Üst göz kapağı alt sınırının göz bebeğinin üst sınırından normalde 1-2 milimetre aşağıda olduğunu ifade eden Urartu Göz uzmanlarından Operatör Dr. Özgür Bülent Timuçin, “Eğer bu seviye daha aşağıda ise, göz bebeğini örtüyorsa veya görme aksını kapatıyorsa, bu duruma ‘Göz kapağı düşüklüğü’ diyoruz. Kapak düşüklüğü doğumsal bozukluklar, travma, felç, enfeksiyon, yaşlılık gibi sebeplerle ortaya çıkar. Soruna zamanında ve uygun müdahale edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” dedi. 
Göz kapağı düşüklüğü tedavi hedefleri ve yöntemlerinin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiğini ifade eden Timuçin, “Bebeklik ve çocukluk döneminde göz tembelliğinin önlenmesi öncelikli hedefimiz iken, yetişkinlerde estetik kaygılar öne çıkmaktadır.

Ancak burada kapak düşüklüğü olan çocuklarda estetik kaygımızın olmadığı anlaşılmasın. Özellikle ebeveynlere, çocuklarındaki kapak düşüklüğü sorununu okul öncesinde düzeltmeyi öneriyoruz. Çünkü fonksiyonel bir bozukluk olmasa bile estetik açıdan dikkat çeken bir kapak düşüklüğü ile çocuğun sosyal hayatta karşılaşması muhtemel psikolojik travmaları (alay, dışlanma vb.) önlemek gerekir” ifadelerine yer verdi. 


Urartu Gözde göz kapağı düşüklüğü tedavisinde ağırlıklı olarak cerrahi uygulandığını belirten Timuçin, “Cerrahi tedavide en sık ‘frontal askı’ ve ‘levator rezeksiyonu’ adını verdiğimiz yöntemlerden faydalanıyoruz. Cerrahi tedavide çocuklarda genel, yetişkinlerde ise lokal anesteziyi tercih ediyoruz. Lokal anestezi sayesinde daha ameliyat masasında, cerrahi sonucu değerlendirme fırsatını hastaya sunabiliyoruz. Ayrıca hasta ameliyattan hemen sonra evine gidebilir ve ameliyattan birkaç gün sonra normal hayatına dönebilir. Ancak bebeklerdeki veya çocuklardaki ameliyat sonrası süreç, aile ile sıkı işbirliği halinde hastaların daha sık ve daha uzun süre takibini gerektirir” şeklinde konuştu.