safa-bildik-1903 @ outlook.com

Çocuğun kendisinden büyük bir kişi tarafından cinsel obje olarak kullanılmasına cinsel istismar ya da cinsel taciz denir.

Cinsel istismar tarihin her devrinde ve sıklığı değişse de her kültürde en önemli toplumsal sorunlardan biridir. Tüm inanç ve kültürde kesinlikle yasaklanmış ve en aşağılık bir davranış olarak görülmüş olmasına rağmen, maalesef tam olarak engellenememiştir. Çünkü bu istismarı yapan bireylere her zaman rastlanmıştır. Günümüzde de en olmayacak dediğimiz kişi ve mekânlar böyle bir olayla gündeme gelebilmektedir. Günümüzde ise çok fazla bu gibi durumlara rastlanmaktadır. Cinsel istismara maruz kalan birey ve bireyler ise bunun önüne geçmeleri lazımdır.

Cinsel istismarın aile içinde olması, yani çocuğun aile fertlerinden biri veya akrabaları tarafından tacize uğraması en ağır cinsel istismar türüdür. Aile içi cinsel istismar genellikle uzun süre devam eder. Aynı ortamı paylaşma nedeniyle çocuk her an tacize uğrama riski altındadır. Evdeki diğer bireylerin haberi olmadığı durumlarda saldırgan için oldukça güvenli bir ortam oluşturur. Akrabalık bağı nedeniyle saldırgan çok rahat davranma fırsatı bulur. Çünkü kimse ondan şüphelenmediği için kendisine sınırlama getirilmemektedir. Bu ortam saldırgan tarafından uzun süre amaçları doğrultusunda kullanılır. Çocuk, taciz edenin akraba olması nedeniyle uzun süre kendisinin maruz kaldığı bu durumu anlamlandıramaz. Beklemediği bir kişiden beklemediği bir davranışla karşılaştığı için nasıl tepki vereceğini ve olayı kiminle paylaşacağını bilemez. Cinsel istismara uğrama yaşı dayak gibi fiziksel istismara göre biraz daha geçtir. Cinsel istismara, 6-7 yaşlarından büyük çocukların uğrama riski daha yüksektir. Ergenlik dönemi cinsel istismarın en sık yaşandığı dönemdir.


Cinsel istismar sıklığı konusunda elimizde kesin bir sonucun olması mümkün değildir. Çünkü birçok cinsel istismar gizli kalır ve açıklanamaz. Cinsel tacizin erişkin yaşlara gelindiğinde dahi açıklanmaması ve gizli tutulması gerçeği göz önüne alındığında kesin sayıyı bilmemizin imkânsızlığı anlaşılır sanırım. Amerika'da yapılan araştırmalarda kadınların %19, erkeklerin ise %9'unun çocukluk ya da ergenlik dönemlerinde zedeleyici bir cinsel deneyime maruz kaldığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. İngiltere'de bazı araştırmalarda bu oran tüm çocuklarda %9 olarak bildirilmiştir. Yine İngiltere'de çocukların %1'inin cinsel tecavüze uğradığı bildirilmiştir. Yani çocuklara cinsel taciz gelişmiş ya da az gelişmiş tüm toplumların önemli bir sorunudur. Ülkemizde bu tacizin sıklığı ile ilgili araştırmalar çok az sayıdadır. Ancak bu tür yaşantıları olan hastalarla ilgilenen uzmanlar, tabu halinde bulunan ve açıklanması hayli zor olan bu durumun yurdumuzda da ender olmadığını ifade etmektedirler.

Cinsel taciz ile fiziksel taciz bir arada görülebilir. Cinsel tacizde bulunan kişi aynı zamanda çocuğu döver, hırpalar ve zarar verir. Özellikle çocuğun direndiği durumlarda dayak ve şiddet kaçınılmazdır. Sürekli devam eden cinsel tacizlerde, saldırgan çocuğa olayı başkalarına anlatmaması gerektiği konusunda ağır baskı yapar. Şiddetin de olduğu cinsel tacizlerde çocuk başına gelenlerden dolayı yoğun korku yaşar ve içine kapanır. Başına gelebileceklerden korkması nedeniyle tacizi başkalarına hatta en yakınlarına dahi anlatmakta çok zorlanır. Özellikle tacizde bulunan kişi ev içinden ya da yakın akrabalardan biri ise, taciz eden kişi çocuğa yalan söylemek ve iftira atmakla suçlanacağı ve kimsenin kendisine inanmayacağı fikrini aşılamaya çalışır. Gerçekten de böyle bir tacize uğradığını çok hafif bir dille ima eden bir çocuk anne babası tarafından yanlış anlamak ya da yalan söylemekle suçlanabilir. Bu durum kimsenin kendisine inanmayacağı düşüncesiyle çocuğun tacizi gizli tutmasına neden olur. Anne ve babalar çocuklarından gelen bu şekilde ima ve uyarıları dikkate almalı ve mutlaka gerçeği öğrenme çabası içine girmelidirler. Yoksa “O asla böyle bir şey yapmaz”, “Aman canım böyle şey olur mu?” şeklindeki yaklaşımlar çocuğun tacizine göz yummamız anlamına gelir.