vanhavadis @ hotmail.com

Mu uygarlığı atlantis ve yeraltı ülkesi Agarta (Agarti veya Agartha) cennetin ilk basamağı anlamına geliyor.Agarta’nın esrarengiz öyküsü sizi gizemli bir yolculuğa götürecek, bu yer altı ülkesinin, mistik ve fantastik dünyas İran edebiyatının önde gelen isimlerinden Firdevsi, 974 ve 999 yıllarında kaleme aldığı “Şehname” adlı eserinde, esrarengiz bir yer altı ülkesinden söz eder. Arkelog Harold Wilkins de Hindistan’ın kuzeyindeki gizli bir ülkeden söz eder. Wilkins şöyle diyor: “Moğol efsanelerinden birisine göre bu tüneller, Afganistan içlerinde bir yerde, ya da Hindu Kuş yöresinde bulunan ve tufan öncesi neslinden gelen yer altı dünyasına uzanırlar.

Burasının adı da Agartadır.” Günümüzden yaklaşık 7 bin yıl önce şiddetli yer sarsıntıları sonunda battığı öne sürülen bir kıta. Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarının Mu kıtası kalıntıları olabileceği sanılıyor. Mu uygarlığı, eski çağlardan günümüze ulaşan tabletlere göre ilk insanlarında anavatanıydı. James Churchward’tarafından yapılan araştırmalar bundan 70.000 yıl belki de daha eskiye dayanan Mu kıtasında, tek tanrılı bir din hakimdi, bu din ruhsal gelişim için sürekli tekrar doğmak temeline dayanıyordu. Burada bahsedilen bildiğimiz veya bilmediğimiz özellikte bir reenkarnasyon olduğu tahmin edilmektedir.Agarta’nın ne olduğuna ilişkin en yaygın, internet ve ansiklopedik kaynaklarda kullanılan tanım, “Tibet ve Orta-Asya tradisyonlarında sözü edilen, Asya’daki sıradağların içinde bulunduğu ileri sürülen efsanevi bir yer altı organizasyonu”dur. Ancak bu tanım, önemli bir şekilde not düşülmeli ki, “Agarta”yı anlamak ve çözmek için tamamıyla yetersiz. Ne bu kadar basit ne de bu denli sığ. Ancak bir açılış tanımı olarak kullanılabilir.Budist kökenli bir kelime olan “Agarta”, yeraltında kurulu olduğuna inanılan ve milyonlarca kişinin yaşadığı imparatorluğa deniyor.

Tibet kaynaklı efsaneye göre, Agarta’ya ait olduğu ileri sürülen tünellerle, dünyanın bir ucundan diğer ucuna gitmek mümkün. Bu tüneller Türkiye’de, Amerika’da ve Brezilya’da da bulunuyor. Bu uygarlığın varlığına inananlar, Agartalıların bizden çok daha üstün bir teknolojisi olduğunu iddia ediyor ve uçan dairelerin de aslında onların yapımı olduğunu söylüyorlar. Başkenti Şambala olan bu imparatorluğun yöneticisi, doğuda “Dünyanın Kralı” olarak biliniyor. Birçok kaynakta, “Dünya Kralı”nın yeryüzündeki temsilcisi Tibetli Dalay Lama olarak geçer. Doğu’da Tibet ve batıda Brezilya, dünyanın iki ayrı ucunda tünel şebekelerine sahip iki ülkedir. Mısır’daki Gize Piramidi’nin altında bulunan gizli odaların da yeraltı dünyası ile ilişkisi olduğu iddia edilir. Firavunların, bu tüneller aracılığıyla yeraltında tanrılar veya üstün varlıklarla temas kurabildiği iddia edilir.

Mısır tanrıları ve krallarının dev heykelleri ile doğudaki Buda heykellerinin, insan ırkına yardım etmek üzere yerüstüne çıkan bu üstün ırkı temsil ettiğine inanılır. Bu Agarta temsilcileri, aynı zamanda yeraltındaki ütopik cenneti temsil ederler. İddialara göre, Hz. Nuh gerçekte bir Atlantisli idi ve Atlantis sulara gömülmeden önce kurtarılmaya değer bir grup insanı bu felaketten kurtarmıştı. İnanışa göre, Atlantislilerin çıkardığı ‘nükleer savaş’ sonucu meydana gelen tufan felaketinden kurtulan bu grup, önce Brezilya’nın yüksek platolarına gelmişler daha sonra da radyasyondan korunmak için, yüzeyle bağlantılı tünelleri olan yeraltı şehirlerine yerleşmişlerdi. Agarta medeniyeti, Atlantis medeniyetinin bir devamı niteliğindeydi. Geçmişteki korkunç nükleer savaştan ders aldıkları için, devamlı barış içinde yaşamaktaydılar. Bu insanlar bilimde yeryüzü insanlarının binlerce yıl ilerisindeydi. Yeraltındaki bilim adamları, bizim bilim adamlarımızın bilmediği enerji türlerini bilmekteydiler. Bu enerjiler hem uçan, hem de karada giden taşıtlarda kullanılmaktaydı. Agarta İmparatorluğu’nun birbirine tünellerle bağlı yeraltı şehirlerinden oluştuğu ve bu tünellerde, uzay araçlarına benzeyen taşıtlarla dünyanın her köşesine gidilebildiği öne sürülüyor. Agarta’daki halk, “Dünya kralı”nın başkanlığında bir hükümet tarafından yönetilmekteydi. Bu insanlar, Lemurya, Atlantis ve tanrılar ırkı Hyperborluların temsilcilerinden oluşmaktaydı.

Tarihin birçok döneminde Agartalı üstün varlıklar yeryüzüne çıkarak, insan ırkına rehberlik etmişler ve onları savaşlardan, felaketlerden ve yok oluşlardan kurtarmışlardı. Hiroşima’ya atılan ilk atom bombasından sonra, ortaya çıktığı söylenen uçan dairelerin de bu nedenden dolayı geldiği iddia ediliyordu. Hint destanlarından “Ramayana”da, Rama’nın Agarta’dan uçan bir araçla geldiği anlatılır. Aynı şekilde İnka İmparatorluğu’nun kurucusu Manco Copac da uçan bir araçla geldiği söylenir. Amerika kıtasında ortaya çıkan Agartalıların en önemlilerinden birisi de Maya, Aztek ve genel olarak Kuzey ve Güney Amerika’daki yerlilerin en büyük efsanevi önderi Quetzalcoatl’olduğu kabul edilir. Başka bir ırktan (belki de Atlantis’ten) gelen bu beyaz adam, Meksika, Yukatan ve Guatemela’daki yerliler tarafından “büyük kurtarıcı” diye anılmaktadır. Aztekler ona “Sabah yıldızı” ve “Bereket tanrısı” derlerdi. Quetzalcoatl, “Tüylü Yılan”, yani yılan şeklinde sembolize edilmiş “öğretici bilge” anlamına geliyordu. Bu isim ona uçan bir araçla geldiği için verilmişti. Mısır inançlarındaki Osiris başka bir yeraltı tanrısıdır. Bazı araştırmacılar da, Yunan mitolojisinde geçen tanrıların Atlantisli yöneticiler olduğunu ileri sürer. Agarta’nın, dünyanın her tarafına yayılan tünel ve şehirler ağına Türkiye’de de rastlandığı öne sürülüyor.

Agarta’nın nerede bulunduğuna ilişkin bir diğer adres ise bize oldukça yakın. Kapadokya. Bölgenin yer altı dehlizleriyle bilinen mimarisi, ipucu oluşturuyor. Geniş ve büyük tüneller yapısı itibariyle, bölgeyi Agarta’nın olası adresi haline getirmiş. Kapadokya bölgesinde bulunan Mazıköy, Kaymaklı ve Derinkuyu yeraltı kentleri, bazı araştırmacılar tarafından Agarta’nın bir ispatı olarak gösterilir. Bölgede bulunan ve büyük bir kısmı halen keşfedilmemiş olan yeraltı kentlerinin, bilinenden daha büyük ve derin bir alana yayıldığı düşünülüyor. Agarta İmparatorluğu’nu bugüne kadar araştıran belki de en ilginç isim, Nazi Almanyası’nın lideri Adolf Hitler. Hitler döneminde Almanya’da kurulan tarikat ve gizli dernekler, Agarta’nın varlığına inanan ve gizli yeraltı kentlerini bulmaya çalışan kişilerden oluşuyordu.

Agarta inanışı 2. Dünya Savaşı yıllarında Adolf Hitler tarafından da ilgi görmüş ve araştırılmıştı. Hitler’in de Agarta’ya inandığı ve dünyaya hâkim olabilmek için Thule adında bir tarikat vasıtasıyla pek çok araştırma yaptırdığı ileri sürülür. İddiaya göre savaşın sonuna doğru Nazi karargahı yıkıntıları arasında 12 Tibetli rahip cesedinin bulunması da Hitler’in Agarta ile bağlantısını güçlendirmiştir. Roket sisteminin ve birçok teknolojik gelişmenin 2. Dünya savaşı ve Hitler döneminde geliştirildiğini unutmayalım. Uçan dairelerinde bu dönemde çok sık görülmesi, bu araçların Agarta uygarlığına ait olabileceği düşüncesini getirmiştir. Bu çevreler Hitler’in ABD Başkanı Roosvelt’in 1945’de öleceğini ve geleceği bilme yeteneğini buna bağlamaktadır Tabi kii bu da bir iddia.

Zaten Agarta’ya ilişkin tüm bilgiler çeşitli ve renkli iddialara dayanıyor. Geçmişte varolan ve tam olarak keşfedemediğimiz eski uygarlıklar, bizlerin hayal gücünü besledikçe, bizler üretmeye, geliştirmeye ve araştırmaya devam edeceğiz, şayet böyle bir uygarlık hala varlığını sürdürüyorsa, bizim teknolojimizi ve ilerleyişimizi yakından takip ediyorlarsa, teknolojileri hakkında bile hiç bir şey bilmediğimiz bir topluluğun varlığını düşünmek bile son derece ürkütücü…