11 Eylül 2016 tarihinden bu yana Erciş halkının mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir kent ortamında yaşaması için gecelerini gündüze katarak çalıştığını ifade eden Kaymakam Yaşar mesajında, “Belediyeyi devraldığımızda Erciş'te yaşayan aklı yerinde, vicdanı yerinde, muhakeme gücü yerinde ve sadece gözüyle gördüğüne inanabilen her vatan evladı için ortadadır.

Devraldığımızda hiçbir caddesi modern olmayan, hiçbir caddesinde sokağında misafirinizi gezdiremeyeceğiniz bir Erciş vardı. Bugün sayısı 80 küsuru bulan kayyumluk belediyeler için de belgelerle konuşuyorum. Durumu en kötü olan şehir bizdik. En dezavantajlı kayyum bizdik. Sadece 40 milyon TL civarında depremden kaynaklı tazminat borcu vardı.

Onun yanında cari giderlerimizi karşılayacak kadar paramız yoktu. Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin, tek tek ilgili bütün bakanlıklarımızın, kardeş belediyelerimizin desteğiyle hemşehrilerimizin dualarıyla yola çıktık ve Allah'a çok şükür birçok sorunu çözdük. Bütün cadde ve sokaklar köstebek yuvasına dönmüştü. Biz işe Vanyolu Caddesi ile başladık. Bu caddeyi bir vitrin proje haline getireceğiz dedik ve elhamdülillah getirdik.

Bugün Vanyolu Caddesi pırıl pırıl yolları, orta refüjleri ve doğuda ilk defa bizim kullandığımız dekoratif aydınlatma direkleri ile ilçemizin vitrini oldu. Beraberinde bu caddemizde birçok iş yeri açılmaya başladı, inşaat arttı, istihdam arttı ve biz bu proje ile ödül aldık.

İkinci vitrin projemiz ‘Sahil Yolu’ oldu. Bugün, 'sahil yolu zaten vardı canım' diyen insanlar var. Evet doğrudur orada bir sahil yolu vardı.

Derme çatma teneke çatılı baraka tarzı kamelyalar, bu kamelyaları örtüler ile kapatarak ailelerini izole etmeye çalışan insanlar, kırık banklar ve burada yasa dışı bir sürü iş yapan insanların barındığı bir sahil yolu vardı.

Biz göreve geldiğimizde sahil yolunu Erciş'in vitrini yapacağız dedik. Burası Erciş'in kalbi olacak dedik.

Öyle de oldu.

Sahil yoluna tartan pistler, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, dekoratif aydınlatma direkleri bunların yanı sıra halkımızın dinlenip stres atacakları kamelyalar, piknik alanları yaptık.

Halkımız bu alanları tamamen ücretsiz olarak kullanıyorlar. Bu alanların yanı sıra vatandaşlarımızın yiyip içecekleri, marka değeri taşıyan işletmeler de açtık.

Yapılan açık ihale usulü ile bu işletmeleri hizmete sunduk ama beyni ve vicdanıyla düşünme yeteneğini kaybetmiş insanlar, 'sahilin her tarafını sattılar, sahilde bisiklet sürmek, piknik yapmak, yürüyüş yapmak, kamelyada oturmak parayla' diye yalan uydurdular, hakkımızda dedikodu çıkardılar.

Bu hizmetlerin hiçbirinden para almıyoruz. Ama biz sahile işletmeler kurduk.

İstanbul Kadıköy, Büyükçekmece, Pendik sahilindeki işletmeler neyse, Erciş sahilindeki işletmeler de elbette öyledir. Halkımıza sundukları kaliteli hizmetin karşılığını elbette alacaklardır.

Önümüzdeki hafta iki tane iskele kafemizin işletme ihalesini yapacağız. O fitnecilere, o dedikoduculara sesleniyorum.

Açık ihale yapacağız. Buyurun gelin, ihaleye girin. Girmeyecekseniz, talip olmayacaksanız fitne çıkarmayın.

Biz yaptığımız her işi delikanlıca yaptık, başımız dik yaptık. Bundan sonra da öyle yapacağız” dedi. 


Her gün şehri güzelleştirmek için bir şeyler yaptıklarını dile getiren Yaşar mesajının devamında, “Bir sene önce Erciş her tarafı dışarıdan gelen biri için deprem yaşamış bir şehir gibiydi.

Yüzlerce konteyner ve prefabrik yapı vardı. Biz bunların tamamını kaldırdık. 'Erciş, efsane şöhretine geri dönecek' dedik.

Felsefemiz, hayalimiz, programımız bu oldu. Biz ne uykumuzu, ne yorgunluğumuzu hesaba kattık, ne tatilimizi düşündük, ne de çoluk çocuğumuzdan ayrı kalmayı.

Ne kapımıza konan bombaları, ne suikastçıları, ne de terör örgütünün tehditlerini. Bizim en fazla canımızı yakan bu mücadeleyi verirken kayyum atanmadan önce ‘Ah devlet bu şehre bir el koysa da hiç bir şey yapmasa, şu caddede biz sadece bir Türk bayrağı görsek’ diyenlerin bizi arkadan vurmalarıydı.

Bugün Vanyolu'nda, sahilde asla yıpranmayacak, yok olmayacak Türk bayrakları görüyorsanız, bu bizim eserimizdir. Tabi bunları yaparken alkışlarla yürümedik.

İki tür insanla mücadele ederek yürüdük. Yerine atandığımız insanların bize yönelik eleştirileri, hakaretleri bizi hiç etkilemedi.

Bunu zaten bekliyorduk. Ama ne yaparsak yapalım sureti haktan görünüp şerrin bayraktarlığını yapan insanların bu şer kafalarını yıkamadık. Bizi en çok bunlar yordu. 500 sokak varsa 450'sini yaptık. 50'si için bunlar ne yapıyor dediler.

Bir önceki belediye döneminde korkusundan sesini çıkarmayan, bir tek satır yazı yazmaya cesaret edemeyen o sosyal medya kahramanları, evinde çoluk çocuğunu aç bırakıp bir soba bile kuramayan, ama her yerde devletin atadığı kayyuma ve onun ekibine gece gündüz insafsızca, ahlaksızca iftira atan, hakaret eden insanlara boyun eğmedik.

Ama bizi çok yordular.

Tüm bu çalışmalarımız onların yormalarına rağmen, mücadelelerine rağmen oldu. Bu insanları ben Erciş halkının vicdanına sunuyorum.

Gerçekten ben ve bütün ekibim Erciş halkına şerefle, gururla, onurla, keyifle hizmet ettik. Bizim bu vicdanı pak, alnı ak Erciş halkına döktüğümüz her ter, analarının ak sütü gibi helali hoş olsun" ifadelerine yer verdi.