celal @ hotmail.com

Yazının başlığında da argo deyimi kullandığım için özür dilerim ama tam da hak ediyor bu matematik denen hain ve lain ders. Matematik; "biçim, sayı ve çoklukların yapılarını, özelliklerini ve aralarındaki iliksilerini akil bilim yoluyla inceleyen ve sayı bilgisi, cebir, uzay bilim gibi dallara ayrılan bilim" olarak tanımlanmaktadır.Matematiğin bugününü anlayabilmek için tarihsel sürecine kısa bir göz atmamız iyi olabilir. İnsan türü, bilişsel devrimi, tarım devrimini ve son olarak bilimsel devrimi gerçekleştirerek yaşam şeklini her defasında yeniden dizayn etti.Peki ülke olarak neden bu matematiği sevmiyoruz? Bilinmeyen bir şey değil, tahmin değil, illüzyon değil. O halde neden sevmiyoruz? Sevgi kavramı... Yani gönül vermek onu hissetmek vb. gibi kavramlarla açıklanır. İşte bu sevgiyi öğrencinin gönlüne sokacak, ona yer ayırtacak, onu tanıtacak bir aracıya ihtiyaç var. O da öğretmendir. İlkokulda herkes, aile dahil, 'Aman çocuğum matematik öğrensin, deli gibi soru çözsün, süper olsun, sonracıma doktor olsun.' der. Daha kişisel ihtiyaçlarını karşılayamayan 72 aylık bir öğrenciye başlarız matematik anlatmaya; değil ezberletmeye, öğrenmeden sebep sonuç kurmadan o deneme senin bu yaprak test benim der, 8 yılın sonunda 20 soruluk TEOG sınavında çok basit işlemlerde bile 4 doğru yapamaz. Çocuğu sayısalcı yapacağız diye normal okuma etkinliğinde bile başarısız özgüvensiz bir birey olarak ortaya çıkartıyoruz. Hani denir ya ''DİMYADA PİRİNCE GİDERKEN EVDEKİ BULGURDAN DA OLUR'' biz bu çocukları bu şekilde kaybediyoruz.'Peki ne yapmalıyız hocam?' dediğinizi duydum gibi. Çocuklarımızı ilkokula yazdırırken, bir önceki yazımda da belirtmiştim, 'İyi okul yoktur, anlayışlı akademik kaygısı olmayan, baskıcı olmayan öğretmen vardır.'Çocuklarımızın zeka türlerini bilen öğretmenin tavsiyesine uyarak gelişimi

yönünde yardımcı oluruz. 'Hocam Fen Lisesi, çok iyi bir Anadolu lisesi istiyoruz.' dediniz. Bununla ilgili bir anımı anlatayım: Şimdiki İlknur Ilıcalı İlkokulu'nda, eski adıyla Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda, o zamanki adıyla SBS tercihlerini alıyorum. 500 tam puanlı bir sınavda 200 puan alan bir öğrenci annesi 1.tercihe Van Fen Lisesi 2.Tercihe Anadolu Öğretmen Lisesi yazmış. Ben dedim ki: - Abla bu puanla buralar gelmez, çocuk açıkta kalır. Abla Van şivesiyle: - Abi sen yaz, belki aradan sıvışır dedi. Aradan sıvışmıyor çocuklar sevgili ebeveynler. 12 yıllık eğitimin sonunda hiç oluyorlar. Şimdi bu TEOG da ortadan kalktı. Haydi şimdi 1.sınıfa başlayan çocuğu olan ebeveynler ve onları okutacak öğretmen meslektaşlarım, bırakalım okumaya erken başlatmayı Matematik, İngilizce kaygısını; okuyan ,anlayan yorumlayan, insanları seven ,sosyal etkinliklere katılan bireysel ve takım sporlarıyla uğraşan çocuklar yetiştirelim. Yooook... İlla ki Fen lisesi, doktor ,diş hekimi diyorsanız, ben de diyorum ki: ''Allah TEOG'unuzu vere.''Selam ve Dua İle..