşekkirim.*

Abdülkadir AKSU: Güzel bir röportaj oldu. Rica ederim. 

30 Nis 2021 - 16:11 - Güncel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Van Havadis Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Van Havadis hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Van Havadis editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Van Havadis değil haberi geçen ajanstır.



Van Markaları

Van Havadis, Van ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (432) 214 30 30
Reklam bilgi


Anket Keledoş Yemeği Hangi İlimize Aittir?