Van Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mehmet Aslan,  “İnşaat sektörünün varlığı insanlık tarihi ile başlar insanoğlunun, kendisini vahşi doğaya, tabiat şartlarına, iklimsel koşulara ve insanların birbirlerine karşı mücadele, çatışma, koruma içgüdüsü konut ve yaşam alanları ihtiyacı hâsıl olmuştur. Bu ihtiyaçlarla beraber inşaat sektörü hayat bulmaya başlamıştır.1990’lı yıllarla birlikte başlayan ve 2000’li yıllarda ivme kazanan dünyadaki sosyal ve ekonomik dönüşünde en önde gelen iktisadı alanlardan birisi inşaat sektörü olmuştur. Dünyanın hemen yer yerinde hızla büyüyen sektörün en dikkat çekici gelişme kaydeden ülkelerden biri de Türkiye’dir. Özellikle son yıllar dikkate alındığında Türkiye ekonomisinin büyük oranda inşaat faaliyetlerini belirlediği dolayısıyla bu sektörün lokomotif haline geldiği bir gelişim göstermiştir. Bu durumun en temel yansımalarından biri; Türkiye’nin tüm kentlerinin bir şantiye alanına dönmesi olmuş. Gerek yerel ve merkezi otorite gerekse özel sektör oldukça yoğun bir faaliyet süreci içinde inşaat sektörünün sürekli büyüme kaydeden bir alan olmasına vesile olmuşlardır. Bu durumun toplumun geniş kesimlerine bazı önemli yansımaları olmuştur. İnşaat sektörü, yüzbinlerce kişinin istihdam edildiği ve çimentodan demire beyaz eşyadan mobilyaya, inşaat faaliyetlerinin çeşitli aşamalarındaki kalıpçı, kadrocu, su tesisatçısı, elektrikçi gibi birçok meslek grubunda bankacılığa kadar geniş bir ekonomik hinterlandı kapsamıştır. Dolayısıyla sektör, milyonlarca insanı etkileyen sosyal yönü gittikçe ağırlık kazanan bir iktisadi alana dönüşmüştür. İlimizde de inşaat sektöründeki gelişmelere paralel olarak gelişim göstermiştir. Bölgemizdeki ve ilimizdeki ekonomik gelişmişlik, iklim şartları göz önünde bulundurularak lokomotif sektör inşaata özel önem verilmelidir.  Yerel Yönetimler ve kamu otoritesi inşaat sektörünün önünü açacak imar planları hazırlamalıdır. Yerel yönetimlerin modern ve yaşanabilir kentler ihdas etmesi için yapmış olduğu imar planları, ulaşım hatları, park alanları, alt yapı hizmetleri, temiz su, kanalizasyon hatları, doğalgaz, elektrik, eğitim, sağlık ve dini yaşam parkları hazırlanmalıdır. Bu planlar ve adalar üzerine özel inşaat sektörü tarafından inşa edilecek yapıların bu konseptin ruhuna uygun bir şekilde modern kültürel etkinlik alanları, sosyal faaliyet yerleri, sportif aktivitelerin hayat olacağı çevresel ve sosyal dokusuyla tam bir yaşam alanı kurmalıdırlar. Burada bütün tarafların üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmelidirler” dedi.

Türkiye’de mobilya tasarımı ve sektörünü sağlıklı bir çizgiye oturtmak, uluslararası platformda yer edinebilmek akım haline getirmek, yarını için amaç haline dönüştürmek gerekmektedir. Bunun için, standartlara uygunluk, iş güç tüketici talepleri, teknolojik yenilikler dikkate alınarak rekabet edebilme seviyesine gelebilmeleridir. Kendi kültürünü okuyup yorumlayabilmek, geleceğe geçmişten gelen kültürü yansıtabilmek adına özgün tasarımlar geliştirilmeli, yerli üretim, üretici ve tasarımcılar tercih edilmelidir. Kendine özgü, kaliteli ve teknolojik tasarım fikirleri yaratılmalı. Güven, devamlılık, kaliteli talep beklentilerini karşılamak, standartlaşma, marka yaratma, özgün tasarım konularında imaj yaratılmalıdır. Bütün bu emek ve özveriyle ortaya çıkan bu ürünlere göre halkı tarafından sahiplenmeli ve kullanımı özendirilmelidir. Yerel yönetimler ve kamu otoritesi yerelde üretilen bu ürünlerin kullanımı mal ve hizmet alımlarında ekstra özen göstermelidir.