Son  zamanlarda bağırsakların sindirim  faaliyetini düzenli  ve sağlıklı olarak yapmasının beden ve ruh sağlığı  üzerinde  olumlu  etkilerinin olduğu   tartışılıyor.  Bu  konuda  neler   söylemek   istersiniz?

 Uzun zamandır  bağırsaklara basit  refleksleri olan bir organ gözüyle  bakıldı. Ama kimsenin  aklına bağırsakların muazzam  bir  sinir ağıyla  donatılmış    düşünen   bir  organ olabileceği   gelmedi. Son 20  yıldır  bağırsaklardaki bu zihinsel   aktivitelerin izahı  " ikinci  beyin " kavramının  ortaya  atılmasıyla başlatıldı. Karnımızdaki  beynin beyine gönderdiği   sinyaller, beyinden  alınandan  daha  fazladır. Kendi  başına hissedebiliyor,  düşünüyor ve  hatırlıyor. Sezgisel kararlarımızı, bu iç sesi  dinleyerek  alıyoruz. Dünyadaki   bütün kültürlerde duyguların  bedenimizin merkezinde oluştuğu  ifade  edilir. Bir  zorluğu  aşarken göbek   çatlatmak ya da  sevinçten  göbek   atmak, bir şeyin  insanın   içine   doğması  , sinirin  mideye   vurması  ( mideme  kramp  girdi  diye  söylenir ), fıtık   ettin  beni, içim   bir hoş  oldu  veya dünyaya   göbek   bağıyla  bağlanmak gibi söylemler. .Bunların   hepsi  beynimizin  dışında  da bir merkez olduğunu  düşündürüyor. Bu nedenle  sindirim  olayının hastalıklarla  doğrudan  bir  ilişkisi  olduğu  artık  bilinmektedir. Fizyolojik veya psikolojik birçok   hastalığın  arkasında  bağırsakların olduğu  ifade ediliyor. "Probiyotik" kavramının ortaya  çıkışından sonra yerli  ve yabancı  yayınlarda  ondan "ikinci beyin" olarak bahsedilmesi şaşkınlık yaratmıştır.

Sindirim  sistemindeki bazı  aksaklıkların düzelmesi  ile  birlikte birçok nörolojik  hastalığın seyrinin daha olumlu olduğu gözlenmiştir.

 Neden "İkinci   Beyin " deniyor. Bağırsaklar beyin  gibi  nasıl   düşünebiliyor?

 Bağırsaklar bir futbol  sahası  büyüklüğündedir.Hayatta kalabilmemiz için  enerjiye  ihtiyacımız var. Bu  enerjiye protein, yağ, vitamin ve minerallerden alırız. Bunların   hepsinin giriş  kapısı  bağırsaklardır. Oradan giren   malzeme eksikse bizden onu  mutlaka  ister. Hani canımız  birden birşey  yemek ister ya işte bu nedenledir. Tıpkı   bir  beyin gibi hisseder  ve  beyin  gibi  çalışır.Sindirim  olayı   için "bağırsak  florası" da  denilen iyi  bakterilerin  olması  gerekir. Ekmek nasıl   mayalanmak zorunda  ise, nasıl sütü  mayalayıp yoğurt  peynir yapıyorsak, bu dost  bakteriler de bağırsaklarda aynı   işlemi yaparlar. Bu bakteriler olmazsa yediklerimiz hiçbir  işe  yaramaz, çürüyerek dışarı  atılır. Ne ilginç   değil mi?

Antalya'da düzenlenen  Psikofarmakoloji kongresinde " bağırsaklarımızda sağlıklı   bakterilerin (dost bakteriler) sayısını  arttırabilirsek beynimiz  daha  iyi çalışacaktır " iddialarında bulunulmuştur.

  Evet  ilginç. İnsanların   çoğu   bakterileri hastalık  yapan mikroskopik  canlılar  olarak biliyor. Demek  dost   bakteriler de varmış. Peki hocam  normal  bir insan bağırsağında kaç   bakteri  bulunur?

1000 civarında  olduğu  söyleniyor.  Bunlardan  bir kısmının  bir  şekilde  beyin çalışmasını  düzenlediği gösterilmiş. Depresyon, stresle ilişkili  rahatsızlıklar, otizm, Parkinson  hastalığı ve Alzheimer gibi  hastalıkların  oluşumunda  ve tedavisinde bakterilerin rolü konusunda  kanıtlar  giderek artmaktadır. 

Bir süt  ürünü   olan KEFİR in bağırsaklarda iyi   bakterileri arttırdığı  söyleniyor  ne dersiniz?

 KEFİR,  proteinler, yağlar, laktik  asit  bakterileri ve mayaların bir  karışımıdır. Tansiyon düşürücü,  iltihap  giderici, bağışıklık   sistemini  güçlendirici etkileri  vardır. Dolayısıyla bağırsaklardaki   dost  bakterileri arttırıcı çok   önemli   bir probiyotiktir.

Çok  teşekkürler. Madem ki bağırsaklar ikinci beyin o halde  beynimiz  gibi bir "hatırlama" özelliği  de olmalı  değil mi?

  Şüphesiz  var. Bir  yaşına kadar  olan bebeklerde ikinci  beyin yani sindirim sistemi daha  baskındır. Mutlu olma, sadece yenilen içilenle ilgili  gibi  görünse de  değer   verilme, şefkat, koruma, yalnız  bırakılmama  gibi  davranışlarla da  güçlendirilir. Çocukluk   döneminde  yaşanılan  olumlu-olumsuz her türlü   olayı saklayabilme, yani hafızaya   alabilme yeteneği  olan çok   geniş  sinir  ağına  sahiptir. Bu  hücrelerin sayısı  omurilikteki hücrelerin   sayısından  daha  fazladır. Bu durum çocukluk   sonrası  devam eden yaşamdaki davranışsal  özelliklerin  ya da bozuklukların  bir nedeni olarak karşımıza  çıkacaktır.

Yani Freud'un dediği şey  belki de beyindeki bilinçaltı değil,  tamamen karın   bölgesindeki güneş  sinirağı da   denilen ikinci  beyindeki duygusal yasanmışlık kayıtlarının sonucudur.

Anlam   verilemeyen  duygusal tepkilerin aslında  bağırsakların  bağlı   olduğu   güneş  sinirağının kayıtlı bilgilerine  göre  oluştuğu gerçeğini  bilsek; belki de birçok  psikiyatrik veya  davranışsal olumsuzlukların üstesinden   gelebilecek ve bu olumsuz kayıtları silerek yaşamımızda temiz  ve huzurlu bir sayfa açabilecek  gücü kendimizde bulabileceğiz.

 Röportaj Haber: Hasan Kurt