Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, "Komşunuz fakirse ve yeterli bir güvenliğe sahip değilse bu sizin refahınızı da güvenliğinizi de olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple biz güven içinde olmayan ve fakir komşu istemiyoruz. Bütün komşularımızın zengin olmasını, refah içinde olmasını ve güvenlik içinde olmasını istiyoruz. Ortak güvenlik ve refahımızın ancak bu şekilde garanti altına alınabileceğini düşünüyoruz." dedi.Helsinki Politika Forumu'nun açılış oturumu, Elite World Van Otel'de yapıldı.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk, forumun açılışında yaptığı konuşmada, Van'ın Mezopotamya ile Anadolu'nun yanı sıra Ortadoğu ile Orta Asya'nın birleştiği noktada olduğunu vurguladı. Van'ın aynı zamanda İranSuriye ve Irak'a birkaç saat mesafede olduğunu dile getiren Kayatürk, "Van artık huzurun kenti. Bugün Helsinki Forumu yapacağız. Yarın da Asya Parlamentolar Birliği Asamblesi'nin toplantısını yapacağız." diye konuştu.

Helsinki Politika Forumu Direktörü ve Forward Thinking Eş Kurucusu ve Direktörü Oliver McTernan ise Van'ın yalnızca tarihi değil, aynı zamanda jeopolitik açıdan da önemli bir buluşma noktası olduğunu belirtti. Helsinki Politika Forumu'nda parlamenterler, hükümet yetkilileri ve iktisatçıların bir araya gelerek ortak analizler yaptığını anlatan McTernan, foruma 11 Avrupa ülkesinin katıldığını söyledi ve ilk defa bir halka açık oturum gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.

Van Valisi Murat Zorluoğlu da kentin her bakımdan çok daha iyi noktaya geleceğine dikkati çekerek, Ortadoğu'da barış sürecine katkı yapmayı hedefleyen forumda faydalı ve kullanışlı sonuçlar elde edileceğine inandığını kaydetti.

- "Bölgede karmaşık bir tabloyla karşı karşıyayız"

Açılış konuşmalarının ardından AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, "Opportunities and Challenges in Our Region: Need For a Sustainable Framework Based On Regional Ownership" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın önemli meselelerinin dünyanın değişik coğrafyalarında konuşulabileceğini ancak bu toplantının bu coğrafyada yapılmasının ortaya konan fikirlerin bir renge dönüşmesi anlamında önemli olduğunu anlattı.

Coğrafi ve tarihi bağ olan bu bölgede uzun zamandır çalkantılar yaşanırken, son zamanlarda yeni gelişmelerin de ortaya çıktığını belirten Çelik, "Bir zamanlar bu bölge daha ziyade Ortadoğu Barış Süreci olarak adlandırdığımız İsrail-Filistin meselesi ile tanınırken, Arap Baharı ve özellikle de Irak ve Suriye'de yaşananlarla başka bir hal aldı. Son olarak Körfez'de ve Suudi Arabistan'da meydana gelenlerle birlikte daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya kaldığımız açıktır." şeklinde konuştu.

İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük zorunlu insan hareketliliği ve bu hareketliliğin neden olduğu insani felaket ile karşı karşıya olunduğuna işaret eden Çelik, Türkiye'nin bu noktada adeta Avrupa üzerindeki baskıyı hafifleten bir emniyet sübabı rolü oynadığını, tek başına 3 milyonun üzerinde Suriyeli ve 400 bin Iraklıya ev sahipliği yaptığını vurguladı.

"Terörizm ortak tehdit"

Yaşananlar karşısında dünya genelindeki yaygın kanının, uluslararası sistemin artık işlemediği yönünde olduğunu söyleyen Çelik, devasa sorunların varlığını koruduğunu, kargaşa ve yoksulluğun düzensiz göçün artmasına neden olduğunu ifade etti.

Çelik, terörizmin ortak tehdit olarak kendini gösterdiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: 

"Siber saldırılar, yalan haberler ve seçimlerin manipüle edilmesi karşısında oldukça kırılgan ve tehlikeye açık bir durumdayız. Teorik olarak konuşacak olursak, Avrupa'nın bu tehdit, risk ve sınamalara direnme gücü olduğunu söyleyebiliriz. Ancak işin pratiğine bakacak olursak yeterince çaba sarf edilmediği ve kırılganlığın arttığı gözlemlenmektedir."

Bölgedeki devletlerin toprak bütünlüğü ve ulusal birliklerinin altını kuvvetle çizmek zorunda olduğunu vurgulayan Çelik, ayrışmaya, bölünmeye ve parçalanmaya yönelik eğilimlerin sadece Ortadoğu bölgesi için değil Avrupa için de tehdit teşkil ettiğini belirtti.

Her etnik grubun bir egemenlik alanı yaratması fikrinin özellikle bugün karşı karşıya olunan siyasi ve ekonomik küresel sınamalar da dikkate alındığında, yıkıcı sonuçları olan bir fanteziden öteye gitmediğini vurgulayan Çelik, Katalan ve Kuzey Irak referandumlarını örnek gösterdi.

Bazı müttefiklerin teröristlerin taktik olarak kullanışlı olduğunu söylediklerini duyduklarını dile getiren Çelik, "Bunu maalesef Suriye'de görüyoruz. DEAŞ ile savaşmak için YPG gibi teröristlerin silahlandırılması, uluslararası toplumun son dönemlerde ne kadar kafası karışık ve yönünü şaşırmış bir durumda olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Taliban ile mücadele edilirken El Kaide, onunla mücadele edilirken de DEAŞ'ın ortaya çıktığını hatırlatan Çelik, şimdi ise DEAŞ'tan daha tehlikelisini üretmek gibi bir hatayla karşı karşıya kalınmaması gerektiğini kaydetti.

"Terör karşı uluslararası iş birliği şart"

"Teröristlerin tümünü ayrım yapmadan etkisiz hale getirme konusunda kararlı olmazsak, teröre karşı savaşta başarısız olacağız demektir." şeklinde konuşan Çelik, tüm terör şebekelerine karşı savaşta tam kapasite bir uluslararası iş birliğini başarmak gerektiğini belirtti.

Bakan Çelik, DEAŞ'ın ve diğer teröristlerin Ortadoğu – Kuzey Afrika bölgesinin ve genel olarak dünyanın farklı yerlerinde tekrar ortaya çıkmalarının engellenmesinin oldukça ciddi ve zorlu bir görev olduğunu söyledi. Tüm terörist örgütlerin, yabancı terörist savaşçıları kendi amaçları doğrultusunda kullandığına işaret eden Çelik, bunun "hibrit bir terör durumu" olduğunun altını çizdi.

Terörist örgütlerin arazide yenilgiye uğratılmasının barış ve refaha giden uzun yolun sadece başlangıcını oluşturması gerektiğini dile getiren Çelik, mezhep temelli ayrımcılığın özellikle bu bölgede istikrarsızlığa giden yolun taşlarını çok hızlı biçimde döşediğini ve devletlerin altını oyduğunu anlattı.

- "Türkiye dünyanın en cömert ülkesi"

Türkiye'nin, dünyanın 17'inci en büyük ekonomisi olmasının yanı sıra insani yardım ve kalkınma yardımı açısından dünyanın "en cömert" ülkesi olduğunu vurgulayan Çelik, artık bölgesel düzeyde daha fazla ne yapılabilir sorusu üzerinde kafa yormak gerektiğini aktardı.

Çelik, "Komşunuz fakirse ve yeterli bir güvenliğe sahip değilse bu sizin refahınızı da güvenliğinizi de olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple biz güven içinde olmayan ve fakir komşu istemiyoruz. Bütün komşularımızın zengin olmasını, refah içinde olmasını ve güvenlik içinde olmasını istiyoruz. Ortak güvenlik ve refahımızın ancak bu şekilde garanti altına alınabileceğini düşünüyoruz." dedi.

Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarı yeniden tesis etmek için muazzam bir çaba sarf ettiğini söyleyen Çelik, ancak bunu tek başına yapmanın mümkün olmadığını ifade etti.

Son bir yıl içinde bölgenin gelecek on yıllarını etkileyecek çatışma konularının ortaya çıktığına dikkati çeken Çelik, bunlara dönük olarak acil, hızlı diyalog kanalları üretmek gerektiğini vurguladı.

Dünyada bir değişim sürecinin başladığını, eski ittifakların bozulduğunu, yeni düşmanlıkların ve ittifakların tesis edildiğini belirten Çelik, "Daha zor ve karmaşık bir dünya bizi bekliyor. Dolayısıyla çatışmaları önlemek için daha çok siyasi ve diplomatik akıl üretmek durumundayız." ifadelerini kullandı.