Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi. Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nun eylem planıyla ilgili, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan'ın 2019 yılına giderken sağlık ve diyabet, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın hayvancılık, kırmızı et üretimi ve hedefleriyle ilgili konular, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun göçle ilgili sunum yaptığını ifade etti. İç ve dış gelişmelerin de ele alındığını anlatan Yıldırım, açıklamaları sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bazı iş adamlarının yurt dışına varlıklarını kaçırdığı yönündeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine Bozdağ, "Ne demek istediğini bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız birinci ağızdan açıkladı. Türkiye, serbest piyasa ekonomisine sahip bir ülkedir. Burada serbestlik esastır. Yerli ve yabancı yatırımcılar yurt dışında da diledikleri gibi yatırım yapma hakkına sahiptir. Her türlü para transferini de bu maksatla yapabilirler. Türkiye'de herhangi bir sınırlama söz konusu olmamıştır, bundan sonra da bu anlamda kısıtlama olmayacaktır. Cumhurbaşkanımız para transferlerinin engellemesi ile ilgili talimatı olmamıştır, şu anda bu noktada bir sınırlandırma söz konusu değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız, sadece kendi ülkesine güvenmediği için sermayesini başka yerlere aktarmalarına yönelik sitem olduğunu ifade etti. Türkiye'deki yatırımcı ve iş adamlarımız kendilerinin sermayesini güçlendiren Türk ekonomisine güvenmeleri noktasında sitemini ifade etmiştir" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin terör örgütleriyle irtibat içinde olan, terörü finanse edenlerle ilgili bir hassasiyeti vardır" diyen Bozdağ, "Bu hassasiyet terör örgütlerine dönük finansman sağlayanlara karşı Türkiye hukuk devleti olmanın gerekleri neyse bunları yapmaya devam edecektir. Türkiye'de serbest piyasa ekonomisi vardır, devam edecektir" dedi.

 

'Kılıçdaroğlu'nun yarın yapacağı grup toplantısında yeni belgeler açıklayacağı' yönündeki haberlerin sorulması üzerine Bozdağ, "Bu kağıt parçalarını incelediğimizde şunu gördük, burada Sayın Cumhurbaşbakanımızın ve ailesinden herhangi bir kimsenin Man Adası'nda herhangi bir şirkete tek bir kuruş para göndermediğini bu dekontlar ispat etmektedir. Dekontlara bakıyorsunuz, havale edilen para yok, dışarı aktarılan para söz konusu değil. Bu dekontlar net bir şekilde Sayın Kılıçdaroğlu'nun müfteriliğini ispat eden belgeye dönüşmüştür. Sayın Kılıçdaroğlu kendi yalancılığını, kendi müfteriliğini başkalarını suçlamak için kullandığı belgelerle ispat eden dünyada örneğine rastlanır mı bilmem ama tek siyasi lider olmuştur. Elinde salladığı dekontlar Sayın Kılıçdaroğlu'nun müfteriliğini ispat eden kağıt parçalarıdır. Net bir şekilde. Onun için bizim Sayın Kılıçdaroğlu'ndan beklediğimiz şey şu, onurlu ve haysiyetli birisi gibi davranmak. Kendisi ben ispat ettim dedi, arkasında sordu 'Şimdi alçak kim' diye. Ben de buradan soruyorum, bu gösterdiğin dekontlar, sizin yalancılığınızı ispat eden birer belge olduğu ortaya çıktı. Ben de soruyorum Sayın Kılıçdaroğlu alçak kim? Müfteri kim? Yalancı kim? Bunu net bir şekilde ispat etmesi lazım" şeklinde konuştu.

Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun yapması gereken CHP Genel Başkanlığından istifa etmektir. Ben Kılıçdaroğlu'nu CHP Genel Başkanlığından istifa etmeye davet ediyorum, istifa etmeyeceğini bilerek davet ediyorum. Çünkü, bu Sayın Kılıçdaroğlu'nun ilk yalanı değil. Maalesef iftira siyaseti bu seferde Kılıçdaroğlu ile çamura baktı, Kılıçdaroğlu 'çamur at izi kalsın' anlayışını CHP'de bir siyaset geleneği haline dönüştürdü. Belli ki Sayın Kılıçdaroğlu sizi göreve getiren baronlar ve FETÖ'cüler artık sizin gitmenize karar vermişler. Baktılar ki sizi, kaset operasyonlarıyla CHP'nin başına oturtanlar Kılıçdaroğlu ile bir başarı elde edilemiyor, öyleyse pimi çekilmiş bombaları eline verelim bu kendi kendini siyasetten tasfiye etsin. Bu elinde patlayan bombaları eline verenler, artık Kılıçdaroğlu'nun gitmesini istiyorlar. Kaset operasyonunu yapan FETÖ, karanlık güçler Kılıçdaroğlu'nun son kullanma tarihinin dolduğuna karar vermiş durumdalar. Sayın Kılıçdaroğlu'nu bir rezillikten öbürüne iterek toplum içine çıkamaz hale getirmek istiyorlar. Yarın da başka belgeler açıklayacağını iddia ediyor. Anadolu'da bir husus var, bir tartışma yaparsınız tartışma sırasında birinin yalancılığı ortaya çıkar. Kılıçdaroğlu elinde patlayan Man Adası'nın bombalarından sonra konuyu değiştirip başka yeni bombalar ortaya koyarak bu sefer başka bombalarla günü kurtarmaya çalışacaktır. Ama ben diyorum ki günü kurtarma şansı yoktur. Ben yarın ne göstereceklerini merak ediyorum ama bize hangi iftirayı atacağından değil, CHP'yi nasıl bir kez daha rezil duruma düşüreceğinden dolayı."  

Afrin'e yönelik muhtemel operasyon sorusu

Afrin'e yönelik muhtemel operasyonun sorulması üzerine Bozdağ, "Suriye'de yaşanan her hadise, Türkiye'nin ulusal güvenliği ile ilgili doğrudan ilgilidir. Türkiye, bölgede çatışmaların sona ermesi, barış ortamını tesis edilmesi, herkesin katkı sağlayacağı barış ortamı tesisine son derece önem vermektedir. Ancak, bunu yaparken de elbette meşru olanlarla müteber olanlarla Suriye'deki bütün çevrelerle birlikte yapılmasını önermektedir. Terör örgütlerinin bu süreçte muhatap kabul edilmesini Türkiye reddetmektedir. YPG, PYD bir terör örgütüdür. Bunun herhangi bir şekilde bu sürece katılmasını bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Afrin'de de PYD, YPG teröristlerinin yer aldığını biliyoruz ve orada Türkiye'ye karşı bir hazırlık içerisinde olduklarını da görüyoruz. Türkiye, oradan bize yönelecek her türlü saldırıya anında karşılık vermektedir. Bundan sonra da karşılık vermekte tereddüt etmeyecektir" diye konuştu.

Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada Türkiye'nin ulusal çıkarları aleyhine herhangi bir gelişme olursa Türkiye, bu gelişmeyi durdurmak için hiç kimseden izin ve onay almaz. Bu gelişmeyi engellemek için adım atmakta da tereddüt etmez. Afrin'e dönük bir adım atılıp atılmamasını bölgede yaşanacak gelişmeler tayin edecektir. Türkiye'nin koyduğu sınırların aşılması halinde Türkiye elbette kendi hukukunu korumak için gereğini yapmakta tereddüt etmeyecektir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Rıza Sarraf davasına yönelik açıklamalarına ilişkin soru üzerine Bozdağ, "Ben şimdi Ana muhalefet partisinin genel başkanının şunu demesini beklerdim, Türkiye'nin hukukunu korumak için hiçbir ülke Türkiye hakkında yargı yoluyla karar veremez. Türkiye'nin ekonomik veya milli çıkarları hususunda hiçbir ülkenin takdir yetkisi yoktur. Bunu değerlendirme yetkisi tamamen Türkiye'ye aittir demesi lazım. Onun üzerinden bu işe bir tavır koyması lazım ama baktığınızda Sayın Kılıçdaroğlu'nun duruşu yerli değildir, milli hiç değildir. Zarrab hadisesi, 17-25 Aralık sürecinde FETÖ terör örgütünün yargı ve emniyet içerisindeki teröristleri eliyle Türkiye'de yaptığı bir yargı darbe teşebbüsünün bir parçasını oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.

Zarrab konusu

Zarrab'la ilgili dosyaların üzerinin örtülmediğini ve gereken soruşturmaların Türkiye'de yapıldığını hatırlatan Bozdağ, "Bu davada bilirkişi olarak ABD'de değerlendirilen bir STK, o da FETÖ'nün yardımlarıyla beslediği ayrı bir yer. Onun için burada devam eden bu dava, FETÖ-ABD yargısı iş birliği ile 17-25 Aralık sürecinde Türkiye'de yapılamayanın ABD yargısı eliyle ABD'de yapılmasından ve tekrarlanmasından başka hiçbir şey değildir. Türkiye İran'la yaptığı ticaretini uluslararası ve ulusal hukuka uygun yapmıştır. Buradan çıkacak kararın bizim açımızdan bir kıymeti yoktur çünkü hakiminin FETÖ'cülerin ağırladığı, tanığın FETÖ'cü olduğu, takipçilerinin de FETÖ'cüler olduğu bir davadan ve böyle bir yargılamadan Türkiye olarak biz adalet beklemiyoruz. O kadar net görülüyor ki Türkiye'de kurulan kumpasın Amerika'da gerçekleştirilmeye çalışıldığı, bunu ayrıca anlatmaya gerek yoktur. Bu kumpasın arkasında kimlerin olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu yargılama üzerinden Türkiye'yi suçlamak için büyük bir çaba var. Rıza Zarrab'ın üzerine kurulan baskı, ceza tehdidi ve dışarı çıkma ümidiyle yaptırılan iftiralar var. Bunların hiçbirini Türikye'nin kabul etmesi mümkün değildir. Bunların tamamı bir komplonun Türkiye'ye dönük ortaya konmasından ibarettir. Uluslararası anlamda ne yapılabilir, bu konu Bakanlar Kurulunda konuşulmadı çünkü davada doğrudan Türkiye'ye dönük yargılama yapılması söz konusu değil, zaten böyle bir yargılama yapılamaz da" dedi.

Bozdağ, taşeron konusunda çalışmaların tamamlandığını ve önümüzdeki hafta Bakanlar Kuruluna bu konunun gelebileceğini belirterek, "Bütçe görüşmeleri sırasında veya sonrasında parlamentoya sevk edilecek" dedi.

Enflasyon sorusu

Enflasyon konusuna ilişkin soru üzerine Bozdağ, "Yıl sonu rakamları hep beraber göreceğiz. Enflasyonu tek haneli rakamlarda tutmak ve daha da aşağıya çekmek hükümetimizin en önemli hedefidir" şeklinde konuştu.
15 Temmuz'un Türkiye'ye verdiği zararın FETÖ'cü kişi ve şirketlerden tahsil edilmesine yönelik çalışmaya ilişkin soru üzerine Bozdağ, "Böyle bir çalışma doğrudur. TMSF bu noktada bir koordinasyon görevi ifa etmektedir. Bildiğiniz gibi pek çok kurumun burada zararı vardır, ayrıca vatandaşlarımızın da maddi ve manevi pek çok zararı olmuştur. Bunların tespiti son derece önemli. Yürüyen dava teşebbüsüne ilişkin davalar var. Bu noktada vatandaşlarımız da kendileri ile ilgili davalar, gazilerimizin şehitlerimizin yakınları da uğradıkları maddi ve manevi zararları bu teröristlerden talep etme hakkı vardır. Onlar da eminim ki bu haklarını takip ediyorlardır. Elbette bu büyük felakete sebep olanlar doğurdukları zararı ödemekle mükelleftir" açıklamasında bulundu.